UNESCO Dünya Belleği Programı: İnsanlığın Yazılı ve Görsel Hafızası

UNESCO Dünya Belleği Programı: İnsanlığın Yazılı ve Görsel Hafıza

Bu program, anıtları ya da tarihi yapıları değil; tabletleri, el yazmalarını, haritaları, fotoğrafları ve ses kayıtlarını korur. Peki bir belge, hangi noktada yalnızca bir arşiv kaydı olmaktan çıkar ve insanlığın ortak hafızası haline gelir?

İnsanlık tarihi yalnızca taş yapılarda, anıtlarda ya da şehir kalıntılarında saklı değildir. Asıl hafıza; satırlara dökülmüş metinlerde, çizilmiş haritalarda, kayda alınmış seslerde ve görüntülerde yaşar. Yüzyıllar boyunca biriktirilen bu belgeler, geçmişi anlamamızı sağladığı kadar bugünü yorumlamanın da anahtarıdır. UNESCO Dünya Belleği Programı, işte bu kırılgan ama vazgeçilmez hafızayı korumak, görünür kılmak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla oluşturulmuş küresel bir bellek çalışmasıdır.

Bu program, sadece eski belgeleri saklamayı hedeflemez. Hangi kayıtların neden önemli olduğu ve bu mirasın insanlık için ne ifade ettiği sorularına da yanıt verir. Çünkü bir belgenin değeri yalnızca yaşıyla değil; anlattıkları, tanıklık ettiği dönem ve taşıdığı evrensel anlamla ölçülür.

UNESCO Dünya Belleği yaklaşımını daha iyi kavrayabilmek için, programın dayandığı temel amaçları ve ilkeleri maddeler halinde ele almak gerekir. Tam da bu noktada, programın neyi korumayı hedeflediği daha net biçimde ortaya çıkar.

UNESCO Dünya Belleği Programı’nın Temel Amaçları

  • İnsanlığın yazılı, görsel ve işitsel mirasını yok olma riskine karşı korumak
  • Tarihi belgelerin fiziksel ve dijital olarak güvence altına alınmasını sağlamak
  • Arşiv ve kayıtların herkes için erişilebilir olmasını desteklemek
  • Kültürel ve toplumsal hafızanın sürekliliğini korumak
  • Bilginin tek bir coğrafyaya değil, insanlığın ortak mirasına ait olduğunu vurgulamak

Asıl dikkat çekici olan ise, bu programın yalnızca belirli belge türleriyle sınırlı olmamasıdır.

UNESCO Dünya Belleği Programı resmi logosu

Taş yapılar yıkılabilir, şehirler değişebilir; ancak satırlara dökülmüş hafıza insanlığın en kalıcı mirasıdır. UNESCO Dünya Belleği Programı, bu ortak hafızayı korumak için oluşturulmuştur.

UNESCO Dünya Belleği Programı Hangi Belgeleri Kapsar?

UNESCO Dünya Belleği Programı, tek tip ya da belirli bir döneme ait belgelerle sınırlı değildir. Aksine, insanlığın düşünme biçimini, üretimini ve hafızasını yansıtan çok farklı kayıt türlerini kapsar. Burada önemli olan belgenin biçimi değil; tanıklık ettiği tarihsel, kültürel ya da toplumsal anlamdır.

🔸 El Yazmaları ve Nadir Kitaplar

El yazmaları, bilgi aktarmanın ötesine geçer. Dönemin dilini, inançlarını ve gündelik hayatını doğrudan yansıtır. Bu nedenle dini metinlerden bilimsel çalışmalara, seyahat anlatılarından edebi eserlere kadar pek çok yazma eser program kapsamında değerlendirilir.

Bazı metinler tek bir coğrafyayı anlatır; bazıları ise dünya tarihinin yönünü değiştiren fikirleri barındırır. İşte bu evrensel etki, onları belgesel miras haline getirir.

🔸 Arşiv Belgeleri ve Resmi Kayıtlar

Devlet arşivleri, fermanlar, antlaşmalar, nüfus kayıtları ya da diplomatik yazışmalar… Bunlar çoğu zaman sessiz belgeler gibi görünse de, geçmiş toplumların nasıl yönetildiğini, hangi kararların alındığını ve bu kararların insan hayatını nasıl etkilediğini ortaya koyar.

UNESCO için bu tür belgeler, yalnızca bir ülkenin değil; dünya tarihinin ortak tanıklarıdır.

🔸 Haritalar ve Coğrafi Belgeler

Haritalar, insanın dünyayı nasıl algıladığını gösteren en güçlü araçlardan biridir. Kimi zaman bilinen sınırları, kimi zaman bilinmeyene duyulan merakı yansıtır. Eski dünya haritaları, yalnızca coğrafi bilgi sunmaz; aynı zamanda bilim, denizcilik ve keşif tarihine ışık tutar. Tam da bu nedenle tarihi haritalar, Dünya Belleği Programı’nda özel bir konumda değerlendirilir.

🔸 Fotoğraflar, Film ve Ses Kayıtları

Modern döneme yaklaştıkça, hafıza yazıdan ibaret olmaktan çıkar. Fotoğraflar, belgesel filmler ve ses kayıtları; savaşları, göçleri, toplumsal dönüşümleri ve gündelik hayatı doğrudan gözler önüne serer. Bu tür kayıtlar, geçmişi anlatmaz; geçmişi yaşatır. UNESCO’nun bu materyalleri koruma altına almasının temel nedeni de budur.

🔸 Dijital ve Görsel Arşivler

Günümüzde belgesel miras yalnızca kağıt üzerinde değildir. Dijital ortamda üretilmiş ya da sonradan dijitalleştirilmiş belgeler de insanlığın belleğinin bir parçasıdır. Ancak bu tür arşivler, teknik eskime ve veri kaybı gibi risklerle karşı karşıyadır.

UNESCO Dünya Belleği Programı, dijital hafızanın da korunması gerektiğini vurgulayarak geleceğe dönük bir sorumluluk anlayışı ortaya koyar.

Pîrî Reis’in 1513 tarihli dünya haritası

1513 tarihli Pîrî Reis Haritası, hem Doğu hem Batı kaynaklarından yararlanılarak hazırlanmış erken dönem dünya tasvirlerinden biridir.

Bir Belge UNESCO Dünya Belleği Listesi’ne Nasıl Girer?

UNESCO Dünya Belleği Programı’na dahil edilen belgeler rastgele seçilmez. Her kayıt, belirli ölçütler doğrultusunda değerlendirilir. Ancak bu ölçütler yalnızca teknik şartlardan ibaret değildir; belgenin anlattığı hikaye, taşıdığı anlam ve insanlıkla kurduğu bağ en az fiziksel durumu kadar önemlidir.

🔸 Evrensel Değer Taşıması

Bir belgenin yalnızca bulunduğu ülke için değil, farklı toplumlar ve kültürler için de anlamlı olması beklenir. Anlattığı olay, düşünce ya da bilgi; insanlık tarihinin ortak seyrine dokunuyorsa bu evrensel değer olarak kabul edilir.

Yerel bir olay anlatıyor olsa bile, etkisi sınırları aşmışsa bu kriteri karşılayabilir.

🔸 Benzersiz Olması ya da Nadirliği

Bazı belgeler vardır ki başka bir örneği yoktur. Tek nüsha bir el yazması, özgün bir harita ya da geri döndürülemez bir kayıt… UNESCO için bu tür belgeler, kaybolduklarında yerine konamayacak hafıza parçalarıdır. Bu nedenle nadirlik, değerlendirme sürecinde önemli bir ölçüttür.

🔸 Tarihsel Tanıklık Niteliği

Bir belgenin belirli bir döneme ışık tutması, yaşanmış bir olayı doğrudan belgeleyebilmesi büyük önem taşır. Savaşlar, göçler, siyasi dönüşümler, bilimsel kırılmalar ya da toplumsal değişimler…
Belge, bu tür olaylara tanıklık ediyorsa bilgi taşımanın ötesine geçer; şahitlik eder.

🔸 Fiziksel ya da Dijital Risk Altında Olması

Yangın, nem, savaş, ihmal ya da teknolojik eskime… Pek çok belgesel miras unsuru yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu noktada öncelik, korunmasız durumda olan belgelerin görünür hale getirilmesidir. Buradaki amaç seçmek kadar, koruma bilinci oluşturmaktır.

🔸 Özgünlük ve Güvenilirlik

Belgenin sonradan değiştirilmemiş olması, kaynağının güvenilir biçimde belirlenebilmesi ve tarihsel bağlamıyla örtüşmesi gerekir. Çünkü Dünya Belleği Listesi, yalnızca hatırlanan değil; doğrulanabilir bir hafızayı temsil eder. Bu kriter, akademik güvenilirlik açısından vazgeçilmezdir.

Kısaca özetlemek gerekirse UNESCO Dünya Belleği Programı için önemli olan şudur: Bir belge, insanlığın geçmişini anlamamıza gerçekten katkı sağlıyor mu ve bu katkı gelecek kuşaklara aktarılmaya değer mi?

Eğer cevap evetse, o belge yalnızca bir arşiv kaydı değil; insanlığın ortak belleğinin parçası haline gelir.

Türkiye’nin UNESCO Dünya Belleği Uluslararası Kütüğü’ndeki Belgeleri

1. Boğazköy Hitit Tabletleri

Boğazköy Hitit çivi yazılı kil tabletleri

Bu çivi yazılı tabletler, yalnızca bir uygarlığın resmi kayıtları değil; Hititlerin hukukunu, inancını ve gündelik yaşamını bugüne taşıyan eşsiz bir hafıza arşividir.

Boğazköy’de, antik Hattuşaş’ta ortaya çıkarılan çivi yazılı kil tabletler, Hitit uygarlığını anlamamızı sağlayan tek ve bütünlüklü arşiv niteliğindedir. Yaklaşık 25 bin tabletten oluşan bu arşiv, yalnızca bir devletin resmi kayıtlarını değil; gündelik yaşamdan dine, hukuktan sanata kadar geniş bir dünyayı gözler önüne serer.

Bu tabletler sayesinde Hititlerin nasıl yönettiğini, ticaret yaptığını, inandığını ve düşündüğünü ayrıntılarıyla takip edebiliyoruz. Arşivin en dikkat çekici parçalarından biri ise Hititler ile Mısır arasında imzalanan Kadeş Antlaşmasıdır. Bu belge, bilinen ilk yazılı uluslararası barış antlaşması olarak dünya tarihine geçmiştir. Boğazköy Hitit Tabletleri, 2001 yılında Dünya Belleği Uluslararası Kütüğü’ne kaydedilmiştir.

2. Kandilli Rasathanesi El Yazmaları

Osmanlı dönemine ait astronomi el yazması eser

Bu el yazmaları, yalnızca gökyüzünü değil; bir medeniyetin bilgiye bakışını ve bilimi nasıl sistemleştirdiğini de anlatır.​​​​​​​

Kandilli Rasathanesi Kütüphanesi’nde muhafaza edilen el yazmaları, Osmanlı ve İslam bilim geleneğinin sürekliliğini gösteren son derece kıymetli bir koleksiyondur. Matematikten astronomiye, astrolojiden coğrafyaya uzanan bu eserler, 11. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsar.

Toplam 1339 eserden oluşan koleksiyon, yalnızca metinlerden ibaret değildir. Astronomik alet çizimleri, tutulma tasvirleri ve minyatürlerle desteklenen bazı nüshalar, bilginin görsel aktarımını da ortaya koyar. Takiyüddin, Ali Kuşçu ve Birûnî gibi isimlerin eserleri, bu arşivin bilim tarihi açısından neden bu kadar önemli olduğunu açıkça gösterir. Koleksiyon 2001 yılında Dünya Belleği Uluslararası Kütüğü’ne dahil edilmiştir.

3. Süleymaniye Kütüphanesi İbn-i Sina Yazmaları

Süleymaniye Kütüphanesi İbn-i Sina el yazması eserleri

İbn-i Sina’nın tıp ve felsefe alanındaki eserleri, Orta Çağ bilim anlayışını şekillendiren en kapsamlı yazma koleksiyonlarından biridir.

İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan İbn-i Sina yazmaları, dünya bilim tarihinin en kapsamlı koleksiyonlarından biridir. Yaklaşık 600 yazma ve 263 farklı eser başlığından oluşan bu arşiv, İbn-i Sina’nın günümüze ulaşan tüm çalışmalarını bir arada barındırması bakımından benzersizdir.

Tıp, felsefe, mantık, matematik ve doğa bilimleri gibi alanlarda kaleme alınan bu eserler, yalnızca teorik bilgi sunmaz; Orta Çağ bilim anlayışının nasıl şekillendiğini de ortaya koyar. “El-Kanun fi’t-Tıbb” ve “Kitabü’ş-Şifa” gibi eserlerin farklı nüshaları, hem bilimsel hem de estetik değer taşır. Koleksiyon 2003 yılında Dünya Belleği Uluslararası Kütüğü’ne kaydedilmiştir.

4. Evliya Çelebi Seyahatnâmesi

17. yüzyıl Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi yazı yazarken tasviri

Seyahatnâme yalnızca gezilen şehirleri değil; o şehirlerde yaşayan insanları, dilleri ve gündelik hayatı da satırlara taşıyan yaşayan bir tarih anlatısıdır.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi, yalnızca Osmanlı coğrafyasını anlatan bir seyahat kitabı değildir; aynı zamanda 17. yüzyıl dünyasının sosyal, kültürel ve gündelik hayatına dair eşsiz bir bellek kaydıdır. On ciltlik bu eser, şehirleri yalnızca yapılarıyla değil; insanları, dilleri, gelenekleri ve alışkanlıklarıyla birlikte ele alır.

Camilerden pazarlara, yemeklerden halk inançlarına kadar pek çok ayrıntı, Evliya Çelebi’nin gözlemleri sayesinde günümüze ulaşmıştır. Bu açıdan bakıldığında, Seyahatnâme yaşayan bir tarih anlatısıdır. Eserin yazmaları ve erken dönem kopyaları bugün farklı kütüphanelerde korunmakta olup, 2013 yılında Dünya Belleği Uluslararası Kütüğü’ne alınmıştır.

5. Kültepe Tabletleri

Asur ticaret kolonilerine ait Kültepe tabletleri

Bu tabletler, 4 bin yıl önce Anadolu’da ticaretin, borç ilişkilerinin ve ortaklıkların nasıl kurulduğunu belgeleyen eşsiz bir ekonomik hafıza arşividir.

Kültepe Tabletleri, yaklaşık 4 bin yıl öncesine ait Asur ticaret kolonilerinin tuttuğu özel arşivlerden oluşur. 23.500 civarındaki bu çivi yazılı belgeler, Anadolu’nun en eski yazılı kaynakları arasında yer alır.

Tabletler, ticaretin nasıl yapıldığını, borç ilişkilerini, ortaklıkları ve aile hayatını ayrıntılı biçimde kaydeder. Serbest girişim, kredi ve kar gibi kavramların bu kadar erken bir dönemde belgelendiğini görmek, Kültepe arşivlerini dünya tarihi açısından son derece önemli kılar. Bu belgeler, 2015 yılında Dünya Belleği Uluslararası Kütüğü’ne kaydedilmiştir.

6. Dîvânu Lugâti’t-Türk

Kaşgarlı Mahmud’un 11. yüzyıl dünya haritası

Bu harita yalnızca coğrafyayı değil; Türk dünyasının kendini ve çevresini nasıl konumlandırdığını gösteren düşünsel bir hafıza kaydıdır.

Kaşgarlı Mahmud’un 11. yüzyılda kaleme aldığı Dîvânu Lugâti’t-Türk, yalnızca bir sözlük değildir. Türk dilinin, kültürünün ve düşünce dünyasının sistemli biçimde kayda geçirildiği ilk büyük eserdir.

Eserde atasözleri, şiirler ve Türk boylarının yaşam biçimlerine dair ayrıntılar yer alır. Ayrıca eserde bulunan dünya haritası, dönemin coğrafi algısını yansıtması açısından son derece değerlidir. Bu çok yönlü eser, 2017 yılında Dünya Belleği Uluslararası Kütüğü’ne dahil edilmiştir.

7. Pîrî Reis’in Dünya Haritası

Pîrî Reis’in Amerika kıtasını gösteren dünya haritası

Bu harita, keşif çağının bilgi birikimini ve Doğu ile Batı kaynaklarının birleşimini yansıtan eşsiz bir kartografya mirasıdır.

1513 tarihli Pîrî Reis Haritası, hem Doğu hem Batı kaynaklarından yararlanılarak hazırlanmış özgün bir dünya tasviridir. Amerika kıtasını gösteren en erken haritalardan biri olması, onu kartografya tarihinde özel bir konuma taşır.

Haritanın üzerindeki notlar, figürler ve süslemeler; onu yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda sanatsal bir belge haline getirir. Günümüze yalnızca bir bölümü ulaşmış olsa da, bu parça bile haritanın değerini açıkça ortaya koyar. Eser, 2017 yılında Dünya Belleği Uluslararası Kütüğü’ne kaydedilmiştir.

8. Kâtip Çelebi Koleksiyonu: Cihannümâ ve Keşfü’z-Zunûn

Kâtip Çelebi’nin Cihannümâ eserinde yer alan harita

Kâtip Çelebi’nin Cihannümâ ve Keşfü’z-Zunûn eserleri, Osmanlı dünyasında sistematik coğrafya ve bibliyografya çalışmalarının öncülerindendir.

Kâtip Çelebi’nin bu iki eseri, Osmanlı düşünce dünyasının bilgiyle kurduğu ilişkiyi gözler önüne serer. Cihannümâ, Osmanlı coğrafyacılığında sistematik yaklaşımın başlangıcı olarak kabul edilirken; Keşfü’z-Zunûn, binlerce eseri ve müellifi kayda geçiren dev bir bibliyografik çalışmadır.

Bu eserler, Doğu ile Batı bilgi geleneklerinin aynı çatı altında buluştuğu nadir örneklerdendir. Koleksiyon, 2023 yılında Dünya Belleği Uluslararası Kütüğü’ne alınmıştır.

9. Mevlâna Külliyatı

Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî Mesnevî yazması

Mevlâna’nın Mesnevî’si, tasavvuf düşüncesinin en güçlü metinlerinden biri olarak Dünya Belleği Uluslararası Kütüğü’ne kaydedilmiştir.

Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî’nin tüm eserlerini kapsayan bu külliyat, tasavvuf düşüncesinin en güçlü metinlerini bir araya getirir. Mesnevî’den Divân-ı Şems’e uzanan bu eserler, yalnızca dini ya da edebi değil; evrensel bir düşünce mirası sunar.

Aşk, hoşgörü ve insanlık fikri, Mevlâna’nın metinlerinde sınırları aşar. Bu külliyat, 2023 yılında Dünya Belleği Uluslararası Kütüğü’ne kaydedilmiştir.

10. Yıldız Sarayı Fotoğraf Koleksiyonu

Yıldız Sarayı Fotoğraf Koleksiyonu Osmanlı arşiv fotoğrafları

Yıldız Sarayı Fotoğraf Koleksiyonu, Osmanlı dünyasının toplumsal ve kültürel yaşamını belgeleyen kapsamlı bir görsel arşivdir.

Sultan II. Abdülhamid döneminde oluşturulan Yıldız Sarayı Fotoğraf Koleksiyonu, Osmanlı dünyasının görsel hafızasını barındırır. Saray yaşamından şehir manzaralarına, toplumsal hayattan uluslararası ilişkilere kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.

47 farklı ülkeden kareler içeren koleksiyon, yalnızca Osmanlı’yı değil, dönemin küresel dünyasını da belgeleyen nadir bir arşivdir. 2023 yılında Dünya Belleği Uluslararası Kütüğü’ne dahil edilmiştir.

11. Câmiu’t-Tevârîh

Reşîdüddin Fazlullāh Câmiu’t-Tevârîh yazması minyatür

Yaklaşık 1335 tarihli Câmiu’t-Tevârîh minyatürü, 605 yılında Hz. Muhammed’in Hacerü’l-Esved’i Kâbe’ye yerleştirme sahnesini betimler. Bu tasvir, yalnızca bir olayın görsel anlatımı değil; erken İslam tarihinin kolektif hafızaya nasıl aktarıldığını gösteren önemli bir belgedir.

Reşîdüddin Fazlullāh tarafından kaleme alınan Câmiu’t-Tevârîh, modern anlamda ilk dünya tarihi kabul edilir. Eser, farklı coğrafyaları ve kültürleri tek bir anlatı içinde buluşturur.

Siyasi olayların ötesine geçen bu çalışma, toplumları, inançları ve gelenekleri de kapsayan ansiklopedik bir bakış sunar. 2025 yılında Dünya Belleği Uluslararası Kütüğü’ne kaydedilmiştir.

12. Karatepe-Aslantaş Yazıtları

Fenikece ve Luvice Karatepe-Aslantaş yazıtları

Bu yazıtlar, yalnızca bir sınır anıtı değil; Geç Hitit döneminin siyasal yapısını ve Anadolu’nun dil tarihini aydınlatan eşsiz bir belgesel mirastır.

Karatepe-Aslantaş Yazıtları, Fenikece ve Luvice dillerinde hazırlanmış çift dilli metinleriyle özel bir yere sahiptir. Bu yazıtlar sayesinde Anadolu hiyerogliflerinin çözülmesi mümkün olmuştur.

Yazıtlar yalnızca dil tarihi açısından değil; Geç Hitit dönemi siyasi ve kültürel yapısını anlamak açısından da son derece değerlidir. 2025 yılında Dünya Belleği Uluslararası Kütüğü’ne kaydedilmiştir.

UNESCO Dünya Belleği Programı ile Dünya Mirası Listesi Arasındaki Fark

Bu iki kavram çoğu zaman birbiriyle karıştırılır. Oysa UNESCO, insanlığın mirasını korurken iki farklı hafıza katmanına odaklanır. Aralarındaki farkı doğru anlamak, Dünya Belleği Programı’nın neden ayrı ve özel bir yerde durduğunu da netleştirir.

🔸 Korunan Şey Aynı Değildir

UNESCO Dünya Mirası Listesi, insanlığın somut mekanlarını korumayı hedefler. Antik kentler, tapınaklar, tarihi yapılar, kültürel peyzajlar ya da doğal alanlar bu listenin kapsamındadır. Yani burada odak noktası, yerin kendisidir.

UNESCO Dünya Belleği Programı, mekanlardan çok bilginin kendisine odaklanır. Bir tablet, bir el yazması, bir harita ya da bir fotoğraf arşivi… Fiziksel bir yapıdan çok, insanlığın düşünsel ve tarihsel hafızasını temsil eden kayıtlar korunur.

🔸 Taş ve Toprak mı, Satır ve Kayıt mı?

Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bir antik kent, ayakta kaldığı sürece varlığını sürdürür. Oysa belgesel miras çok daha kırılgandır. Bir yangın, nem, ihmal ya da teknik eskime; yüzyılların bilgisini geri dönülmez biçimde yok edebilir.

Bu nedenle Dünya Belleği Programı, görünen mirastan çok unutulma riski taşıyan hafızaya odaklanır.

🔸 Amaçları da Ayrıdır

Dünya Mirası Listesi’nin temel amacı, korunması gereken alanları tanımlamak ve bu alanların fiziksel bütünlüğünü güvence altına almaktır. Turizm, restorasyon ve alan yönetimi bu sürecin doğal parçalarıdır.

Dünya Belleği Programı’nda ise öncelik; belgelerin korunması, erişilebilir hale getirilmesi ve mümkünse dijitalleştirilerek çoğaltılmasıdır. Burada hedef ziyaretçi çekmek değil, bilginin kaybolmasını engellemektir.

🔸 Ortak Nokta: İnsanlık Hafızası

Her iki liste de nihayetinde aynı yere çıkar: İnsanlığın geçmişle kurduğu bağ.

Ancak biri bu bağı taş, yapı ve mekan üzerinden kurarken; diğeri kelimeler, kayıtlar ve belgeler aracılığıyla kurar. Dünya Belleği Programı, bu yaklaşımıyla sessiz ama derin bir mirası temsil eder.

Dünya Mirası Listesi → Nerede yaşadığımızı gösterir.
Dünya Belleği Programı → Kim olduğumuzu ve nasıl düşündüğümüzü anlatır.
Bu iki yaklaşım birlikte ele alındığında, insanlık mirasının yalnızca görünen yüzü değil; hatırlanan ve yazıya dökülen tarafı da korunmuş olur.

Ortak Bir Hafıza, Ortak Bir Sorumluluk

İnsanlığın hafızası yalnızca ayakta kalan yapılarda değil; satırlarda, kayıtlarda ve sessiz belgelerde yaşar. Geçmişin bu kırılgan tanıkları korunmadığında, yalnızca belgeler değil, hafızanın kendisi kaybolur. Bugün okuduğumuz, incelediğimiz ya da üzerine düşündüğümüz her belge; bir zamanlar yaşanmış bir hayatın, alınmış bir kararın ve kurulmuş bir medeniyetin izidir. Bu yüzden Dünya Belleği, geçmişe ait bir arşiv değil; geleceğe bırakılmış ortak bir sorumluluktur.

Popüler Yazılar

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.