• Arama

Vicdanın Katledildiği Şehir: Saraybosna

Şimdi elime kalemi alıp Boşnaklar'ın yaşadığı acı dolu yılları yazmak istiyorum size... Peki kolay mı tüm bu yaşananları dizelere dökebilmek ya da bir kaç paragrafa sığdırabilmek... Yutkunuyorum.  Sık sık cız eden yüreğimde vahşetin seslerini duyuyorum sanki. Gözümün önüne gelen gerçek bir sahne o günlerden; kucağında çocuğuyla mermilere isabet olmamak için koşarak giden bir Anne... Bir kadın... 
 

Sahi kadınlar anneydi, Anneler de merhameti ve sevgiyi öğretmez miydi evlatlarına? Boşnaklar'a zulmedenleri de anneler doğurmamış mıydı? İnsanlığı öldürenlere, anneler hayat vermemiş miydi? 

Vicdanın unutulduğu şehir Saraybosna...
İnsanın insanlığı katlettiği şehir...
Tam 1425 gün kuşatma altında kalan, barut kokusuyla mermi sesleriyle zulmün şaha kalktığı yer...

Modern zamanın en uzun kuşatmasını yaşayan başkent Saraybosna, 1992 ile 1995 arası süren Bosna Savaşında tam 1425 gün kuşatma altında kaldı. Pardon savaş demek yanlış olur, Bosna Katliamında. Çünkü yaşananlar savaş değildi, tek taraflı bir vuruş ve güçlü olanın güçsüzü ezdiği bir korku filmiydi adeta. Keşke film olsaydı ama değildi işte.

Başkent ağlıyordu, hem de Avrupa'nın göbeğinde, üstelik tüm dünyanın gözünün önünde! Avrupa susuyordu, Boşnaklar'ın sessiz çığlıklarını duymuyordu. Tek suçu müslüman olmak olan Boşnaklar, kuşatma altına alınan şehirde ölümle kol kola yaşam mücadelesi veriyordu adeta.


Bir zamanların güçlü devleti Yugoslavya, Mareşal Tito'nun önderliğinde güçlüydü. "Güney Slavların Ülkesi" anlamına gelen Yugoslavya, Tito'nun 1980' deki ölümüne dek barışı sürdürdü. Ta ki, Tito'nun ölümüyle ırkçılık propagandaları başladı. 1990 'lara gelindiğinde ise Sovyetlerin parçalanmaya başlaması Yugoslavya içinde de çözülmeleri getirdi.

İlk olarak 1991 'de Slovenya ve Hırvatistan referanduma giderek bağımsızlığını ilân etti. Ardından Makedonya referandumla Yugoslavya'dan ayrıldı. Ve 1992 'ye gelindiğinde bu kez Bosna Hersek 'Evet' oyları ile bağımsızlığını elde etti. Ki bu aslında Bosna Katliamının başlangıcı olacaktı. 

Sırp Demokrat Parti lideri Radovan Karadziç ve Ordu Komutanı General Ratko Miladiç'in önderliğinde 3 yıl sürecek olan Boşnak Zulmü böylelikle başlamıştı. Ülkenin dört bir tarafından katliam haberleri geliyordu. Boşnaklar silahsızlandırılmıştı, buna karşılık Sırpların en büyük gücü Yugoslavya'nın sahip olduğu askeri imkânlardı.


İnsanlık yok ediliyordu...
Avrupa'nın ve dünyanın gözünün önünde! Suçları ise Müslüman olmaktı. Aynı kökene sahip olan Sırpların Boşnaklar'dan farkı yoktu ki başka.
Başkent Saraybosna ağlıyordu. Dile kolay 1425 gün süren bir kuşatma. Şehirde ölmek yaşamaktan daha kolaydı aslında. Ne acı şeydi ölmek isteyip de Ölememek! Ve herşeye rağmen hayatta kalmak için çözüm üretebilmek.

5 Nisan 1992 günü Barış Mitinginde 22 yaşındaki genç kız Suada Dilberoviç'in öldürülmesiyle şehirde kuşatma tam anlamıyla başladı. Bu öldürülen ilk sivil genç kız kuşatmanın da sembolü oldu adeta. Saraybosna semalarında artık mermiler cirit atıyordu Boşnaklar'ın neşeli hayatları değil. Başkent ağlıyordu, gözyaşları ise Mermi olup yağıyordu üstüne şehrin.

6 Nisan 1992 günü ise Saraybosna Havaalanı ele geçirildi ve bugün kuşatmanın resmi anlamda başladığı gün kabul edilir. Saraybosna'nın Trebeviç, Zuc ve Hum tepelerinden 3,5 sene boyunca bombalar yağdırıldı halka. 


İlk olarak ulaşım ve haberleşme hatları bombalandı. Tren istasyonu ve eski postane bombalanıp şehrin dış dünya ile iletişimi kesildi. Ardından trafo binası, karanlığa mahkum ediliyordu Boşnaklar. Sivil demeden üzerine ateş açılan halk, her an o tepelerden ateş açan bir keskin nişancının hedefi olabiliyordu. Zülüm artarak büyüyor, Sırplar vurdukça vuruyordu. Yugoslavya Devlet Başkanı Slobadan Miloseviç ise tarafını belli etmiş zulme ortak olmuştu.  

"Akıllarını başlarından alana kadar vurun!" Miladiç'in emri açık ve netti. Boşnaklar'ın akıllarını başlarından almaya ant içmişlerdi adeta. Saraybosna'ya hergün ortalama 329 bomba düştü kuşatma boyunca. Halk şehrin içinde yürümeyi unutmuştu, mermilere hedef olmamak için koşmak zorundaydı. Ve yaşam gittikçe zorlaşıyordu başkentte.


Yiyecek azalıyordu ama Boşnak kadınları kendince Savaş Yemekleri üretmişlerdi. Boşnak böreğini kıyma yerine mercimek ile yapıyor, BM tarafından dağıtılan süt tozlarıyla tatlı yapmaya çalışıyordu. Su bulmak da sıkıntıydı.  Binaların bodrum katlarında kalabalık halde yaşıyor, nemli ve kokmuş battaniyelerle uykuya dalmaya çalışıyorlardı. Uykuya dalmak zordu, uyanmak ise çok daha açı... Uyandığında bu kez hangi yakınının ölüm haberi gelecekti kim bilir? 


Hayat böylesi zorken kadınlar herşeye ve herkese inat kendilerinden vazgeçmiyordu.  Boşnak Kadını rujunu dudağına sürüyor ve ayaktayız mesajını veriyordu. Günlük çıkarılan gazete Oslobodenje, yerin altında da olsa basılıyordu. Bodrum katlarında çocuklara ders veriliyordu çünkü okullara dahi mermiler yağdırılmıştı. Çoluk çocuk genç yaşlı hasta demeyen Sırplar acımasızca vuruyordu.

Huzur evleri, hastaneler, okullar, camiler, köprüler, pazar yeri demeden ayrım yapmadan sadece vuruyorlardı. Vicdan katlediliyordu ve sessiz çığlıkları Boşnaklar'ın duyulmuyordu. Noel geliyor herkes yeni yıla girme sevincini yaşarken, Boşnaklar'a verilen hediye yine mermiler oluyordu. Tüm bunlara rağmen Film Festivali dahi düzenlendi başkentte, umut vardı ve umudun peşinden gideceklerdi. 


Bir çözüm lazımdı ve Boşnaklar'a umut olacak olan Tünel projesi gündeme geldi. Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç'in de verdiği tam destekle tünel bir an evvel kazılmaya  başlanacaktı. Şehre hiç bir şekilde yardım gelemiyordu ve BM'nin sorumluluğundaki havaalanının altından İgman Dağı'na geçişi sağlayacak tünel yapımı 28 Ocak 1993'de başladı. Tünelin bir yönü Butmir diğer yönü ise Kolar Aiesine ait olan ev tarafından kazılıyordu. Sık sık yaşanan zorluklar yüzümden kazı işleri aksıyordu fakat herşeye rağmen devam ediyordu. 

Tünelin yönü ve boyutları askeri mühendisler tarafından tasarlanmıştı. Kazısında ise siviller, askerler, polisler birlikte çalışıyorlardı. Ellerinde var olan kazma, kürek gibi basit aletlerle Boşnak halkına umut olmak için gece gündüz demeden kazıyorlardı.


İlk başta Sırplar bu tünelden habersizdi fakat zamanla öğrendiler. Boşnaklar'ın planı doğruydu çünkü havaalanı Birleşmiş Milletler gözetiminde olduğu için ateş açılamıyordu. Ve 4 ay 4 gün gibi kısa bir sürede tünelin inşaası tamamlandı. 30 Temmuz akşamı karşılıklı iki yönden kazılan tünel bitirildi. 


Saraybosna'dan dışarı güvenli tek çıkış yolu olan Savaş Tüneli, 800 metre uzunlukta, 1 metre genişlikte ve 1.5 metre yükseklikte kazılmıştı. Tünelin açılmasıyla beraber Boşnaklar'a yardımlar ulaşmaya başladı. Günde yaklaşık 4000 insan ve 20 ton civarı malzeme geçirilen tünel adı üzerinde Umut Tüneli oldu insanlara.

Zamanla tünelden geçmek için özel izin zorunluluğu getirildi ve hastalar dahil birçok insan tünelden faydalandı. Vagonlar için de raylar döşenerek ulaşım kolaylaştırıldı. Kısaca abluka altına alınmış ve zulme uğrayan Boşnak halkının, başkent Saraybosna'da hayata tutunabilmek için tek çıkış yolu olmuştur tünel.


Umut Tüneli (Savaş Tüneli), daha sonra Kolar ailesi tarafından müze olmak üzere bağışlanmıştır. Kolar ailesine ise ayrı bir ev tahsis edilmiş, kazı sırasında askerlere elleriyle su dağıtan Sida Kolar teyze ise Umut Tüneli'nin kahramanlarından biri olmayı başarmıştır. Bugün hala hayatta olan Sida Kolar, o gün evini askerlere bırakırken bir an bile düşünmemiş ve evi teslim etmiştir. 

Evi görüyorsunuz, mermilerle talan edilmiş duvarları o günleri anlatıyor acıyı fısıldıyor hala. İçeriye giriş 10 KM. Kayme diye kısaca söylediğimiz Bosna para birimi yani Konvertible Mark. Ücretler sadece KM olarak ödeniyor. Girer girmez yerde Bosna Savaş Gülleri karşılıyor sizi. Düşen mermilerin açtığı çukurlara kırmızı boya döküldü savaş sonrası ve kan gülleri ortaya çıktı böylece savaşı anlatan. 

İlk olarak gerçek görüntülerden oluşan videoyu izlemek için salona giriyoruz ve istedikleriniz çok üzücü. Hele fotoğraflar... O günlerin ispatı resimler konmuş müze içerisine.  Daha sonra tünele giriyoruz.


Tünelin çok az bir kısmı ziyarete açık, tamamını gezemiyoruz. Fakat bu kadarı bile insanı duygulandırıyor. Hayatta kalmaya çabası, hayata tutunan ellerin emeği o gördükleriniz. Uykusuz gecelerin umuda kavuşacağı anın çabası o ahşaplar...

Başınızı eğerek geçtiğiniz tünelden, kuşatma sırasında yüzlerce insan geçti. Yaralılar götürüldü, silahlar getirildi ve daha nice insana ihtiyacı malzemeler taşındı.  İşte bu yüzden insan o anları canlandırıyor gözünde tünelden geçerken. 

Evin içerisine girdiğinizde ise o günden kalan eşyaları, askerlere ait olan malzemeleri,  tünel yapımıyla ilgili olan panoları görüyorsunuz. Ayrıca savaşta kaybedilen yüzlerce Boşnak'ın isimleri yer alıyor. Tünele mutlaka girin ve Boşnaklar'a umut yolu olan o dar yoldan yani tünelden mutlaka geçin. 

Savaş 95'de bitti...
Bilanço çok ağırdı gerçekten. Sadece Saraybosna'da 10 bin kişi öldürüldü, 56 bin kişi yaralandı. Yaklaşık 10 bin civarı bina zarar gördü. Her gün ortalama 329 bomba düştü şehre. 

Başkent Saraybosna'nın dışında ise özellikle Srebrenica Katliamı vicdanları yok etti. Binlerce insan katledildi. 8 binden fazla sivil kurşuna dizildi dünyanın gözü önünde. 
Yüzlerce Boşnak Kadını tecavüze uğradı. Mahkemeye başvursalar da haklarını alamadılar.

 

92 ve 95 arası süren savaşın bilançosu ise 100 bin kişi hayatını kaybetti, 44 bin kadın tecavüze uğradı, 2 milyon insan evlerini terketti. 17 bin civarı çocuk öldürüldü, 35 bin civarı çocuk ise yaralandı.
Rakamlar daha uzuyor elbet...
Savaş benim bu anlattıklarım kadar değil tabiki.  Çok daha uzun ve acı! 

Yapılan Dayton Antlaşması ile her ne kadar huzur sağlanmış gibi gözükse de bugün ülkenin bölünmüşlüğü devam ediyor. % 51,4 Bosna Hersek Federasyonu’na, % 48,5 Sırp Cumhuriyeti’ne bırakılmıştır ve kalan kısım Brçko Özerk Bölgesi olarak haritalarda yerini almıştır. Ülkenin başkenti Saraybosna, Sırp Cumhuriyeti’nin başkenti ise Banja Luka olarak düzenlenmiştir.

Herşeye rağmen hayatlarına devam eden Boşnaklar acılarını yüreklerinde taşıyorlar. Başkentin her bir yerinde karşınıza çıkan mezarlıklar savaşı unutturmuyor Asla! Ve dost ile düşmanı da unutmuyor Boşnaklar. Türkiye ise onlar işin kardeş ülke, bizim için de öyle. Ne de olsa Türkiye bu savaşta hep onların yanındaydı...

Boşnaklar’ın çok sevdikleri liderleri Aliya İzetbegoviç ise halkıyla koyun koyuna yatmakta...

“Ve herşey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.”  Aliya İzetbegoviç

 

E-Bülten Üyeliği
X
SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde ÖZGÜ İLETİŞİM PAZARLAMA DANIŞMANLIK TANITIM VE E-TİCARET HİZ. ('OGGUSTO') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.