Ares Kimdir? Yunan Mitolojisinde Savaşın Kaos ve Öfke Tanrısı

Ares Kimdir? Savaşın Kaosunu ve Öfkesini Temsil Eden Tanrı

Ares sadece bir savaş tanrısı mı… yoksa kontrol edilmesi zor duyguların bir yansıması mı?

Yunan mitolojisinde Ares kimdir sorusu basit görünür. Oysa Ares, düzeni değil; ani öfkeyi, kaosu ve yıkımı temsil eden bir figür olarak öne çıkar. Peki Ares’i diğer tanrılardan ayıran şey ne?

Savaş her zaman kahramanlıkla anlatılmaz. Bazen kontrolsüz bir öfkenin, bazen de yıkımın kendisidir. İşte Ares tam olarak bu noktada ortaya çıkar.

Yunan mitolojisinde pek çok tanrı saygıyla anılırken, Ares için aynı şeyi söylemek zordur. Onda strateji geri plandadır, çatışma öne çıkar. Planın yerini ise içgüdü alır. Kazanan tarafla ilgilenmez; odağı doğrudan yaşanan çatışmadırBu nedenle Ares’i anlamak, sadece bir tanrıyı tanımak değildir. Biraz da insanın kontrol etmekte zorlandığı tarafla yüzleşmektir.

Peki Ares kimdir? Yunan mitolojisinde Ares kimdir ve neden diğer tanrılar bile ondan uzak durur?

🟨 Ares Kimdir?

Ares’in Olimpos’ta diğer tanrılardan ayrı durduğu sahne, Zeus ve Hera’nın önünde yalnız savaş tanrısı

Ares güçlüdür… ama Olimpos’ta her zaman mesafeyle karşılanır. Zeus’un önünde durur, fakat hiçbir zaman gerçekten o grubun parçası değildir.

Yunan mitolojisinde Ares kimdir sorusunun cevabı aslında oldukça nettir: O, kontrolsüz gücün ve yıkımın somut karşılığıdır.

Ares, mitolojide savaşın en sert ve kontrolsüz yönüyle karşımıza çıkan bir tanrıladan biridir. Çoğu tanrı düzeni, bilgeliği ya da dengeyi simgelerken; Ares burada kaosun, öfkenin ve çatışmanın karşılığı olarak görülür. Zeus ve Hera’nın oğludur. Yani Olimpos’un en güçlü soyundan gelir. Ancak bu güçlü kökenine rağmen, Zeus başta olmak üzere birçok tanrı tarafından mesafeyle karşılanır.

Olimpos’taki yeri biraz farklıdır. Güçlüdür, korkutucudur ama aynı zamanda tam anlamıyla kabul görmez. Çünkü Ares kazanılan tarafla değil, ortaya çıkan yıkımla ilişkilidirOnu diğer tanrılardan ayıran en önemli nokta da budur. Ares plan yapmaz, düşünmez, tartmaz. Sadece savaşır.

🟨 Ares Neyi Temsil Eder?

Ares’i temsil eden kaotik savaş sahnesi, kontrolsüz öfke ve çatışmanın ortasında savaşçı

Ares’in dünyasında plan yok; sadece anlık bir patlama var.  Onun dünyasında düzen geri planda kalır, içgüdü öne çıkar.

Ares burada zaferle anlatılan taraftan çok, en karanlık yüzüyle öne çıkar. Onun için savaş bir amaç değildir; bir patlama anıdır. Düzenli orduların ilerleyişinden çok, çatışmanın tam merkezinde yükselen bağırışlar, akan kan ve kontrolsüz öfke onun alanıdır.

Ares’in dünyasında strateji yoktur. Bunun yerine içgüdü vardır. Plan yoktur, sadece saldırı vardır. Burada Ares, kanı, öfkeyi ve dizginlenemeyen tarafı açıkça ortaya koyar. Sonuçla değil, doğrudan yaşanan çatışmayla ilgilenir. Yıkım onun için bir yan etki değil, doğrudan özüdür.

İşte tam da burada bir başka figür devreye girer: Athena. Aynı savaşın iki farklı yüzü gibi…

Biri aklı temsil eder. Diğeri içgüdüyü.

Peki Ares ile Athena arasındaki bu fark neden bu kadar keskin?

🟨 Ares’in Özellikleri ve Sembolleri

Ares’in sembollerinden akbaba ve savaş alanı, yıkım ve ölümün ardından kalan sahne

Akbaba burada, biten bir mücadelenin ardından kalan sessizliği ve yıkımı temsil eder.

Ares’in özelliklerine bakıldığında, genellikle güçlü, genç ve çatışmanın içinden çıkmış gibi tasvir edildiğini fark edersiniz. Üzerinde parlak bir zırh, elinde mızrak ya da kılıç. Yüzünde ise çoğu zaman sakinlik değil, gerilim vardır. Onu diğer tanrılardan ayıran şey sadece görünüşü değil, taşıdığı enerji hissidir.

Ares’in sembolleri de bu sert karakteri yansıtır. Mızrak ve kalkan doğrudan savaşı temsil ederken, köpek ve akbaba daha karanlık bir anlam taşır. Köpek saldırganlığı ve sadakati, akbaba ise geride kalan yıkımı ve ölümü simgeler. Yani Ares sadece savaş anıyla değil, savaşın bıraktığı izlerle de ilişkilidir.

Karakterine bakıldığında ise denge pek yoktur. Sabırsızdır. Hızlı hareket eder. Düşünmek yerine tepki verir. Öfkesi anlıktır ama etkisi büyüktür. Dürtüseldir ve çoğu zaman sonuçları hesaplamaz.

Asıl mesele burada ortaya çıkar; Ares bir komutan gibi değildir, daha çok savaşın kendisi gibi davranır.

🟨 Ares Neden Sevilmeyen Bir Tanrıydı?

Ares savaş sonrası sahnede, yıkımın ortasında ayakta duran savaş tanrısı

Her şey bittiğinde geriye kalan sessizlik… Ares tam da bu anla ilişkilidir; sonuçtan çok geride bıraktığı etkiyle.

Ares, Olimpos’taki en güçlü tanrılardan biri olmasına rağmen en az sevilenlerden biridir. Bunun nedeni temsil ettiği şeydir; yani yıkım.

Diğer tanrılar düzeni, bilgeliği ve dengeyi temsil ederken onun karakteri doğrudan yıkımın en sert haliyle ilişkilidir. Onun olduğu yerde plan geri planda kalır, kaos öne çıkar. Bu nedenle Olimpos’ta saygı duyulan bir figür olmaktan çok, mesafeyle yaklaşılan bir tanrı haline gelir.

En çarpıcı nokta ise şudur: Hani derler ya “evlat olsa sevilmez” tam da böyledir Ares. Babası Zeus bile Ares’ten hoşlanmaz. Mitolojik anlatılarda Zeus’un ona karşı açık bir antipati beslediği görülür. Çünkü Ares kontrol edilemezdir ve bu durum tanrılar arasında bile rahatsızlık yaratır.

🟠 Ares Neden Sevilmez?
• Ares neden sevilmez?
Çünkü savaşın kazanan tarafını değil, yıkımını temsil eder.
 Ares neden dışlanır?
Çünkü kontrolsüzdür ve düzeni tehdit eder.
 Ares neden korkutucudur?
Çünkü ne yapacağı önceden tahmin edilemez.

🟨 Ares ve Athena Arasındaki Fark

Ares ve Athena karşılaştırması, kaotik savaş ile stratejik düzenin iki farklı yüzü

Mitolojide savaş tek bir anlam taşımaz. Ares çatışmanın en kontrolsüz ve içgüdüsel tarafını yansıtırken, Athena akıl, plan ve stratejiyle hareket eder. Bu iki figür arasındaki fark, aslında gücün nasıl kullanıldığıyla ilgilidir.

Yunan mitolojisinde savaş tek bir anlam taşımaz. Bu kavram iki farklı tanrı üzerinden anlatılır: Ares ve Athenaİkisi de savaşla ilişkilidir ama temsil ettikleri şey tamamen farklıdır.

• Ares burada kaotik ve kontrolsüz tarafıyla öne çıkar.
 Athena ise planlı ve stratejik yönü temsil eden bir figür olarak görülür.

 Ares içgüdüyle hareket eder.
 Athena akılla hareket eder.

 Ares için savaş bir yıkımdır.
 Athena için savaş bir sonuçtur.

Bu fark aslında çok daha derin bir ayrımı gösterir. Biri anlık öfkeyi temsil ederken, diğeri düşünülmüş bir hamleyi temsil eder.

Yani uzun lafın kısası:

  • Ares = Kaos, öfke, kontrolsüz güç
  • Athena = Strateji, denge, bilinçli savaş

Tam da bu noktada mitolojide kazanan taraf Athena’ya daha yakın durur. Çünkü savaş sadece güçle değil, akılla kazanılır.

🟨 Ares ve Afrodit: Savaş ile Aşkın Çarpışması

Ares ve Afrodit sahnesi, savaşın sertliği ile aşkın yumuşaklığı arasındaki karşıtlık

Ares ve Aphrodite… Biri sertlik ve yıkımla, diğeri çekim ve zarafetle anılır. Bu karşılaşma, zıt görünen duyguların aslında ne kadar yakın olabildiğini gösterir.

Ares ile Aphrodite arasındaki ilişki, mitolojinin en çarpıcı karşıtlıklarından biridir. Biri yıkımla anılır, diğeri arzuyla. Bu zıtlık, anlatıyı sıradan bir ilişki olmaktan çıkarır.

Aphrodite evlidir. Eşi Hephaistos’tur. Sabırlı, üretken ve dengeli bir figür… Ares’in tam karşısında duran bir karakter. Buna rağmen Ares ile Aphrodite arasında gizli bir yakınlık doğar ve bu durum bir süre gizli kalır.

Bir noktadan sonra bu ilişki ortaya çıkar. Ares için hiç beklemediği bir durumla sonuçlanır. Hikayenin detayları ise bu kısa anlatının çok ötesine geçer. Burada dikkat çeken şey yalnızca yaşananlar değildir. Yıkım ile arzu arasındaki yakınlıktır.

Ares’in ortaya koyduğu öfke ile Aphrodite’in yansıttığı çekim. İkisi de insanı zorlayan, kontrol edilmesi güç duygularla ilişkilidir.

Bu anlatı, mitolojinin en büyük skandallarından biridir. Bu da insan doğasının iki uç noktası olarak konumlandırabileceğimiz bir durum olarak karşımıza çıkar.

🟨 Ares’in Çocukları Kimlerdir?

Ares’in çocukları Phobos ve Deimos, korku ve dehşeti temsil eden mitolojik figürler

Phobos ve Deimos sadece isim değildir; korku ve dehşetin somutlaşmış halidir. Ares’in yanında yer alırlar ve bir çatışmada en görünmeyen ama en etkili unsuru hatırlatırlar.

Ares’in çocukları, onun temsil ettiği dünyanın bir uzantısı gibidir. Bu figürler savaşın insan üzerindeki etkilerini de anlatır.

En bilinen çocukları Phobos ve Deimos’tur. İsimleri bile her şeyi açıkça söyler:

• Phobos = Korku
• Deimos = Dehşet

Mitolojik anlatılarda bu iki figür, Ares’in yanında savaşa dahil olur. Bu durum sadece fiziksel bir mücadele değildir; aynı zamanda zihinsel bir yıkımdır. Korku ve panik, çoğu zaman görünmeyen ama en etkili unsurlardır. Bazı anlatılarda Eros da bu ilişkiyle bağlantılı olarak anılır. Bu detay kesin değildir ama önemli bir anlam taşır. Çünkü burada aşk ile savaş, korku ile arzu aynı çizgide buluşur.

Bu noktada Ares’in hikayesi daha derin bir hale gelir. Bu durum yalnızca dışarıda kalmaz, insana da yansır. Korku, panik ve arzular… Ares’in çocukları aslında insanın zihinsel kırılma noktalarıdır.

🟨 Roma Mitolojisinde Ares: Mars

Yunan mitolojisindeki Ares, Roma dünyasında farklı bir kimlikle karşımıza çıkar: Mars.

İlk bakışta aynı tanrı gibi görünürler. İkisi de savaşla ilişkilidir ama aralarındaki fark oldukça belirgindir.

Ares ve Mars karşılaştırması, Yunan mitolojisinde kaotik savaş ile Roma’da düzenli savaş anlayışı

Aynı kökenden gelen iki figür ama tamamen farklı anlamlar. Ares, çatışmanın yıkıcı ve kontrolsüz yönüyle öne çıkarken; Mars, Roma’da düzen, disiplin ve devlet gücüyle ilişkilendirilir.

Ares, savaşın kaotik ve yıkıcı yönünü temsil eder.
Mars, savaşın düzenli ve onurlu tarafını simgeler.

Roma’da Mars sadece bir savaş tanrısı değildir. Aynı zamanda devletin koruyucusu ve toplum düzeninin bir parçasıdır. Hatta Roma’nın kurucuları kabul edilen Romulus ve Remus’un babası olarak görülür. Bu da ona sadece güç değil, saygınlık da kazandırır.

Yunan dünyasında Ares çoğu zaman mesafeyle karşılanırken, Roma’da Mars onurlandırılır. Tapınakları vardır, adına festivaller düzenlenir ve askerler tarafından kutsal kabul edilir. Bu fark aslında iki farklı kültürün savaşa bakışını gösterir:

Yunanlar için savaş = Yıkım ve kaos
Romalılar için savaş = Düzen, güç ve genişleme

Aynı tanrı ama tamamen farklı bir anlam.

🟨 Ares’in Mitolojideki En Bilinen Hikayeleri

Ares savaş alanında, çatışmanın ortasında duran Yunan mitolojisi savaş tanrısı

Ares mitolojide sık sık karşımıza çıkar. Ancak bu anlatılarda çoğu zaman kazanan taraf değildir. Daha çok olayların tam ortasında yer alan, süreci etkileyen ama sonucu belirlemeyen bir figür olarak görünür.

Onun hikayelerinde dikkat çeken nokta, gücünden çok karakteridir. Ani tepkiler verir, kontrolü kolay kaybeder ve çoğu zaman bunun sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Bu durum, onu diğer tanrılardan ayıran en belirgin özelliklerden biridir. Bu yüzden Ares’in yer aldığı anlatılar sadece bir çatışmayı değil aynı zamanda güç, öfke ve kontrol arasındaki dengeyi de gösterir.

Her hikaye, onun farklı bir yönünü ortaya çıkarır.

🔸 Ares ve Afrodit: Hephaistos’un Tuzak Hikayesi

Hephaistos’un Ares ve Afrodit’i altın ağ ile yakaladığı mitolojik sahne

Hephaistos’un kurduğu bu tuzak, Ares için sadece bir yakalanma değil, aynı zamanda bir itibar kaybıdır.

Ares ile Aphrodite arasındaki ilişki bir süre gizli kalır. Bu yakınlık dikkat çekmeden ilerler; doğru anlar kollanır, riskler hesaplanır. Ancak Hephaistos’un durumu fark etmesiyle birlikte dengeler değişir.

Hephaistos doğrudan karşılık vermez. Onun yöntemi farklıdır. Neredeyse görünmeyen, son derece ince ama kırılması imkansız bir ağ hazırlar ve bu düzeni evlilik yatağının çevresine yerleştirir. Amaç basittir: Yakalamak değil, kaçışı imkansız hale getirmek.

Ares ve Aphrodite bu tuzağa yakalandığında, durum yalnızca iki kişi arasında kalmaz. Hephaistos diğer tanrıları çağırır ve yaşananlar herkesin önünde ortaya çıkar.

Ares için bu yalnızca bir yakalanma anı değildir. Aynı zamanda alışık olmadığı bir durumdur. Güce dayanan bir figür olarak, bu kez karşısında zorlayarak aşabileceği bir şey yoktur. Bu sahne, onun yalnızca savaşçı yönünü değil, hata yapabilen tarafını da görünür hale getirir.

👉 Bu hikayenin tüm detaylarını, ilişkinin nasıl başladığını ve Hephaistos’un kurduğu tuzağın nasıl işlediğini görmek için Hephaistos, Afrodit ve Ares: Olimpos’ta Saklanamayan İhanet yazımıza göz atabilirsiniz.

🔸 Ares ve Gigantlar: Esaret Hikayesi

Hermes’in Ares’i küpten kurtardığı sahne, mitolojide Ares’in esaret hikayesi

Bazen en güçlü figür bile sınırlarıyla karşılaşır. Ares’in bu anı, gücün her zaman yeterli olmadığını gösteren nadir sahnelerden biridir.

Bir anlatıya göre Ares, devasa Aloadai (Otus ve Ephialtes) tarafından tuzağa düşürülür. Zincire vurulmaz ama bir küpün içine hapsedilir. Aylarca orada kalır ve kimse onun yokluğunu fark etmez. Sonunda Hermes tarafından kurtarılır.

Bu hikaye ilginçtir. Çünkü böylesi bir güç bile bazen yetersiz kalabilir.

🔸 Ares ve Herakles: Yenilgi Anı

Herakles’in Ares’i yaraladığı sahne, Yunan mitolojisinde savaş tanrısının geri çekildiği an

Ares çoğu zaman durdurulamaz görünür. Ama bu karşılaşma, onun da sınırları olduğunu açıkça ortaya koyar.

Herakles ile karşı karşıya geldiğinde Ares her zaman üstün çıkmaz. Bir savaş sırasında Herakles tarafından yaralanır ve geri çekilmek zorunda kalır. Bu sahne, Ares’in yenilmez olmadığını açıkça gösterir.

🔸 Troya Savaşı’nda Ares

Athena’nın Ares’i alt ettiği sahne, Troya Savaşı’nda strateji ve gücün karşılaşması

Athena’nın hamlesi, plan ve stratejinin kontrolsüz güce karşı nasıl üstünlük kurabildiğini gösterir.

Troya Savaşı sırasında Ares aktif olarak savaşın içinde yer alır. Ancak burada da dengeli bir güç değildir. Taraf değiştirir, öfkeyle hareket eder ve sonunda Athena tarafından alt edilir. Bu hikaye Ares’in en belirgin özelliğini tekrar ortaya koyar. Güçlüdür ama kontrolsüzdür.

🔸 Ares ve Diomedes: Tanrının Yaralanması

Diomedes’in Ares’i yaraladığı sahne, Troya Savaşı’nda savaş tanrısının geri çekildiği an

Bu kez karşısında yalnızca bir savaşçı yoktur. Athena’nın desteğiyle hareket eden Diomedes, Ares’i yaralar ve geri çekilmeye zorlar.

Ares, Troya Savaşı sırasında doğrudan çatışmanın içine girer. Ancak bu kez karşısında sıradan biri yoktur. Diomedes, Athena’nın desteğiyle Ares’e saldırır. Ares yaralanır ve geri çekilmek zorunda kalır.

Bu sahne, onun yenilmez olmadığını açıkça gösterir. Ares’in “tanrı ama kırılabilir” yönünü gösterir.

🟨 Ares’in Tapınakları ve Kült Merkezleri

Ares, Yunan dünyasında diğer tanrılar gibi geniş bir tapınım ağına sahip değildir. Bunun nedeni biraz da onun nasıl algılandığıyla ilgilidir. Çünkü Ares, düzen kuran ya da koruyan bir figürden çok, dizginlenmesi zor bir gücü çağrıştırır. Bu yüzden ona adanmış alanlar vardır ama sayıca sınırlıdır ve çoğu zaman ön planda değildir.

Yine de tamamen göz ardı edildiği söylenemez. Onunla ilişkilendirilen bazı önemli yerler öne çıkar.

Atina’daki Areopagos Tepesi bunlardan biridir. Burası klasik anlamda bir tapınak değildir. Daha çok Ares ile bağlantılı kabul edilen bir yargı alanıdır. Anlatılara göre Ares burada yargılanır. Bu detay, onun yalnızca çatışmayla değil, sonrasında yaşananlarla da ilişkilendirildiğini düşündürür.

Yunan dünyasında Ares’in en belirgin şekilde hissedildiği yer ise Sparta’dırSavaşın günlük hayatın bir parçası olduğu bu toplumda, Ares’e bakış daha farklıdır. Ritüellerde ve sembollerde onun izine rastlanır. Hatta bazı anlatılarda zincirlenmiş bir Ares heykelinden söz edilir. Bu, gücün kontrol altında tutulması gerektiğini ima eden bir yaklaşım olarak yorumlanır.

Anadolu tarafında ise durum biraz daha değişir. Ares, burada doğrudan aynı kimlikle karşımıza çıkmaz. Bunun yerine yerel inançlarla iç içe geçmiş bir yapı görülür. Özellikle Frigya ve Lidya gibi bölgelerde, savaşla ilişkilendirilen yerel tanrılar ile Ares arasında benzerlikler kurulmuştur. Bu da onun farklı kültürlerde farklı isimler ve anlamlarla varlığını sürdürdüğünü gösterir.

Roma dünyasına geçildiğinde tablo belirgin biçimde değişir. Ares, burada Mars adıyla çok daha güçlü ve saygın bir konuma ulaşır.

Mars yalnızca bir savaş figürü değildir. Aynı zamanda düzeni temsil eder, devleti korur ve Roma kimliğinin bir parçası haline gelir. Ona adanmış tapınaklar, düzenli ibadet alanları ve festivaller bulunur. Özellikle Campus Martius (Mars Alanı) bu kültün en bilinen merkezlerinden biridir.

Yunan dünyasında mesafeyle karşılanan bir figürün, Roma’da onurlandırılması dikkat çekicidir. Aynı kökenden gelen bu tanrı, farklı toplumlarda bambaşka anlamlar kazanır.

🟨 Ares Gerçekten Kötü Müydü?

Ares savaş sonrası yalnızlık içinde, yıkımın ortasında duran Yunan mitolojisi savaş tanrısı

Çatışma bittiğinde geriye sadece sessizlik kalır. Ares burada sadece bir savaş figürü değil, insanın içinde yaşadığı ağırlığın da bir yansımasıdır.

Ares çoğu anlatıda sert, acımasız ve kontrolsüz bir figür olarak karşımıza çıkar. Bu yüzden kötü olarak etiketlenmesi kolaydır. Ama mesele biraz daha derine indiğinde bu tanım yeterli olmaz. Ares aslında bir karakterden çok bir durumdur. Aniden ortaya çıkan öfke, düşünmeden verilen tepkiler, kontrol edilmesi zor duygular… Hepsi onun temsil ettiği alanın parçasıdır.

Modern bir bakışla Ares’i kötü değil, kontrolsüz güç olarak okumak daha doğru olabilir. Çünkü o plan yapmaz, hesaplamaz. Tepki verir ve bu tepki bazen yıkıcı olur.

Her şeye rağmen ilginç olan şudur: Ares’i tamamen dışlamak mümkün değildir. Çünkü temsil ettiği şey insana fazlasıyla yakındır. Hepimiz zaman zaman Ares’e yaklaşırız. Bir anda yükselen öfke, düşünmeden verilen bir tepki ve sonradan pişman olunan bir an. Belki de bu yüzden Ares, mitolojide en çok sevilen değil ama en çok tanıdık gelen tanrılardan biridir.

Kısacası Ares kötü değildir. Ama kontrol edilmediğinde, en tehlikeli tarafımızı ortaya çıkarır.

🟨 Savaşın Tanrısı mı, İnsan Doğasının Yansıması mı?

Ares’in kendisiyle yüzleşmesini simgeleyen sahne, savaş tanrısının içsel çatışması

Ares’e sadece savaş tanrısı demek yeter açıklamak için yetersiz kalır. Çünkü onun hikayesi, kılıçlardan ve meydanlardan çok daha fazlasını anlatır.

Ares, dışarıda yaşanandan çok insanın iç dünyasındaki karşılığıdır. Öfke, dürtü, ani kararlar… Bazen kontrol edemediğimiz, bazen fark etmeden içinde bulunduğumuz anlar. Ares işte burada ortaya çıkar.

Bu nedenle onu anlamak, mitolojiyi anlamaktan biraz daha fazlasıdır. Biraz da insanı anlamaktır.

Belki de mesele şu soruda düğümlenir: Savaş gerçekten dışarıda mı yaşanır, yoksa insanın içinde mi başlar?

Ares bu soruya net bir cevap vermez ama hissettirir.

Tam da bu noktada, Olimpos’un en sevilmeyen tanrılarından biri olsa da en gerçek olanlardan biri olarak öne çıkar.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.