• Arama

Çanakkale Savaşlarında Nusrat Mayın Gemisinin Rolü; Dünü ve Bugünü

Bir devrin battığı, bir milletin uyandığı yer ÇANAKKALE...  

Çanakkale Destanı, Çanakkale Kahramanlığı, Çanakkale Savaşı olarak dilimize yer etse de aslında Çanakkale; I. Dünya Savaşı‘nda topraklarımızda açılan cephelerden sadece biriydi. Yani doğru şekilde telaffuz etmek gerekirse Çanakkale Cephesi - Çanakkale Muharebeleri diyebiliriz.

Peki, Neydi Çanakkale’yi Bu Kadar Farklı Kılan Diğerlerinden?

Düşmanın üstün gücüne, bütün olumsuzluklara rağmen zaferin kazanılması, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ‘ün halkın gözünde bir komutan, bir lider olarak görülmesi ve Osmanlı İmparatorluğunun külleri içinde solan Türk halkının kalbinde, yeniden milli birlik, beraberlik duygularının yeşermesi.

İşte Çanakkale bu anlamlı topraklarda kurulacak olan Cumhuriyetimizin ilk tohumlarının atıldığı yer. İşte bu yüzden çok özel Çanakkale.

Çanakkale başlı başına bir tarih, büyük bir zafer. Satırlar sayfalar yetmez, mürekkep biter Çanakkale Destanını anlatmaya. İşte bu yüzden bugünkü yazımda bu zaferde büyük payı olan kahramanlardan birini anlatacak, yakından hayat hikâyesini sunacağım sizlere...

Nusrat mı? Nusret mi?

Öncelikle akıllardaki bu soruyu aydınlatmak  gerekirse “ Nusrat “ Arapça yardım anlamına gelmektedir. Zamanla bu isim Türkçeleştirilerek Nusret‘e dönüşmüştür. Adı üzerinde olan bu gemi, Çanakkale Muharebelerinde aldığı görevlerle bu güzel vatana yapması gereken yardımı fazlasıyla yaptı diyebiliriz.

Peki, Bu Geminin Hayat Hikayesi Neydi?

Nusrat Mayın Gemisi 1911 yılında Almanya’nın Kiel Şehrinin Germania Tersanesinde inşa edilerek, 1914’te Osmanlı donanmasına teslim edilmiştir. Eni 7,4 metre, boyu 40 metre, sürati ise 15 mildi. Dar alanda seri manevra kabiliyeti nedeniyle Çanakkale Boğaz’ında görevlendirilmişti. Çanakkale Boğaz Harekâtı kapsamında Boğaz’dan geçit vermemek için zaten önceden boğazı kesecek şekilde döşenmiş Alman mayın hatları bulunmaktaydı. Ancak düşman güçlerinin hareketlerinin izlenmesiyle önemli bir detay fark edildi.

Yeni yapılan bir plan ile  7 Mart’ı 8 Mart’a bağlayan gece Nusrat Mayın Gemisi 26 mayını Erenköy Mevkiine kıyıya paralel döşeyecektir. Bu mevkiinin  seçilmesinin sebebi ise, grup grup Boğaz’a giriş yapan düşman zırhlılarının dönüş sırasında diğerlerine engel olmamak için geniş olan Erenköy Mevkiinde manevra yapmasıydı. Mayın Grup Komutanı Binbaşı Nazmi Bey ve Yüzbaşı Hakkı Bey önderliğinde Nusrat, gece yarısı demir alarak Çanakkale’den ayrıldı.

Bütün ışıklar söndürülerek hedefe doğru ilerlendi.  Düşmanın devriye gemilerine yakalanmadan başarıyla birer birer mayınlar döküldü. Geri dönüş yolculuğu da bir o kadar tehlikeliydi. Daha önce dökülen mayınlar ve düşman gemileri de büyük bir tehdit oluşturuyordu. Başarıyla bu zor görev gerçekleştirildi.

On gün sonra 18 Mart 1915 günü düşman donanması saldırıya geçti. Savaş kontrollü olarak devam ederken beklenmedik bir olay gerçekleşti. Mayın kontrolünde temiz olduğu düşünülen Erenköy mevkiine yanaşan Fransız düşman zırhlılarından Bouvet, ilk mayına çarpan ve batan savaş gemisiydi. Manevra yaparken Inflexible ve ardından Irresistable adlı İngiliz Savaş gemilerinin de mayına çarptıkları ve yan yatmakta oldukları rapor edildi. Üç büyük savaş zırhlısının kaybı (Bouvet, Irresistable, Ocean) ve dört tanesinin de  ( Inflexible, Gaulois, Suffren, Agamemnon) ağır yaralanması ile  düşman büyük güç kaybetmişti.

Nusrat’ın bu önemli görevi tarihi yeniden yazacaktı. Tarih değişecek, savaş uzayacak, bu topraklarda yeni bir ülkenin Cumhuriyetimizin tohumları atılacaktı.

İşte Nusrat ile başlayan bu dönüm noktası, Seyid Onbaşı, Ezineli Yahya Çavuş, 57. Alay, Arıburnu Savunması, Anafartalar Komutanı Mustafa Kemal’in ve silah arkadaşlarının üstün mücadelesi ve daha adını bilmediğimiz, sayamadığımız binlerce isimsiz kahramanın vatan sevgisi ile desteklenecek, 18 Mart 1915 ve 09 Ocak 1916 da Çanakkale‘nin geçilemeyeceğini tüm dünyaya duyuracaktı.

Nusrat verdiği sözü tutmuş, görevini başarıyla tamamlamıştı. Peki, biz tuttuk mu Nusrat’a verdiğimiz sözü?  Savaş sonrası Nusrat’a ne oldu?

1955 yılına kadar görevine devam eden Nusrat, sonrasında uzun yıllar kuru yük gemisi olarak görev yaptı. O limandan bu limana dolaştı, yük çekti, çile çekti. 1989 yılında Mersin’den Kıbrıs’a yük çekerken battı. 10 yıl batık şekilde kaldıktan sonra 1999 yılında çıkarıldı, fakat bu seferde jilet yapılması için parçalanmasına karar verildi.

Bu önemli değerimizin gözler önünde yok olmasını istemeyen Tarsus Belediyesi duruma el attı ve gemiyi Tarsus’a taşıdı. Orijinaline sadık kalınarak restorasyonu tamamlandıktan sonra 18 Mart 2003 yılında Tarsus Çanakkale Parkı’ndaki yerini aldı. Tarsus halkı kucak açtı, gönlünü açtı Nusrat’a. Şimdi sıra bizde. Hadi biz bir söz verelim Nusrat’ı görmeye gideceğimize.

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.