Bu hikayede bir şehir yanar ama asıl mesele yangın değildir.
Bir tanrı sever ama asıl mesele aşk değildir.
Bir kadın geleceği görür ama asıl trajedi görmek değil, kimseyi inandıramamaktır.Apollon’un armağanı nasıl lanete dönüştü?
Kassandra gerçekten yalnızca bir kurban mıydı, yoksa mitolojinin en güçlü direniş figürlerinden biri mi?Troya’nın yıkımına giden yol, aslında bu sorularla başlar.
Troya denince çoğu kişinin aklına tahta at gelir. Bir gece yarısı açılan kapılar, içeri dolan askerler, yanan bir şehir…
Ama Troya aslında bir gecede yıkılmadı.

Önce bir uyarı duyulmadı. Sonra o uyarı alaya alındı. En sonunda da susturuldu.
O uyarıyı yapan kişi Kassandra’ydı.
Troya kralının kızı. Geleceği görebilen bir kadın. Ve belki de mitolojinin en ağır kaderlerden birini taşıyan figür.
Hikayenin diğer tarafında ise Apollon var. Işığın, müziğin ve kehanetin tanrısı. Gücü veren, ama gururu kırıldığında o gücü cezaya dönüştüren tanrı.
Apollon ve Kassandra hikayesi genelde karşılıksız aşk başlığı altında anlatılır. Oysa mesele bundan daha derindir. Bu anlatı, bir teklifin reddedilmesiyle başlayan bir güç mücadelesidir. Kehanetin armağan mı yoksa yük mü olduğu sorusudur.
Kassandra neden doğruyu söylediği halde kimseyi ikna edemedi? Apollon onu neden gerçekten affetmedi? Ve Troya, Kassandra dinlense ayakta kalabilir miydi?
Şimdi başa dönelim. Sarayın içine girelim. Çünkü bu hikaye surların dışında değil, içeride başladı.

🟧 Kassandra Kimdir? Troya’nın Susturulan Prensesi
Troya’yı sadece savaş meydanında ararsak Kassandra’yı anlayamayız. Onu sarayın içinde düşünmek gerekir.
Kassandra, Troya Kralı Priamos ile Kraliçe Hekabe’nin kızıdır. Hektor’un kardeşi, Paris’in kız kardeşi. Yani savaşın her kritik kararında ailesinin izi vardır. Troya Savaşı dışarıda yaşanırken, içeride onun hayatı şekillenmektedir.
Ama Kassandra’yı önemli kılan soyu değildir. Onu özel yapan şey, gördükleridir.

Antik anlatılar farklı ayrıntılar verir. Bazıları Apollon’un tapınağında büyüdüğünü söyler, bazıları ise tanrının ilgisinin sonradan başladığını. Versiyonlar değişse de ortak nokta nettir: Kassandra kehanet gücüne sahiptir.
Ve bu güç sıradan değildir.
Mitolojide kehanet, Apollon’la ilişkilidir. Delfi’deki kahinlerden Troya’daki işaretlere kadar gelecek bilgisi onun alanıdır. Dolayısıyla Kassandra’nın bu yeteneği kazanması, rastlantı değil tanrısal bir bağın sonucudur.
Fakat mesele kehanet sahibi olmak değildir. Mesele, söylediklerinin ciddiye alınmamasıdır.

Kassandra yaklaşan felaketi ilk fark eden kişidir. Akhaların geri çekilişine güvenilmemesi gerektiğini söyler. Tahta atın bir tuzak olabileceğini dile getirir. Savaşın henüz bitmediğini anlatır. Ama sarayda sözleri ağırlık kazanmaz.
Bir prenses olarak dinlenir. Bir kahin olarak şüpheyle karşılanır.
Kassandra figürü tam da bu yüzden güçlüdür. O, yalnızca Troya’nın değil; duyulmayan hakikatin simgesidir. Bu yalnızlık, Apollon’la kurduğu bağın ardından daha da ağırlaşacaktır.
🟧 Apollon’un Teklifi: Kehanet Gücü Karşılığında Aşk
Apollon’un adı geçtiğinde çoğu kişi onu güneşle özdeşleştirir. Oysa mitolojide asıl alanı kehanettir. Delfi’de konuşan ses, aslında onun sesidir. Kassandra ile bağ da buradan doğar.
Anlatıya göre Apollon, Kassandra’ya ilgi duyar. Bu ilgi sıradan bir hayranlık değildir. Bir tanrının bir insana yönelmesi, beraberinde güç dengesini de getirir. Apollon ona bir teklif sunar. Geleceği görme yeteneği.

Bir şehir yıkılmadan önce bilmek.
Bir ihanet gerçekleşmeden önce görmek.
Bir ölüm gelmeden önce hissetmek.
Bu, armağan gibi görünür.
Kassandra kabul eder. Ama burada ince bir detay vardır: Kehanet gücünü kabul eder, Apollon’u değil. Tanrıyı reddeder.
Mitolojide tanrılar yenilgiyi kabullenebilir, ama gurur kırılmasını zor affeder. Apollon’un tepkisi de buradan gelir. Verdiği yeteneği geri alamaz. Ama onu ağırlaştırabilir.
O andan sonra kehanet bir ayrıcalık değil, bir yük haline dönüşür. Apollon ve Kassandra hikayesinin dönüm noktası tam burasıdır. Çünkü bu sadece karşılıksız bir aşk değil; bir irade çatışmasıdır. Ve çatışmanın sonucu bir lanettir.
🟧 Apollon’un Laneti: Doğruyu Söylemek Ama Kimseyi İnandıramamak
Apollon verdiği kehanet gücünü geri alamaz. Mitolojide tanrısal armağan geri çekilmez; ama yönü değiştirilebilir.
Efsaneye göre Apollon Kassandra’nın dudaklarına dokunur ve laneti bırakır:

Doğruyu göreceksin.
Doğruyu söyleyeceksin.
Ama kimse sana inanmayacak.
Bu ceza zekicedir. Çünkü yeteneği yok etmez. Onu işe yaramaz hale getirir.
Kassandra artık geleceği görmektedir. Akhaların geri çekilişinin bir oyun olduğunu hisseder. Tahta atın bir hediye değil, bir tuzak olduğunu anlar. Şehrin düşeceğini bilir. Ama bilmek yetmez. Sarayda sözleri kuşku ile karşılanır. Abarttığı düşünülür. Korku yaydığı söylenir.
İnsanlar çoğu zaman haklı olana değil, rahatlatan olana inanır. Troya halkı savaşın bittiğine inanmak ister. Kassandra ise bitmediğini söyler. İşte lanetin ağırlığı burada başlar: Gerçeği görmek ama onu değiştirememek.
Bu yüzden Kassandra figürü yalnızca mitolojik bir karakter değildir. Kassandra sendromu diye bir kavramın doğmasına neden olacak kadar güçlüdür. Uyarıları ciddiye alınmayan, haklı çıkmasına rağmen geç kalan sesi temsil eder.
Ama o gece Troya’da teoriler yoktur. Yalnızca bekleyiş vardır. Ve birazdan alevler yükselecektir.
🟧 Troya’nın Düşüşü ve Kassandra’nın Trajik Sonu
Gece olduğunda Troya sakin görünür. Surların içinde bir rahatlama vardır. Yıllardır süren savaşın bittiğine inanılmıştır. Akhaların gemileri çekilmiş, meydanda bırakılan tahta at zaferin simgesi gibi durmaktadır.
Kassandra o gece susmaz.

Atın içini görür. Kapıların açılacağını bilir. Şehrin yanacağını hisseder.
Ama artık kimse dinlemez.
Gece yarısı atın içinden askerler çıkar. Kapılar açılır. Akha ordusu şehre girer. Troya yanmaya başlar.
Kassandra’nın bütün kehanetleri birer birer gerçekleşir. Ama haklı çıkmak, bir şehri kurtarmaya yetmez.
Şehir düşerken Kassandra Athena’nın tapınağına sığınır. Antik dünyada tapınak dokunulmazdır. En azından öyle olması gerekir. Fakat savaşın o anında kutsallık korunmaz. Ajax tarafından zorla sürüklenir. Bu olay yalnızca Kassandra’nın değil, Akhaların da başına bela olur; çünkü kutsal alanın ihlali tanrıların öfkesini çeker.

Sonrasında Agamemnon’un payına düşer. Troya’dan Mykenai’ye götürülür. Orada, Agamemnon’la birlikte Klytaimnestra tarafından öldürülür.
Kassandra öleceğini de önceden bilir. Ama lanet devam eder: Bilmek, değiştirmeye yetmez.
Troya yıkılmıştır. Kassandra da.
Ama hikaye burada bitmez. Çünkü bu efsane yalnızca bir savaşın sonu değildir.
🟧 Apollon ve Kassandra Hikayesinin Mitolojik ve Sembolik Anlamı
Apollon ve Kassandra hikayesini sadece karşılıksız aşk diye okumak eksik kalır.
Bu anlatı, mitolojide güç ve irade meselesini en çıplak haliyle gösterir. Bir tarafta tanrı vardır. Diğer tarafta insan.

Apollon’un sunduğu teklif romantik görünse de eşit değildir. Kehanet armağanı, sevgi karşılığında verilir. Kassandra armağanı kabul eder ama tanrıyı kabul etmez. İşte denge burada bozulur.
Bu hikaye aynı zamanda rıza meselesidir. Kassandra’nın reddedişi, mitolojik dünyada alışılmış bir durum değildir. Tanrılar genellikle istediklerini alır. Kassandra ise “hayır” der.
Bedeli ağır olur. Ama mesele sadece güç değildir.
Kassandra figürü, hakikatin yalnızlığını temsil eder. Doğruyu görmek başka bir şeydir, doğruya inandırmak başka. Troya halkı Kassandra’ya inanmaz çünkü inanmak istemez. Savaşın bitmesini istemek, gerçeği duymaktan daha kolaydır.
Bu yüzden Kassandra efsanesi, kehanetin değil; inanç krizinin hikayesidir.
Apollon’un diğer aşk hikayelerine bakıldığında benzer bir çizgi görülür. Daphne kaçar, Koronis cezalandırılır, Marpessa başka birini seçer. Apollon’un tutkusu çoğu zaman karşılıksız kalır ve sonuç bir tür yıkımdır.

Kassandra’da ise ceza fiziksel dönüşüm değildir. Daha ağırdır.
Yalnızlık.
Sonuçta Apollon ve Kassandra hikayesi, Troya Savaşı’nın bir detayı olmanın ötesine geçer. Bu anlatı, şu soruyu açık bırakır:
Geleceği bilmek gerçekten bir güç müdür? Yoksa kimse sizi dinlemiyorsa, o bilgi yalnızca bir yük müdür?
Kassandra şehri kurtaramadı. Ama mitolojide haklı çıkmanın trajedisi olarak kaldı. Belki de bu yüzden hala güncel. Çünkü her çağda bir Kassandra vardır ve çoğu zaman kalabalık onu yine dinlemez.
Troya’nın küllerine bakarken şunu unutmamak gerekir: Kassandra yanılmadı.
Yanlış olan, onu dinlemeyenlerdi.
Apollon’un laneti yalnızca bir kadının kaderini değil, bir şehrin sonunu da şekillendirdi. Kehanet gücü vardı ama inandırma gücü yoktu. Belki de asıl trajedi buydu.
Bugün Apollon ve Kassandra hikayesi hala anlatılıyorsa sebebi Troya’nın yanması değil; haklı çıkmanın bazen hiçbir şeyi kurtaramamasıdır.
Ve bu, mitolojiden bugüne kalan en sert sorudur.