• Arama

Yasak Aşkın Yıktığı Şehir: Troya

Mutlaka duymuşuzdur meşhur Troya atını, hikayesini. Troyalı bir prensin bir Akha prensesini kaçırması ve ardından intikam uğruna yıllarca süren bir kuşatma ve sonunda bir at hilesi. Peki sadece bundan mı ibaret Troya. Yasak bir aşk ve ardında bir hile ile yok edilmesi mi bir şehrin? Aslında çok daha fazlası saklı bu antik şehirde...

Troya ve Homeros

Kendinden çok efsanesiyle ünlüdür bu şehir. İşte bu efsane İlyada. M.Ö. 8. yüzyılda Foça’da (Phokaia) doğmuş ünlü tarihçi Homeros’un yazdığı şiirsel bir destan. Savaşın 51 gününün anlatıldığı 15693 dize. 20 yıl sonra da Akhalı savaşçıları Odysseus önderliğinde maceralı eve dönüş yolculuğunun anlatıldığı 12100 dizelik Odysseus kaleme alır.

Mitolojik hikayeleriyle de ön planda olan bir şehir Troya. İda Dağına (Kaz dağları) bebek prensin bir rüya ve kehanet sonrası öldürülmesi amacıyla gönderilmesiyle başlayan bir efsane silsilesi. Ardından Hera, Athena ve Aphrodite arasında Dünyanın bilinen ilk güzellik yarışması ve bu yarışmayı kazanabilmek amacıyla sunulan bir rüşvet. Troya’nın yıkılışına giden yoldaki ilk adımlar olarak kabul edebiliriz. Bir zamanlar öldürülmesi için bir avcıyla dağa gönderilen prensin şehrine dönüşü ve ardından Sparta kralı Menelaus’un eşi Helen’i kaçırması savaşı kaçınılmaz kılar belki de bahanesi olur savaşın. 10 yıl sürecek olan ve  ilk dünya savaşı diyebileceğimiz muharebesi Kuzey Ege kıyılarında başlar. Bir tarafta Achilleus, Ajax, Agamemnon, Odysseus diğer tarafta Hector, Paris. Akhalıların 10 yıl boyunca aşamadığı surlar ve Odysseus’un sinsi at tuzağı döneminin en zengin şehirlerinden biri olan Troya’nın yıkımını getirdi. Ama bu yıkım büyük bir imparatorluğun temelini de atar. Şehirden kaçanlardan birisi olan prens Aeneas Kuzey İtalya’da Etrüsk Krallığına gidecektir. Bir süre sonra ise onun soyundan iki kardeş yani Romus ve Romulus dünyaya gelir. Yani Roma imparatorluğunun kurucuları. Roma’nın kökleri Anadolu’dadır ve hatta Troya’dadır da diyebiliriz. Aslında bu bahsettiğimiz Troya’nın efsanevi ya da düş kısmı. Antik şehre gittiğinizde gerçek Troya’yı orada görebilirsiniz.

Dokuz Defa Kurulan ve Yıkılan Şehir

Gerçekten böyle bir at var mıdır yok mudur bilinmez ama Troya M.Ö. 3000’lerden başlayıp M.S. 500’lere kadar var olan 9 katmanlı bir şehir. Bu meşhur savaşın yok ettiği ise Troya VI. Troya I ve VII arası dönemler Anadolu halkının yaşadığı dönem.Troya VIII Büyük İskender’in egemen olduğu ve Troya IX ise Roma ‘nın hüküm sürdüğü dönemdir.

Doğu Kapısı ve Troyalıların Tanrılara Borçlu Olduğu Surlar

Akhalıların yıllar boyunca saldırdığı fakat bir türlü geçemedikleri surları Poseidon’un inşa ettiği söylenir. Surlarda her altı yedi metrede bir çıkıntılar vardır ki bunlar dönemin surlarına bir oval şekil kazandırır. Kimilerine göre estetik görünmesi için böyle yapıldığı söylense de hiç kimse bunca masrafı ve emeği dekorasyona kolay kolay harcamaz. Bahsettiğimiz dönemin 3200 yıl öncesi olduğunu hesaba katacak olursak güvenlik en önemli kaygı.

Troya’da Yılların Değiştiremediği Tek Mekan: Kutsal Alan

Troya’da tarihi süreç içerisinde bir çok şehir üst üste kurulduğundan katmanların içiçe geçtiği bir görünüm vardır bazı bölgelerde. Bir önceki dönemde sur olarak kullanılan bir yapı bir sonraki şehirde bir tapınağın temelini oluşturmuş. Bu kutsal alanda ise bir çok katmanı bir arada görebiliriz. Kutsal bir mekan olmasından olsa gerek burası hiç bir zaman değişmemiş. Her defasında üzerine eklemeler yapılarak geliştirilmiş. Bir zamanlar Athena heykelinin üzerinde durduğu platformda taştan mermere bir çok malzemeyi görebilirsiniz. Kurbanların kanlarının akıtıldığı kuyular da burada..

Şehrin Altın Çağı Roma Dönemi: Troya IX

Görünümü her ne kadar tiyatroyu andırsa da burası bir odeon, yani küçük eğlencelerin, gösterilerin yapıldığı yer. Tabi günümüzde de olduğu VIP koltuklar burada da var,tam ortada üst sırada.

Romalılar Troya savaşı sonlarından şehirden kaçan Aeneas ismindeki bir prense yani bu şehre köklerini dayandırırlar. Bundan dolayı Romalılar Troya için para harcamaktan yatırım yapmaktan hiç bir zaman kaçınmadılar. Augustus, Hadrian, Caracalla gibi bir çok imparator bu şehri bizzat ziyaret ettiler.

Ve Troya Tarih Sahnesinden Siliniyor

Böylesine ihtişamlı bir şehir ne oldu da M.S.500’den itibaren önemini kaybetti? Cevap olarak iki akarsu desek pek inandırıcı olmayabilir ama basit bir tabirle söyleyecek olursak cevap tam da budur. Troya yaklaşık 3500 yıl boyunca Çanakkale Boğazına yakın bir bölgede var oldu. Ama hiçbir zaman bir liman kenti olmadı. Günümüzde Troya’da Athena tapınağına çıkıp boğaza bakarsanız bir ova görürsünüz. İşte bu ova iki akarsuyun yani Dümrek(Simois) ve Karamenderes(Skamander)’in kıvrıla kıvrıla geçtiği ve ardından boğaza döküldüğü Kumkale Ovası. Fakat bir zamanlar geniş bir koyun olduğu yer idi. O dönemin şartlarını düşünecek olursak boğaza gelen ticaret gemileri hem akıntıya hem de yılın büyük bölümünde esen poyraza karşı ilerlemek durumundalar. Bu da çoğu zaman mümkün olmadığı için bu koy gemilerin uygun şartlar oluşana kadar beklediği barınak olmuş. Bazen bir gün bazen bir ay belki de daha uzun süre beklemek zorunda kalmışlar. Bu süre zarfında Troya’da ticaret yapıp şehrin günden güne zenginleşmesine sebep olmuştur. Bu yüzdendir ki “Rüzgarın zengin ettiği şehir” derler Troya için. Fakat zaman içerisinde bahsettiğimiz iki akarsu yavaş yavaş bu koyu doldurunca, artık zenginlik yerini zor günlere bırakacaktı. M.S. 500’lere geldiğimizde denizciliğin gelişmesi ve koyun dolmasından gemiler pek Troya’ya uğramamışlar, transit geçip gitmişlerdi. Para kazanamayan insanlar da başka yerlere göç etmişler. Doğanın insan yaşamına en çarpıcı etkilerinden biri olmuştur bu olay.

Troya: Düş ve Gerçek

Gerçekten bir yasak aşk mı yıktı, yoksa gerçekten tahta bir at tuzak olarak kullanıldı mı bilinmez ama Troya Dünya tarihine hikayesiyle ve kalıntılarıyla damga vurmuş, 1998’de UNESCO Miras Listesinde yerini almış bir yerleşimdir.

Troyalılar’ın kim olduğuna dair bir tartışma oldu ve hala iddialar süregelmekte. Türk mü Yunan mı Japon mu bilinmez ama Mustafa Kemal Atatürk’ün 30 Ağustos 1922’de “Hector’un intikamını aldım” demesi, Fatih Sultan Mehmet’in 1462’de buraya gelip kurban kesmesi ve “İstanbul’u fethederek Troya’nın intikamını aldık”  sözleri kayda değer bilgilerdir.

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.