Efes (Ephesus) Antik Kenti

Efes Antik Kenti

Efes Antik Kenti tarihi nedir? Efes Antik Kenti'nin hikayesi nedir? Efes Antik Kenti nerede? Efes Antik Kenti Hakkında Bilgi, Efes Antik Tiyatrosu ve diğer yapılar...

Efes... Akdeniz’in en büyük antik kenti...

Hititlerin Anawarza’sının Apasas şehri...

Roma İmparatorluğu’nun şaşalı günlerinin adeta bir yansıması...

Arkeologlara ilham kaynağı olmuş, tarihçilere ışık tutmuş, gezginleri şimdiki zamandan uzaklaştıran mimarlık şaheseri bir yerleşim...

2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne kabul edilen bir mermer şehir...

Efes Antik Kenti Nerede | Efes'e Ulaşım

Ülkemizin önde gelen tanıtım yüzlerinden birisi olan Efes Antik Kenti'ne gitmemiş olsanız bile adını duymamış olma ihtimaliniz oldukça düşük. İzmir'in Selçuk ilçesinde bulunan ve gözde turizm merkezlerinden olan Kuşadası'na da yarım saatlik (20 km) mesafede bulunuyor.

İzmir istikametinden geliyorsanız otoyolda Selçuk tabelasını takip edip antik kente ulaşabilirsiniz. İzmir'den yaklaşık 82 km mesafede bulunan Efes Antik Kenti'ne yaklaşık 1 saatlik bir yolculujla ulaşmanız mümkün.

Diğer bir seçenek ise Aydın. Bu yönden geldiğiniz takdirde Ortaklar üzerinden yaklaşık 50 dakikalık bir yolculuk sonunda 65 lm uzaklıktaki Efes Antik Kenti'ne ulaşabilirsiniz. 

Hangi yönden gelirseniz gelin yolda sık sık ören yerlerini gösteren bordo tabelalarda Efes Antik Kenti ismini göreceksiniz.

Efes Antik Kenti konumu için tıklayın...

Efes Antik Kenti Giriş Ücreti

Efes Ören Yeri'ne giriş ücreti 2021 yılı itibariyle 120 TL'dir. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı olduğundan Müzekart geçerlidir. Dolayısıyla her zaman olduğu gibi seyahatseverlere naçizane tavsiyemiz mutlaka Müzekart almalarıdır. Aynı zamanda 18 yaş altı ve 65 yaş üstü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşarı ücretsiz bilet alma hakkına sahiptir. Bunların dışındaki istisnai durumlar için www.muze.gov.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Efes'in Tarihçesi | Efes Antik Kenti Nasıl Kuruldu?

Tam 4 kere arka arkaya kurulan Efes kentlerinin üçüncüsünü geziyoruz hep birlikte.

İlki, şimdiki Selçuk Kalesi’nin hemen arka tarafında, M.Ö. 11. yüzyılda antik Yunan Kralı Kodros’un oğlu Androklos tarafından kurulmuş. Çok beğendiği Ege kıyılarında bir kent kurmak isteyen Androklos, Delphi rahibinin bir balık ve yaban domuzunu takip etmesini söylemesinden sonra buralara kadar gelmiş.

Ege Denizi’ndeki seyahati esnasında adamlarının tuttuğu balıklardan bir tanesi ölmeden ateşin etkisi ile kuru otların üzerine zıplıyor karada, hem de üstüne bir parça köz yapışmış şekilde. Hemen ardından tutuşan kuru otlar ağaçların ardındaki yaban domuzunun ürkmesine ve kaçmasına sebep oluyor. Androklos yaban domuzunu yakalayıp tanrılara kurban ettikten sonra rahibin sözlerini hatırlıyor : “Bir balık ve bir yaban domuzu sana yol gösterecek.”

İlki Lidyalılar zamanında yıkılıyor. İkincisi Selçuk - Kuşadası yolunda kuruluyor ve Antik Çağ'ın 7 harikasından biri olan Artemis Tapınağı inşa ediliyor. Pers işgalinde Pers Kralı Kyros, tüm Anadolu’yu yerle bir etmesine rağmen ilk defa Efeslilere bir teklifte bulunuyor : “Savunmadan şehri teslim ederseniz, tapınak zarar verilmeden size bırakılacak”.

Bu teklifle Efesliler şehir kapılarını açıyor ve çok yüksek vergi ödedikleri karanlık bir dönem başlıyor şehirde. M.Ö. 334 tarihinde Makedonya Kralı Büyük İskender şehri kurtarıyor kurtarmasına ama Persliler kaçarken şehri ve tapınağı ateşe veriyorlar.

Bu arada tapınağın ilk ateşe verilişi değil bu. M.Ö. 356 yılında Herostratos isimli bir “deli” tarihe adını kaydettirmek için tapınağı ateşe vermiş kendisi öyle diyor. Kalan kalıntılar da son bir ateşle Perslilere kurban gidiyor. Büyük İskender tapınak inşası için destek vermek istiyor ama Artemis’in adının yanına kendi adının da eklenmesi şartıyla... Efeslilerin verdiği cevap oldukça zekice: “Bir tanrının başka bir tanrıya yardım etmesi hoş olmaz!”

 

Büyük İskender, generallerinden Lysimakhos’a bırakıyor şehri. Ama bu general, yanmış ve eski bir şehirde kalmak yerine, şimdi sadece kalıntılarını gezebildiğimiz üçüncü Efes’in kurulması için emir veriyor. Efesliler ilk başta bunu istemeseler de sonraları yeni kent kuruluyor. M.Ö. 300’lerde kurulan Efes, bir yıldız gibi parlayacak ve yaklaşık 950 yıl tarih sahnesinde kalacaktır.

Hellenistik dönemde büyümesini sürdüren şehir, M.Ö. 133 yılında son Bergama Kralı III. Attalos’un bütün krallık topraklarını Roma İmparatorluğu’na bağışlaması ile parlak dönemlerine başlamıştır. Aslında bu parlak dönem aynı zamanda Efeslilerin Roma’ya ciddi bir miktarda vergi ödediği dönemdi.

Bu vergiden kurtulabilmek için çareler düşünürken, Roma’nın başına her daim bela olan Pontuslular çıkageldi. Pontus Kralı Mithridates, bir kurtarıcı gibi görülmeye başlandı. Mithridates Roma askerlerini yenip Efes’e Büyük İskender’den bile daha coşkulu bir giriş yaptı.

Fakat her şey bitmemişti. Mithridates, şehirde “Togo” giyen ve Latince konuşan herkesin öldürülmesi için emir verdi. Amaç Roma varlığını şehirden tamamen yok etmekti. Bunların arasında maalesef Togo giyen ve Latince konuşan Efesliler de vardı.

Bir gün içerisinde on binlerce insan hayatını kaybetti (tahminen 80.000 kişi). “Efes Katliamı” tarihte kara bir leke olarak yerini aldı. Efesliler korku içerisinde olabilecek diğer olayları düşünürken, Pontus Komutanı halkın tiyatroda toplanmasını ve açıklamalar yapılacağını söyledi. Efesliler aynı şeyin başlarına gelebileceğini düşünerek tedirginliklerini dile getirdiler ve iyi niyet göstergesi olarak askerler surların dışında beklemesini ve sadece subaylar içeriye girerlerse bu görüşmenin gerçekleşeceğini söylediler.

Nitekim öyle de oldu. Fakat Pontuslu subaylar bir anda Efeslilerin hışmına uğradı ve öldürüldüler. Efesliler kendi istekleri ile bir kere daha Roma'ya bağlandılar. Romalı General Pompeus ise Pontus belasını tüm Roma’nın başından savdı.

M.Ö. 1. yy’da nüfus 200.000’e kadar yaklaşmışken, bu katliamla neredeyse yarısı yok oldu. Fakat Roma’dan ve diğer şehirlerden buraya çok hızlı bir şekilde göçmenler gelip yerleştiler.

M.S. 1. yy sonlarında yaklaşık 250.000 nüfus ile Roma İmparatorluğu’nun ikinci başkenti ve Asya Eyaleti’nin başkenti ünvanlarını almıştır Efes.

M.Ö. 1. yy.’da Mısır Kraliçesi Kleopatra ile Romalı Komutan Marcus Antonius, M.S. 2. yy’da İmparator Trajan ve ardından Hadrian, Efes’i birkaç kez ziyaret etmiş ve 450 kişilik Efes Parlamentosu’nu değerli hediyeler ile donatmışlar.

M.S. 262 yılı ile Efes’te maalesef çatlamalar başlamış. Önce bir şiddetli deprem, ardından Gotların istilası Efes’i derinden sarsmış. Antik çağın 3. büyük kütüphanesi olan Celsus Kütüphanesi, yaklaşık 14.000 rulo kitabı ile yanmış. Efesliler bir kere daha toparlanıp liman kenti olma avantajını kullanarak şehirdeki ticareti eski günlerine kavuşturmak istemişler ama bu eskisi gibi olmamış.

395 yılında Roma’nın ikiye ayrılışı ve 476 yılında Batı Romanın yıkılışı her yerde olduğu gibi Efes’te de etkisini göstermiş. Demokrasinin sonu ve monarşinin başlangıcı hissedilmiş Efes’te Bizans dönemiyle. Onbinlerce insanın her gün oradan oraya koşuşturduğu, her köşede bir alışverişin yapıldığı, limanına gelen gemilerin sayılamadığı Efes gitmiş, yerine bir piskoposluk merkezi olan şehir gelmişti. Efes’in adeta sonu gibiydi bu gidiş...

614 yılındaki şiddetli deprem ile Kaystros (Küçük Menderes) şöyle bir silkelenmiş ve doğduğu yerden başlayıp döküldüğü yer olan Efes Limanı’na taş, toprak, alüvyon taşımaya devam etmiş. Bu da Efes Limanı’nın zamanla dolmasına, bataklık haline gelmesine ve sıtma hastalığının ortaya çıkmasına sebep olmuş.

O zamanlar şehir nüfusu 40.000’lere kadar düşmüştü ve bu hastalıkta yarıdan fazlası maalesef öldü. Geri kalanlar ise Bülbül Dağı ile Panayır Tepesi arasında kurulan şehirlerini 7. yy. sonlarında terk etmek zorunda kaldılar.

4. Efes hastalığın ulaşamayacağı Panayır Tepesi’nin ardına kurulmuştu. Yani şimdiki Selçuk ilçesinin olduğu yere... O zamanlar nüfus yaklaşık 2000 kadardı, çünkü kalan Efeslilerin büyük çoğunluğu şehri tamamen terk etmeyi tercih etmişlerdi. Bu şehir de 11. yy’da Anadolu Selçukluları’nın gelmesi ile tamamen çehre değiştirdi ve Efes efsanesi sona erdi.

1869 yılında İzmir – Aydın arasında demiryolu döşeyen İngiliz mühendis John T. Wood tarafından ilk olarak Artemis Tapınağı’na ait kalıntıların bulunması ile demiryolu rota değiştirmiş ve böylece Efes’in günümüzdeki hikayesi başlamıştır.

UNESCO Dünya Kültürel Miras Listesi'ndeki Efes ile ilgili sayfalarca yazılacak şey var. Ama biz, “Rehbername” olarak, siz sevgili okuyucularımıza; Meclis Binasını, Siyasi ve Ticari Agorayı, Trajan Çeşmesini, Hadrian Tapınağını, Yamaç Evlerini, Mermer Caddeyi, Celsus Kütüphanesini, Aşk Evini, Umumi Tuvaletleri, Domitian Tapınağı’nı, dünyanın en büyük antik tiyatrosunu gidip yerinde görmeyi kesinlikle tavsiye ediyoruz. Tabii gezerken profesyonel kokartlı rehberinizi de almayı unutmayın.

 

Şimdi kısa kısa bilgilerle Efes’teki yapıları tanıyalım;

Efes Antik Kenti Yapıları

1. Varius Hamamı

Bir zamanlar Efes Magnesia kapısından girişte bulunan hamamdır. Efes bir ticaret kenti olduğu için tüm kara ve deniz kapılarından girişte mutlaka hamamlar bulunurdu. Zemini mozaikler ile süslüydü ve yapıda inşaat malzemesi olarak kireçtaşı kullanılmıştı. Giriş – sıcak su – soğuk su ve çıkış şeklinde dört ayrı bölümü bulunurdu.

2. Resmi Agora

Efes’in resmi binalarının çevresinde dizildiği bir meydandır. Alışveriş amaçlı değil, toplanma, buluşma ve miting amaçlıdır. Şehrin yüksek zümresi için ayrılmış ve şehirde oldukça hareketli bir konumda bulunmaktadır. Burjuva sınıfının ziyaret etmeden geçmediği bir yer idi. Efes Su Sarayı’nı da içerisinde bulunduruyordu.

3. Bazilika

117 m uzunluğundaki bu yapı öncelikli mahkemeler ve diğer resmi dairelerin bulunduğu yerdi. Üç ayrı koridorun yan yana gelmesi ile oluşan bir mimari yapıya sahiptir. Orta koridor diğerlerine göre daha uzundur. Bu koridorlar birbirinden duvarlar ile ayrılması gerekirken, Efes’te her şeyin sanatsal olması gerekliliği düşünülerek koridorları ayırmada İyon tarzı mermer sütunlar kullanılmıştır. Geniş çaplı ticari anlaşmalar da burada mühürlendiği için yapı resmi olduğu kadar ticari bir özelliğe de sahipti. Hristiyanlık kabulü ile birlikte ibadethane olarak kullanıldı. 

4. Bouleuterion

1400 kişiyi alabilecek kapasitede tiyatroya benzer bir yapıdır. 450 meclis üyesi için inşa edilmiştir. Üstünde çatısı bulunan bu yapı, resmi toplantılar olmadığı zamanlarda kent ileri gelenleri için tiyatro ve konser salonu olarak kullanılıyordu. 5. yy’da Bizanslılar tarafından saray binası olarak kullanılmaya başlandı ama yapı böyle bir amaca hizmet edemeyecek tarzda olduğu için bu amaçtan vazgeçildi. Oturakların aralarında bulunan küçük basamakların her iki tarafında bulunan aslan ayağı kabartmaları siyasi gücün simgesiydi.

5. Prytaneon

Belediye binası ve aynı zamanda Hephaistos tarafından gönderilen kutsal ateşin muhafaza edildiği yapıydı. İnanca göre bu kutsal ateş Efeslileri koruyordu ve bu ateşi hep canlı tutmak için Kuret adı verilen rahipler görevlendirilmişti. Burası kazılarda ünlü Artemis heykellerinin de bulunduğu yerdir. Dolayısı ile resmi bir bina olarak inşa edilmesine rağmen dini faktörler çok daha ağırlıktaydı. Bulunan heykeller şu anda Efes Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

6. Domitian Tapınağı

Tarihte bir ölümlü adına inşa edilen ilk pagan tapınağı özelliğine sahiptir. Roma İmparatoru Domitian, kendi adına inşa edilen tapınağı görmek üzere Roma’dan gemi ile buraya gelmiş ve yapıyı görüp beğendikten sonra beraberinde getirdiği sandıklar dolusu mücevheratı Efes Meclisi’ne hediye etmiştir. Hristiyanlık kabulü ile birlikte manastır olarak kullanılmıştır.

7. Memmius Anıtı

Diktatör imparator Sulla'nin yeğeni olan Vali Memmius adına dikilen çok etkileyici bir yapıdır. Efesliler çok sert bir yerel yönetim ile karşılaşmayı beklerken, tam tersine Memmius oldukça adil ve yumuşak bir yönetim göstermiştir. Bu yüzden mükemmel detaylara sahip bu anıt inşa edilmiştir. Memmius’tan sonra kentte valilik yapanlar bu anıta çeşitli eklemelerde bulunmuşlardır. Memmius'un mezarı yapının ortasında iç kısımda yer almaktadır.

8. Kuretler Caddesi

280 m uzunluğu ile Efes’in ilk ana caddesidir. Caddenin her iki tarafında kaideler üstünde yükselen heykeller yer alırdı. Caddenin üstten aşağıya doğru yarısında 5. yy Bizans dükkan ve atölyelerini görmek mümkündür. Kutsal ateşi korumakla görevli olan Kuret rahiplerinin yürüdükleri ana cadde olmasından dolayı Efesliler onların genel ismini bu caddeye vermişlerdir. Caddeyi 90 derece kesen ara yollar mevcuttur. Izgara plan uygulamasını net bir şekilde göstermektedir. 

9. Herakles Kapısı

Kuretler caddesinin üstünde inşa edilmiş, yaya ve araç trafiğini ayıran kapıdır. Iki sütün üzerinde Herakles’in kabartmaları dikkat çeker. 12 görevinden birisi olan Nemea Aslanı’nı etkisiz hale getirmesinin kabartmasının yapıldığı bu kapıdan yukarısı, araçların giremeyeceği noktalardı.

10. Trajan Çeşmesi

İmparator Trajan adına inşa edilmiş, maalesef çok eksikleri bulunan bir yapıdır. Küresel formda dünya tasviri şaşırtıcı ve etkileyicidir. Hemen önünde bir havuz ve etrafında eğimden dolayı meydana gelen su sirkülasyonu vardı. 1958 itibari ile bulun heykeller Efes Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Özellikle Dionysos Heykeli diğerlerinden iyi durumdadır.

11. Hadrian Tapınağı

Mimar Quintus tarafından inşa edilen muhteşem bir yapı... Kapı üzerindeki kemerde tam kilit taş üstündeki kader tanrıçası Tyche rölyefi muhteşem kondisyondadır. Efes’te bir ölümlü adına inşa edilen ikinci tapınaktır. İç kısımda bulunan köşe rölyeflerinde Efes’in efsanevi kuruluş hikayesi yer alır. Yapı giriş kapısının üzerindeki Medusa kabartması, tapınağın koruyucusu olarak nitelendirilir. 

12. Latrinler

44 kişinin aynı anda kullanabileceği umumi tuvaletlerdir. Oturanların alt kısmında bulunan su akarı, bütün pisliği şehir dışına taşıyan borulara bağlanır. Oturakların ön tarafındaki dar kanalda ise temiz su akmaktaydı. Yapı içinde bulunan köleler ücret karşılığı, üzerinde sünger sarılı olan bir tahta çubuk verirler ve tuvaleti kullananlar, ön tarafta bulunan dar kanaldaki suyu ve ellerindeki çubuğu kullanmak suretiyle kendilerini temizlerlerdi. Yapının ortasında bir de havuz bulunurdu. Buraya su, Scholastikia Hamamından gelmekteydi.

13. Yamaç Evleri

Şehir terkedilinceye kadar kullanılan zengin evleridir. 7 ayrı ev kalıntısına ulaşılmıştır. Muhteşem fresk ve mozaikler ile süslenmiştir. Toplamda yaklaşık 2000 m² bir alanı kapsamaktadır. Şu anda restorasyon adına dünyanın en büyük puzzle oyunu oynanmaktadır. Binlerce küçük mermer parça birleştirilip yerlerine konmak üzere restoratörlere emanet edilmiştir.

14. Celsus Kütüphanesi

Antik çağın en büyük 3. kütüphanesidir. Vali Celsus’un oğlu İlius Aquila tarafından inşa ettirilmiştir. Yok olmadan once Yaklaşık 14.000 rulo vardır. 262 depremi ve Got istilası ile bütün kültürel değeri maalesef yitip gitmiştir. Altta bulunan ikiz sütunların arkasındaki 4 heykel maalesef kopya olup, orijinalleri Viyana Arkeoloji Müzesi’ndedir. Bu heykeller Vali Celsus’un dört özelliğini simgelemekteydi: Bilgelik, hayalgücü, zeka, bilgi.

15. Mermer Cadde

210 m uzunluğu ile Efes’in ikinci ana caddesidir. Sağında ve solundaki kaldırımlar dikkat çeker. Kanalizasyon sistemi hala sağlamdır. Burası hayvanların çektiği araç trafiğine açık ve çok yoğun bir cadde idi. O yüzden burada sürekli olarak köleler caddeyi yıkayıp temizlemek ile görevlendirilmişti. Dünyanın ilk reklamı da (genelev reklamı) buradaki kaldırım taşlarından birisinin üzerine semboller ile kazınmıştı.

16. Aşk Evi

Efes’te bulunan genelevdir. Bizans dönemi başlangıcı ile işlevini kaybetmiştir. Efes’teki büyük yapılardan bir tanesi idi. Yazıtlardan anlaşıldığı üzere son derece temiz ve hijyenik bir yerdi. Ayakkabı ile içeri girmek yasaktı. Giren herkes mutlaka yıkanmalı idi. Yapı 1. yy’a ait olsa da genelev olarak kullanılması 3. yy’a dayanır.

17. Ticari Agora

Efes’in en eski noktası diye nitelendirilebilir. Alışveriş için kullanılan bu büyük dikdörtgen alanda 70 dükkan bulunmuştur. Dükkanların önünde çift sıra sütun ile koridorlar yapılmıştır. Dükkan sahipleri tarafından aktörler, müzisyenler ve akrobatlar kiralanır, gösteri yapmaları suretiyle halkın ilgisini çekmeleri sağlanırdı.

18. Efes Tiyatrosu

Yaklaşık 25.000 kişi kapasitesi ile dünyanın en büyük antik tiyatrosu olma özelliğine sahiptir. Gladyatör dövüşlerinin de yapıldığı bu tiyatro günümüzde de bazı konserlere ve gösterilere ev sahipliği yapmaktadır. Zamanın en önemli gelir kaynaklarından bir tanesi idi. Seyirciler giriş için para öderler, bu para karşılığında tahtadan ya da kemikten bazı küçük mask ve biblocuklar alırlardı. Toplanan paranın büyük kısmı kent meclisine kalırken geri kalan kısım tiyatroda performans sergileyenlere verilirdi. Buradaki gladyatör dövüşlerinde vahşi hayvanlar kullanılmamış, sadece adam adama mücadeleye sahne olmuştur. Kazılarda gladyatörlerin kullandığı bazı silahlar ve bu silahların yaraladığı insanlara ait kemik parçaları bulunmuştur.

19. Liman Caddesi

530 m uzunluğunda üçüncü ana cadde özelliğine sahiptir. Deniz yoluyla kente giriş yapanların kullanmak zorunda olduğu kentin resmi giriş caddesidir. İmparator Arcadius zamanında genişletildiği için Arcadian Caddesi de denir. Denize sıfır olan kentin bu en uzun caddesinin sonunda kentin en ihtişamlı yapısı olan tiyatro yer alıyordu. Şehre gelenleri daha ilk girişten itibaren etkilemek esas amaçtı. Liman girişinden hemen sonra caddenin sağında ve solunda liman hamamları adı verilen iki adet hamam bulunurdu.

Efes Antik Kenti Çevresinde Gezilecek Yerler

Efes Antik Kenti'ni ve burada bulunan kalıntıları görmek aslında tam anlamıyla Efes'i bitirdiğiniz anlamına gelmiyor. Her biri aynı zamanda Efes'in bir parçası diyebileceğimiz ve Efes geziniz sırasında mutlaka görmeniz gereken yerler olduğunu da unutmayın.

1. Meryem Ana Evi

2. Efes Artemis Tapınağı

3. Selçuk Müzesi

4. St. Jean Bazilikası

5. Şirince

İzmir'in ve Türkiye'nin en popüler antik kentlerinden olan Efes'i ve çevresini gezin, görün, yaşayın... 

Seyahatleriniz RehberName Tadında Olsun...

 

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.