• Arama

Marmara'nın En Sessiz Koyu: Siği

Adıyla müsemma bir masal diyarı; Her şey yaşanmış bitmiş şimdi ise daracık ve küçük sokaklarda eskiyle yeni,  kuş cıvıltılarıyla dans  ediyor adeta...

 

     

Günümüzden yaklaşık 2500 yıl önce İon Kolofonlular’ın kurduğu bir liman kenti hatta etrafındaki diğer liman kentlerine göre en eskisi. Bugünkü Gemlik körfezinde yer alan küçücük bir koy ama koskoca bir dünya. Dört mevsim yaşanır bu koyda… Marmara bölgesinde portakal mandalina muz yetişir mi? diye sorsalar "Tabiki Hayır" dersiniz ta ki bu koyu görene kadar.

Kasabaya adım atar atmaz her evin bahçesindeki mandalina, portakal, muz ağaçları hemen dikkatinizi çeker, sanki hepsi akşamki balo  için kasabayı süslemişlerdir; yeşil ve turuncu, mavi ve pembe evlerin arasından göz kırparlar. Gelen misafirleri tüm renkliliğiyle selamlar. 

Neredeyse her evin balkonundan sarkan Atatürk posterleri acaba akşam Cumhuriyet balosu mu var! hissi uyandırır sizde. Sokaklarda gezerken bir eski bir yeni evler, sanki labirentlerin arasında bulmaca oynar gibi.

Eski bir Rum yerleşkesi burası aslında ama Mübadeleden sonra tamamen Türkler yaşıyor artık. Muhtar Ramiz Bey'in söylemiyle köyde 1674 adet ev bulunuyor. Tüik'e göre nüfus1000 kişi ama Ekim-Mart arası asıl nüfusu 200 kişi.

Rum evlerinin yanı sıra bahçeli lüks evler dikkatinizi çekiyor Bursa'daki ya da Türkiye'deki tanınmış  iş adamlarının evleri yer alıyor. Kurulduğu ilk günden beri bir liman kenti olmuş, arkasındaki verimli ovanın dünyaya açılan kapısı olmuş Kumyaka.

Siği: sakinlik, dinginlik demek. Aynı ismi gibi sakin ve dingin bir yer dolayısıyla dalga sesleri ve kuş cıvıltılarıyla bir gün geçirmek istiyorsanız adres Kumyaka yani Siği. Siği zamanla Kumyaka adını almış ama neden olduğunu yerli halk da bilmiyor hatta eski ismini geri istiyorlar.

C şeklinde bir koy, yamaç kısmında evler ve birinci sınıf zeytininden dolayı yağhaneler  yer alıyor. Öyle ki eski adetlere göre 200 zeytin ağacı ekmeyene kız verilmezmiş. Zeytin yetiştiriciliği hala yapılıyor ama taş baskı zeytinyağı yapan dört tane yağhaneden bugün sadece bir tanesini görebilirsiniz. Zeytinin yanı sıra ipekböcekçiliği de yapılmış bir zamanlar ve sokaklar arasında kaybolurken karşınıza bir böcek ayazması çıkıverir.

     

Birden yükselen ezan sesi koyun sessizliğinde hoş bir yankı oluşturur. Keyif alırsınız dinlerken, bu huzura iştirak eder günde beş defa… Minarenin fotoğraflamaya çalışırken tarihi binaların arasından, taş temel üzerine ahşapla yükselen evleri fotoğraflamak için sabırsızlanmaya başlarsınız.

Aşağılara indikçe deniz kenarında bir kilise dikkatinizi çekecek. M.S 780’de yapılan bu kilise haç formunda olup yapıldığı dönemde Ortodoks dünyasının fiziki olarak değil de cemaat olarak en büyük üçüncü kilisesiydi. Kilise iskândan sonra özel mülk olarak Cemal Bey'e satılır.

       

Cemal Bey'in ise Mete Bey'e sattığı kiliseyi 2013'te Fener Rum Patrikhanesi lideri aynı zamanda Marmara bölgesinin Metropoliti olan Lambiriniyodis Elfideporos satın alır. Dolayısıyla Siği muhtarı Ramiz Batmaz'ın tüm kamulaştırma çalışmalarına rağmen şu anda Lambriniyodis'in öz malı olup Fener Rum Patrikhanesi tarafından restorasyona alınmıştır. (İlk kilise resmi ve mermer yazıt Sherry Thomas’a aittir. Instagram hesabı boomerang1211.)

Neyse ki hemen kilisenin yanında bulunan şifahane hala köy halkına ait. Bu şifahanede yapıldığı dönemde akıl hastaları ve astım hastaları tedavi görmüşler. Siği bu bölgeye özel havası dolayısıyla astım hastalarına her daim şifa olmuş, bugün de aynı özelliğini korumakta ve bu şifahane yeni bir projeyle belki de butik otel olarak kullanılarak günümüzde de şifa dağıtmaya devam edecek.

Sahilde ilerlerken yeşilliklerin içinde faleze doğru güzel bir mekan dikkatinizi çekecek. Merak ettim ve gittim, muhteşem bir köy manzarası olan sadece kahvaltı salonuymuş burası. Ünal ailesinin işlettiği bu yerde Benan Hanım kendi elleriyle yaparmış reçelleri, börekleri ve salçaları. Peynirler kendi bölgesinden getirtilirmiş, yöreye ait şevketi bostan gibi  otlarla kendilerine özel yumurtalar yapılırmış, hatta öyle ki Falez Kahvaltı Salonu Türkiye'deki en iyi 8 kahvaltıdan 1.si olarak seçilmiş…

Muhteşem koy manzarası eşliğinde güzel bir kahvaltıyla güne başlayıp kasabayı  keşfederken mutlaka Kadınlar Derneğine uğrayın. Burada köy kadınlarının yapmış oldukları ev yapımı gözleme ya da börekleri  yedikten sonra aynı zamanda lezzetli inciriyle meşhur olan Siği'nin el yapımı mandalina, incir reçelleri, marmelatlarını buradan hem tadıp hem de satın alarak onlara destek olabilirsiniz.

Deniz kenarında yaşayamasak da en azından bir günü, hala balkondan balkona seslenen teyzelerin olduğu, sakin ve samimi bu küçücük balıkçı kasabasına mutlaka ayırın. Şimdilerde yapay ortamlarda sanal çiçeklerle doğaya dönme çabasında birçoğumuz. Böylesi bir ortamda dalga sesleriyle, güzel bir balık masasında, sıradan ama sakin ve dingin bir günü bitirmek. Neden olmasın?

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.