• Arama

Hat Sanatında Kullanılan Aklâm-ı Sitte Nedir?

Eskiye döndüğümüzde, bir yeri gezerken ya da bir eseri incelerken kısaca Hat sanatını içeren her türlü yazıda ‘Aklâm-ı Sitte’ tabiri ve ona dair olan yazı çeşitleriyle karşılaşırız. Aklâm, Arapça kökenli bir kelime olup kalemler anlamına gelirken, sitte ise altı rakamını ifade etmektedir.

Altı çeşit yazı stilini oluşturan ve Hat sanatında oldukça fazla kullanılan bu stilin mimarının Abbasi veziri İbn-i Mukle (886-940) olduğu bilinse de günümüze ulaşan herhangi bir eseri ne yazık ki yoktur. Genel düşünceye göre Aklâm-ı Sittenin gerçek mucidi Yakut el Musta’sım’dır. Osmanlı’da ise Amasyalı Şeyh Hamdullah’ın (1436-1520) çalışmalarıyla bu sanat dalı gelişme gösterirken; Hafız Osman, Mehmed Şevki Efendi gibi değerli isimlerle bu alan tamamen zirveye ulaşmıştır. Günümüzde de birçok hattatın Hafız Osman üslubunu benimsediğini görebilmemiz mümkündür. (Yukarıdaki resim Hattat Hafız Osman’a aittir).

Yazı çeşitlerine şöyle bir göz gezdirecek olursak;

1- Sülüs

10.yüzyılın sonları gibi ortaya çıkan bu yazı türü köşeli olmayıp bir harfi üç ölçüde değerlendirdiğimizde üçte ikisinin düz üçte birinin hafif meyletmesiyle bu adı almıştır. Yazı çeşitlerinin arasında yazımı en zor ve kuralları en fazla olan tür olması ve istife uygunluğu nedenle; ‘Ümmü’l-Hutût’; yani ‘Yazıların Anası’ olarak bilinmektedir.

Hat derslerine başlayanların ilk yazdıkları yazı türlerindendir. Kur’ân-ı Kerîmler ve levhaların genelde sülüs ve nesih türüyle yazıldıklarını söyleyebiliriz. Bunun yanında kıtaların yazımı ve kitap kapaklarında da bu yazı tipi görülür. Bu yazı türünün bu kadar çok tercih ediliyor olmasının nedeni hem daha okunaklı hem de daha süslü görünüyor olmasıdır.

2- Nesih

Nesih, ‘nesh etmek’ fiiliyle aslında ortadan kaldırmak yahut kopyalamak gibi anlamlara gelmektedir. Kitapların yazımında çok kullanılan bir tür olması nedeniyle bu ismi aldığı düşünülen nesih türünü daha çok mushaflarda ve Kur’ân-ı Kerîm yazmalarında görmemiz mümkündür.

3- Muhakkak

Muntazam ve muhkem anlamlarına gelen Muhakkak yazısı sülüse oranla daha büyüktür. Bu yazı çeşidini ayırt ederken elif gibi harflerin daha uzun yazıldığını ve ‘sin, kaf, fe, nun’ gibi harflerin de çanaklarının biraz daha uzun tutulduğunu görebilirsiniz. Muhakkak adı üzerinde okunması kolay ve girift yani iç içe bir yapıda olmadığından okunuşu da diğerlerine nazaran daha kolaydır.  Ekseriyetle Kur’ân-ı Kerîm yazmalarında kullanılmıştır.

4- Reyhani

Reyhan çiçeğine benzetilmesi sebeple bu ismi alan bu yazı türü aslında muhakkak yazı türünün az daha küçültülmüş haliyle yazılmasıdır şeklinde bir tanımlama yapabiliriz. Küçük oran kullanılması nedenle Mushaf ve muhakkak gibi el yazmalarında kullanılmış bir türdür.

 

5- Tevki’i

Kelime Farsça ‘nişan’ anlamında iken, Arapçası Tevkî’î’dir. Sülüs gibi kurallara, ölçülere göre yazılan bu yazı türünün boyut olarak biraz daha kısa yazıldığını söyleyebiliriz. En belirgin özelliği birleşmeyen harflerin de birleşik yazılabiliyor oluşudur. Eserlerin başlıklarında kullanılmasının yanında eskiden halife ve vezirlerin mektuplarının da bu yazı türüyle yazıldığı bilinmektedir.

Osmanlı’da Divanî; yani resmi işlerinde uygulanan bir yazı türü olmasının yanında berat ve fermanlarda ve hatta eski tuğralarda tevkî’î türünü görebilirsiniz. Aynı zamanda padişah buyruklarının üzerine çekilen nişanın da adıdır.

6- Rik’a

Rik’a küçük mektup anlamına gelir. Sülüs ve nesih karışımıdır. Nesih yazı türünde olduğu gibi dişsiz, daha yuvarlak ve bitişik halde yazılan bu tür daha çok icazetlerde kullanıldığı için ‘icazet hattı’ olarak da bilinmektedir.

Zaman içinde aklâm-ı sitteden ayrı üslupta gelişen yazı türleri de olmuştur. Örneğin; Ta’lik türü Tevkî’î ve Rik’a’nın harmanlanması ile oluşup birbirine bitiştirilmesiyle meydana gelmiş bir yazı türü iken aksine Kûfi türü ise, tam bir sanat eseri niteliğinde sanki birer bulmaca misali bizlere sunulmaktadır. Kûfî türü, İlk kez Hz. Ali’nin (r.a) Kurân’ı Kerîm’i süsletmesinin ardından Kûfe’yi merkez yapmasıyla gelişen bir üslup olup,  cami, medrese ve dini birçok eserde günümüzde de adeta nakşedilircesine tasvir edilmeye devam etmektedir.

Celî Divanî, Divanî ve mali hesaplar, vergi defterleri ve gizli yazışmaların yapılabilmesi adına kullanılan siyakat da sonradan gelişmiş olan önemli yazı türlerindendir.  Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri bir beytinde şöyle buyurur:

‘Güzellik arz eder dil-ber güzeldir

Güzel görmek göze lutf-ı ezeldir.’

(Güzeller güzeli olan gönül güzelliği her şeyi kuşatanı görüp fark edebilmek göze Allah’ın bir lütfu olarak ezelde yani yaratılışında verilmiş bir ihsandır.)

Velhâsıl güzel olan her şeyi görebilmek, değerini ve anlamını bilebilmek dileğiyle.

(Yazıda ki Kapak ve Kategori resimleri Hattat Mahmud Şahin’e aittir).

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.