UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Nedir? Türkiye’deki Yaratıcı Şehirler

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı: Kültürle Üreten Şehirler

Bir şehri gerçekten yaşatan şey nedir? Yalnızca geçmişi mi, yoksa bugün hala üretebilme gücü mü? Yemeklerin, müziğin, tasarımın ve hikayelerin kent yaşamına nasıl karıştığını hiç düşündünüz mü? UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı, tam da bu soruların peşinden giden şehirleri bir araya getirir.

Bir şehir yalnızca tarihiyle değil, üretme biçimiyle de yaşar. Yemeğini nasıl pişirdiği, müziğini nasıl ürettiği, sokaklarını nasıl tasarladığı ya da hikayelerini nasıl anlattığı… İşte UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı, şehirlerin bu yaratıcı damarlarını görünür kılmak için kurulmuş küresel bir ağdır.

UNESCO tarafından 2004 yılında başlatılan bu program, kültürü korumanın ötesine geçer; kültürü bir kalkınma aracı olarak ele alır.

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı temalarını temsil eden kültürel üretim objeleri

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı, gastronomiden müziğe, tasarımdan el sanatlarına kadar şehirlerin üretim gücünü görünür kılan küresel bir ağdır.

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nın Amacı Nedir?

Bu programın temel yaklaşımı şudur:

Yaratıcılık, sürdürülebilir kent yaşamının anahtarıdır.

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı;

  • Yerel kültürel üretimi desteklemeyi,
  • Şehirler arası bilgi ve deneyim paylaşımını artırmayı,
  • Kültür temelli ekonomik kalkınmayı teşvik etmeyi,
  • Geleneksel miras ile çağdaş üretimi bir arada düşünmeyi amaçlar.

Buradaki yaratıcılık, yalnızca sanatsal estetik değil; yaşayan, üreten, paylaşan bir kent modelidir.

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’ndaki 7 Temel Tema

UNESCO, şehirleri tek bir başlık altında değil; yaratıcı üretimin baskın olduğu alana göre sınıflandırır. Bu temalar, şehirleri kategorize etmek için değil; onların üretme biçimini anlamak için vardır.

1. Gastronomi Şehirleri: Yerel mutfağını yaşayan bir kültür olarak sürdüren, geleneksel tarifleri korurken çağdaş üretimi destekleyen şehirler. Burada mesele lezzet değil; mutfağın toplumsal hafıza oluşudur.

2. Müzik Şehirleri: Müziğin günlük yaşamın parçası olduğu, eğitimden sahne kültürüne kadar canlı bir müzik ekosistemine sahip şehirler.

3. Tasarım Şehirleri: Kent planlamasından mimariye, grafik tasarımdan kamusal alanlara kadar tasarımın şehir kimliğini şekillendirdiği yerleşimler.

4. Edebiyat Şehirleri: Yazarlık geleneği güçlü, okuma kültürü yaygın, edebiyatın kamusal alanla buluştuğu şehirler.

5. Sinema Şehirleri: Film üretimi, arşivler, festivaller ve sinema kültürüyle öne çıkan kentler.

6. El Sanatları ve Halk Sanatları Şehirleri: Yerel üretimin hala canlı olduğu, ustalık bilgisinin kuşaktan kuşağa aktarıldığı şehirler.

7. Medya Sanatları Şehirleri: Dijital sanatlar, yeni medya, yaratıcı teknolojiler ve çağdaş ifade biçimleriyle öne çıkan kentler.

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı temalarını gösteren renkli infografik

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı; gastronomi, müzik, tasarım, edebiyat, film, medya sanatları ve zanaat-halk sanatları olmak üzere 7 ana tema üzerinden şehirleri değerlendirir.

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Neden Önemli?

Bu ağ, şehirler için bir etiket değil; bir sorumluluk ve devamlılık taahhüdüdür.

Programa dahil olan şehirler:

  • Düzenli raporlama yapar.
  • Diğer yaratıcı şehirlerle ortak projeler geliştirir.
  • Kültürü turizmin ötesinde, günlük yaşamın parçası haline getirir.

Kısacası UNESCO Yaratıcı Şehir olmak, sürekli üretmeyi kabul etmektir.

🟠 UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda Toplam Şehir Sayısı

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na dahil olmuş şehirlerin sayısı güncel olarak 2026 başı itibariyle 408’dir. Bu şehirler, yaratıcılığı sürdürülebilir kent kalkınmasının merkezine alan ve kültürel üretimi aktif biçimde destekleyen uluslararası bir ağ içinde yer almaktadır.

Türkiye’deki UNESCO Yaratıcı Şehirler

Türkiye, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda yalnızca tarihsel mirasıyla değil; üretim biçimleriyle yaşayan kültürünü temsil eden kentleriyle yer alır. Türkiye’de bu üretim yalnızca tabelalarda değil; sokakta, mutfakta, atölyede ve sahnede karşılık bulur.

Bu şehirler, mutfağı, müziği, zanaatı ya da edebiyatı bir vitrin unsuru olarak değil, günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak sürdürür. Aşağıda yer alan UNESCO Yaratıcı Şehirler, Türkiye’nin yaratıcı potansiyelini farklı disiplinler üzerinden ortaya koyan, kültürü kalkınmanın merkezine alan kentlerdir.

1. Gaziantep – Gastronomi (2015)

Gaziantep baklavası UNESCO Gastronomi Şehri

Gaziantep, 2015 yılında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na Gastronomi alanında dahil edilmiştir. Kent mutfağı, yüzyıllara yayılan üretim geleneğini bugün de sürdürmektedir.

Güneydoğu Anadolu’nun en köklü yerleşimlerinden biri olan Gaziantep’te mutfak, yalnızca damak tadını değil, şehir yaşamının tamamını şekillendirir. Demir Çağı’ndan itibaren gelişen yerel mutfak geleneği, bugün hala üretimle ve istihdamla iç içedir. Kentte faaliyet gösteren işletmelerin neredeyse yarısı gıda sektörüne odaklanırken, çalışan nüfusun büyük bölümü bu alanda istihdam edilmektedir. Tahıllar, kurutulmuş meyveler ve baharatlar, Gaziantep mutfağının temel hammaddelerini oluşturur. Yemek kültürü; festivaller, toplumsal buluşmalar ve kuşaklar arası aktarım yoluyla kentin sosyal dokusuna doğrudan etki eder.

2. Hatay – Gastronomi (2017)

Hatay künefesi UNESCO Gastronomi Şehri

Hatay’da mutfak, farklı medeniyetlerin izini taşıyan yaşayan bir kültürdür. Künefe ise bu mirasın en bilinen simgelerinden biridir.

Amik Ovası’nın merkezinde yer alan Hatay, tarih boyunca farklı coğrafyaların kesişim noktasında bulunmasının izlerini mutfağında taşır. İpek Yolu üzerindeki konumu sayesinde baharat ticaretinin önemli duraklarından biri olan şehir, Akdeniz, Anadolu ve Orta Doğu mutfak geleneklerini aynı sofrada buluşturur. Çok sayıda medeniyetin katkısıyla şekillenen bu gastronomik yapı, bölgenin zengin bitki örtüsü ve elverişli iklim koşullarıyla desteklenir. Günümüzde aromatik ve tıbbi bitkiler, Hatay ekonomisinin önemli bir parçası haline gelmiş; gastronomi, tarım ve üretimle birlikte büyüyen bir sektör oluşturmuştur.

3. İstanbul – Tasarım (2017)

İstanbul UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Tasarım Şehri şehir silüeti

İstanbul’da tasarım, yalnızca modern stüdyolarda değil; yüzyıllık mimari dokunun içinde de yaşar. Gelenek ile çağdaş üretim aynı şehir silüetinde buluşur.

İki kıta arasında kurulu olan İstanbul, tarih boyunca yalnızca bir geçiş noktası değil; yaratıcılığın beslendiği bir merkez olmuştur. Farklı uygarlıkların bıraktığı mimari, sanatsal ve zanaatsal miras, kentin çağdaş tasarım anlayışına ilham vermeye devam eder. Gelişen yaratıcı endüstriler; mimarlık, grafik tasarım, moda ve görsel sanatlar gibi pek çok alanda istihdam sağlar. İstanbul’un tasarım alanındaki gücü, geleneksel üretim ile modern yaratıcılığın aynı şehir dokusu içinde birlikte var olabilmesinden kaynaklanır.

4. Kütahya – Zanaat ve Halk Sanatları (2017)

Kütahya çini sanatı UNESCO Zanaat ve Halk Sanatları Şehri

Kütahya’da çini yalnızca bir süsleme değil; kuşaktan kuşağa aktarılan bir ustalık geleneğidir. Her motif, şehrin hafızasını taşır.

Batı Anadolu’da yer alan Kütahya, tarihini yalnızca yazılı kaynaklarla değil, çini desenleriyle anlatan bir şehirdir. Cam tozu, kuvars ve kilin birleşimiyle ortaya çıkan çini üretimi, yüzyıllardır kentin temel zanaat alanını oluşturur. Kamusal alanlardan mimari detaylara kadar şehrin her köşesinde görülen çiniler, Kütahya’da yalnızca estetik değil, sosyal bir değer taşır. Günümüzde yüzlerce atölyede binlerce zanaatkar üretimini sürdürmekte; çini sanatı, yaşayan bir kültürel miras olarak varlığını devam ettirmektedir.

5. Afyonkarahisar – Gastronomi (2019)

Afyonkarahisar lokumu UNESCO Gastronomi Şehri

Afyonkarahisar, 2019 yılında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na Gastronomi alanında dahil edilmiştir. Lokum ve kaymak gibi yerel ürünler kentin mutfak kültürünü temsil eder.

Anadolu’nun önemli ulaşım akslarının kesişiminde yer alan Afyonkarahisar, termal kaynakları ve mermer üretiminin yanı sıra güçlü mutfak geleneğiyle de tanınır. Kaymak ve lokum gibi yerel ürünler, şehrin gastronomik kimliğinin simgeleri arasındadır. Gıda üretimi, Afyonkarahisar ekonomisinde önemli bir paya sahip olup, çok sayıda işletme ve çalışanı bünyesinde barındırır. Kırsal tarımın desteklenmesiyle şekillenen mutfak kültürü, organik ve yerel malzemelerin kullanımını teşvik ederek sürdürülebilir bir üretim modeli ortaya koyar.

6. Kırşehir – Müzik (2019)

Kırşehir UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Müzik bağlama

Kırşehir, 2019 yılında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na Müzik alanında dahil edilmiştir. Kentte müzik, kuşaktan kuşağa aktarılan güçlü bir gelenekle yaşamaya devam eder.

Orta Anadolu’da yer alan Kırşehir, müziğin günlük yaşamla iç içe geçtiği şehirlerden biridir. Kentte özellikle Abdallar olarak bilinen yerel müzisyen toplulukları, kuşaklar boyunca aktarılan güçlü bir müzik geleneğini temsil eder. Bu müzik anlayışı; yaşam biçimi, inanç sistemi ve sosyal ilişkilerle şekillenmiştir. Kırşehir’de müzik, yalnızca geçmişi korumakla kalmaz; Batı müzik teknikleriyle birleşerek zaman içinde çok katmanlı bir repertuar oluşturur.

7. Bursa – Zanaat ve Halk Sanatları (2021)

Bursa UNESCO zanaat şehri ipek kozası ve çini sanatı

Bursa’da zanaat, geçmişin hatırası değil; yaşayan bir üretim geleneğidir. İpek kozasından çini desenlerine uzanan bu miras, kentin hafızasını taşır.​​​​​​​

Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti olan Bursa, tarihsel ticaret yolları üzerindeki konumunun da etkisiyle zengin bir el sanatları geleneği geliştirmiştir. İpekçilikten çiniciliğe, gölge oyunundan ahşap oymaya kadar pek çok zanaat dalı şehir kültürünün ayrılmaz parçasıdır. Bursa’daki müzeler, sanat galerileri ve kültür merkezleri bu birikimi görünür kılarken; Koza Han gibi tarihi yapılar, ipek ticaretinin yüzyıllara yayılan geçmişini günümüze taşır. Kent, zanaatı korurken üretimi canlı tutan bir kültürel yapı sunar.

8. Şanlıurfa – Müzik (2023)

Şanlıurfa UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Müzik sıra gecesi

Şanlıurfa’da müzik yalnızca bir sahne performansı değil; bir araya gelmenin, paylaşmanın ve hafızayı canlı tutmanın yoludur.

Neolitik döneme uzanan kültürel geçmişiyle Şanlıurfa, müziğin toplumsal birleştirici gücünü en güçlü şekilde yansıtan şehirlerden biridir. Farklı dillerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı kentte müzik, ortak bir ifade alanı oluşturur. Şanlıurfa’da müzik eğitimi ve üretimi; kültür merkezleri, konservatuvarlar ve yerel kurumlar tarafından desteklenir. Bu yapı, müziği turizmle sınırlı bir unsur olmaktan çıkararak sosyal uyum ve gençlerin gelişimi için etkin bir araç haline getirir.

9. Kahramanmaraş – Edebiyat (2025)

Kahramanmaraş UNESCO Edebiyat Şehri kültür etkinliği

Kahramanmaraş’ta edebiyat yalnızca kitap sayfalarında değil; sahnelerde, festivallerde ve kalabalık buluşmalarda yaşamaya devam eder.

Kahramanmaraş, edebiyatın gündelik hayatın doğal bir parçası olduğu nadir şehirlerden biridir. Şairler ve yazarlar, kentin kültürel belleğinde özel bir yere sahiptir. Üniversiteler, kütüphaneler, okuma salonları ve edebiyata odaklanan kültür mekanları, bu üretim ortamını besler. Düzenlenen edebiyat festivalleri, şiir günleri ve kitap fuarları sayesinde şehir, her yıl yüz binlerce edebiyat meraklısını bir araya getirir. Kahramanmaraş’ta edebiyat, geçmişten gelen bir miras olduğu kadar canlı bir çağdaş üretim alanıdır.

🟠 Yaratıcı Şehirler Ağı ve Dünya Mirası Arasındaki Fark

UNESCO Dünya Mirası → Geçmişi korur.

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı → Bugünü ve geleceği üretir.

Biri “nereden geldik?” sorusuna cevap verirken, diğeri “buradan nereye gidiyoruz?” sorusunu sorar.

Yaratıcı şehirler; yalnızca gezilecek yerler değil, yaşanacak ve hissedilecek mekanlardır. Bir mutfakta kaynayan tencere, bir sokakta yükselen müzik, bir atölyede çalışan usta…

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı, işte tam olarak bu yaşayan kültürü görünür kılar.

Popüler Yazılar

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.