Sümela Manastırı: Tarihi, Freskleri ve Gezi Rehberi

Sümela Manastırı: Tarihi, Freskleri, Mimari Yapısı, Efsaneleri

Sümela Manastırı, Karadeniz’in sarp kayalıklarında yükselen 1600 yıllık bir inanç ve kültür mirasıdır. Bu rehberde Sümela’nın tarihini, fresklerini, 2025 giriş ücretini ve ulaşım bilgilerini adım adım anlatıyoruz. Ziyaret öncesi bilmeniz gereken tüm detaylar burada.

Karadeniz deyince aklınıza ne gelir? Yaklaşık 20 yıllık rehberlik hayatım boyunca bu soruyu her turda gruplarıma sordum ve cevap neredeyse hep aynı oldu: Sümela Manastırı. Trabzon’un Maçka ilçesinde, Altındere Vadisi’nin sarp kayalıklarına oyulmuş olan bu eşsiz manastır; hem tarihi hem de mimarisiyle Karadeniz’in en ikonik yapılarından biridir. UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Sümela Manastırı, “Bunu buraya nasıl yapmışlar?” sorusunu herkesin aklına düşüren olağanüstü bir konuma sahiptir.

Son yıllarda uzun süren restorasyon nedeniyle ziyaretçilere bir süre uzak kalsa da, yeniden açıldıktan sonra eski ilgisini fazlasıyla geri kazandı. Bu yazımızda Sümela Manastırı’nın tarihini, fresklerini, mimari bölümlerini, giriş ücretini, ulaşım yollarını ve ziyaret ipuçlarını adım adım anlatıyoruz.

Sümela Manastırı’nın Altındere Vadisi’ndeki sarp kayalıklara kurulmuş dış cephe manzarası. Trabzon’un en ünlü tarihi yapısını çevreleyen ormanlar ve vadinin panoramik görünümü.

Sümela Manastırı, Altındere Vadisi’nin dik yamaçlarına kurulu eşsiz konumuyla Karadeniz’in en etkileyici tarihi yapılarından biridir. Bu fotoğraf, manastırın vadiyi gözetleyen ikonik dış cephe manzarasını gösterir. 

Fotoğraf: sumela.gov.tr

1. Sümela Manastırı Nerede?

Sümela Manastırı, Trabzon’un Maçka ilçesi sınırlarında, Altındere Vadisi Milli Parkı içinde yer alır. Denizden yaklaşık 1.200 metre yükseklikte, dik bir kayalık yamaç üzerine inşa edilmiştir. Bu benzersiz konumu sayesinde hem stratejik bir koruma alanı sağlanmış hem de manastıra mistik bir görünüm kazandırılmıştır.

Trabzon şehir merkezine yaklaşık 47 km, Maçka ilçe merkezine ise 17 km uzaklıktadır. Karadeniz turlarının en önemli duraklarından biri olan Sümela Manastırı, doğal güzellikleri ve tarihi dokusuyla her yıl yüz binlerce ziyaretçiyi kendine çekmektedir.

2. Sümela Manastırı’nın Tarihi

Sümela’nın 1600 yıllık yolculuğu; erken Hristiyanlık dönemindeki ilk mağara tekkesinden Komnenosların altın çağındaki büyük manastırına, Osmanlı’nın hoşgörü fermanlarından Cumhuriyet döneminin dev restorasyonlarına kadar uzanır.

Karadeniz’in yemyeşil dağlarının arasında, kayalıklara tutunmuş gibi duran bu büyüleyici yapı; Trabzon’un Maçka ilçesinde, Altındere Vadisi’nin dik yamaçlarına oyulmuştur. Hem mimarisi hem de geçmişi 1600 yılı aşan derin tarihiyle Sümela Manastırı, bölgenin en önemli kültürel miraslarından biridir. Aşağıda Sümela’nın tarihini, mimarisini, fresklerini ve öne çıkan bölümlerini rehber anlatımıyla adım adım bulabilirsiniz.

🟧 Kuruluş Efsanesi ve İlk Yapım Dönemi (MS 4. yüzyıl)

Sümela Manastırı’nın kökeni, Hristiyanlık tarihinde derin bir yere sahip olan etkileyici bir efsaneye dayanır.

Rivayete göre Atinalı iki keşiş, Barnabas ve Sophronios, rüyalarında aynı gece Hz. Meryem’i görür. Meryem Ana, onlara Karadeniz’de, yüksek kayalıkların arasında kendisi için bir manastır inşa etmeleri gerektiğini söyler. Bunun üzerine iki keşiş, binlerce kilometrelik yolculuğu göze alarak Trabzon’a doğru yola çıkar.

Karadeniz’in yoğun ormanlarını, sarp vadilerini ve zorlu dağlarını aştıktan sonra keşişler, Altındere Vadisi’nin sert kayalıklarında doğal bir mağarayla karşılaşır. Rüyada gördükleri yerin tam olarak burası olduğunu anlarlar. İşte bu mağara, Sümela Manastırı’nın ilk çekirdeğini oluşturan ibadet alanıdır.

Sümela Manastırı’nın sarp kaya yüzeyine yaslanan dış cephesi ve çevresini saran yoğun orman dokusu. Trabzon’daki manastırın kayalığa oyulmuş mimari yapısı yakından görülüyor.

Sümela Manastırı’nın kayalığa yaslanan dış cephesi, Altındere Vadisi’ndeki tesisin bulunduğu noktadan çekilen fotoğraf ile farklı bir açıdan görülüyor. Manastırın kayaya uyumu ve çevresindeki yoğun orman dokusu fotoğrafta belirgin şekilde ortaya çıkıyor.

🔸 İlk yapım aşaması: Doğal mağaranın kutsal mekana dönüşmesi

MS 4. yüzyılda, Bizans İmparatoru I. Theodosius (375–395) döneminde başlatıldığı kabul edilen ilk yapılaşma çok sadeydi. Bugün gördüğümüz büyük manastır kompleksinin temeli sayılan bölüm doğal bir mağara, oyma bir şapel, birkaç keşiş odası ve ibadet alanından ibaretti.

Bu ilk yapı, tamamen kayaya oyularak şekillendirilmişti. O dönem için burası, inzivaya çekilmek isteyen keşişlerin hem güvenli bulduğu hem de kutsal kabul ettiği bir alan haline gelmişti.

Neden bu kadar yüksek bir yere inşa edildi?

Bunun üç önemli sebebi vardır:

1. İnanç ve sembolik anlam: Yüksek kayalıklar, Tanrı’ya yakın olmayı simgelerdi. Mağara ise erken dönem Hristiyanlığında kutsal bir mekandı.

2. Güvenlik: 4. yüzyılda bölgede hakimiyet sürekli el değiştiriyordu. Zor ulaşılır bir konum, manastırı doğal olarak koruyordu.

3. Doğal akustik ve uygun kaya dokusu: Fresklerin çizileceği yüzey için ideal doğal kayalıklar burada bulunuyordu.

🔸 Erken dönem Sümela’nın önemi

Bu ilk dönemden itibaren Sümela, yalnızca bir ibadet yeri değil; keşişlerin inzivaya çekildiği, dua ettiği, el yazmaları çoğalttığı manevi bir merkez haline geldi. Kısa sürede bölgedeki Hristiyan toplulukların da ilgisini çekti ve Doğu Karadeniz’in en kutsal mekanlarından biri olmaya başladı.

🟧 Sümela Adının Kökeni: Sümela Ne Demek?

Sümela Manastırı’nın adı yüzyıllardır hem halk arasında hem de bilimsel çevrelerde merak edilen bir konu olmuştur. Adın kökeni, bölgenin coğrafi özellikleriyle doğrudan ilişkilidir.

🔸 Sümela kelimesi nereden geliyor?

En yaygın kabul edilen görüşe göre Sümela, Rumca melas (μέλας) sözcüğünden türetilmiştir. Melas kelimesi; siyah, koyu renk, kararmış kaya, kara yamaç anlamına gelir.

Altındere Vadisi’ni çevreleyen yüksek dağlar, özellikle sabah ve akşam saatlerinde gölgede kalıp koyu siyah bir görünüme büründüğünden, bu bölge eski Rumlar tarafından Melas Dağları olarak adlandırılmıştır.

Panagia tou Melas → Sümela

🔸 Tarihsel kaynaklarda manastırın ilk ismi nedir?

Παναγία του Μελά (Panagia tou Melá) Kara Dağ’daki Meryem Ana anlamına gelir. Zaman içinde bu ifade halk kullanımında yumuşayarak:

➡ Panagia Sou Melá

➡ Sou-mela

➡ Sümela şekline dönüşmüştür.

🔸 Neden “Kara Dağ Manastırı”?

Sümela Manastırı’nın kurulduğu dev kayalık duvar, gün içerisinde ışığa göre sürekli renk değiştirir. Özellikle sabah saatlerinde dağın yüzeyi tamamen gölgede kalır ve kapkara bir görüntü oluşturur. Bu nedenle manastıra Kara Dağa kurulu manastır yani Melas dağındaki Panagia denilmiştir.

🔸 Kabul edilen görüş

✓ Ad coğrafi bir tanımlamadan gelir.
✓ Efsanelerdeki Simela, Stmela, Ismela gibi varyantlar akademik olarak geçersizdir.
✓ En net köken: Melas (Kara/Siyah).

🟧 Bizans Döneminde Sümela Manastırı’nın Gelişimi

Sümela Manastırı, MS 4. yüzyıldaki kuruluşunun ardından Bizans döneminde giderek bölgenin en güçlü ruhani yapılarından biri haline geldi. Altındere Vadisi’nin sarp kayalıklarında konumlanan manastır, hem stratejik hem de dini önemi nedeniyle devlet tarafından özel koruma altına alındı. Bu dönemin en dikkat çekici yönü, birçok Bizans imparatorunun Sümela’ya doğrudan müdahale etmesi, imtiyazlar tanıması ve önemli onarımlar yaptırmasıdır.

Sümela Manastırı’nın Ana Kaya Kilisesi ve çevresindeki fresklerle kaplı dış cephe. Kayalığın altına oyulmuş bölümlerde İncil sahneleri ve Komnenos dönemine ait resimler görülüyor.

Sümela Manastırı’nın Ana Kaya Kilisesi, fresklerle kaplı dış cephesi ve kayalık içine oyulmuş mimarisiyle kompleksin en dikkat çekici bölümüdür. İncil sahneleri ve Komnenos dönemi resimleri bu alanda yoğun biçimde yer alır.

🔸 İlk Genişlemeler ve Devlet Korumasının Başlaması (5. – 6. Yüzyıl)

Sümela, MS 5. yüzyıldan itibaren Bizans’ın resmi kayıtlarında görünmeye başlar. Bu süreçte doğal mağara genişletildi, ilk ibadethaneler şekillendi, basit keşiş hücreleri oluşturuldu, manastır çevresine depo ve erzak alanları eklendi.

Erken Bizans döneminde manastır, özellikle bölgede Hristiyanlığın güçlenmesiyle birlikte devletin koruma ve destek ağının içine girmiştir.

Keşişlere vergi muafiyeti, toprak ve orman kullanım hakkı, askeri koruma ve yol güvenliği imtiyazları gibi ayrıcalıklar tanınmıştır.

🔸 İmparator Jüstinyen Dönemi: İlk Büyük Restorasyon (MS 6. Yüzyıl)

Bizans’ın en büyük hükümdarlarından I. Jüstinyen (527–565), Sümela Manastırı’na doğrudan destek veren imparatorların başında gelir. 

Rivayete göre Sümela bu dönemde yangın, yıldırım, doğal afet, dağ kayması gibi nedenlerle ağır zarar görmüş, bazı bölümler kullanılamaz hale gelmiştir. Jüstinyen durumu öğrenince, bölgedeki komutanı Belisarios’u görevlendirerek manastırın ana kilisesini, keşiş odalarını, dış koruma duvarlarını yeniden inşa ettirmiştir. Bu, Sümela’nın tarihinde bilinen ilk büyük kapsamlı restorasyondur.

🔸 Sümela’nın Stratejik Önemi: Neden Bizans İçin Kritik Bir Noktaydı?

Doğu Karadeniz, Bizans’ın doğu sınırlarının güvenliği, Kafkas ticaret yolları, askeri geçiş güzergahları açısından hayati bir bölgeydi.

Sümela’nın ulaşılamaz kayalık konumu, doğal savunma sağlaması, bölgedeki Hristiyan toplulukları bir arada tutması nedeniyle Bizans yönetimi, manastırı siyasi ve dini bir denge unsuru olarak görüyordu. Bu nedenle imparatorlar Sümela’ya sürekli yatırım yaptı.

🔸 Erken – Orta Bizans Döneminde Eklenen Yapılar

Sümela Manastırı, 5.–10. yüzyıllar arasında önemli bir büyüme ve dönüşüm sürecine girdi. Bu dönemde kaya içine oyulan şapel genişletildi, yeni keşiş hücreleri eklendi ve erken dönem bir su toplama sistemi kuruldu. İlk fresk örnekleri bu yüzyıllarda duvarlara işlenmeye başlandı; ayrıca savunma ve ulaşımı kolaylaştırmak için gizli merdiven ve tünel hatları inşa edildi. Böylece Sümela, yalnızca bir ibadet noktası olmaktan çıkıp bölgenin en etkin manastır ve teoloji merkezlerinden biri haline geldi.

Sümela Manastırı Ana Kaya Kilisesi’nin kuzey duvarında, kucağında Çocuk İsa ile Meryem’in merkezde yer aldığı fresk sahnesi ve çevresindeki aziz tasvirleri görülüyor.

Sümela Manastırı’nın kuzey duvarındaki sahnede, kucağında Çocuk İsa ile Meryem’in yer aldığı Theotokos kompozisyonu öne çıkar. Merkezdeki bu kutsal tasvirin çevresinde azizler ve kilise geleneğine ait figürler görülür.

🔸 İmparatorların Sümela’ya Sağladığı Özel Katkılar

Tarihsel kaynaklarda Sümela’ya destek veren birçok Bizans hükümdarı geçer:

I. Theodosius (379–395): Kuruluş döneminin imparatoru olduğuna inanılır. Keşişlere ilk imtiyazları verdiği düşünülür.

I. Jüstinyen (527–565): Büyük onarım yaptırdı; manastır yeniden ayağa kaldırıldı.

VII. Konstantinos Porphyrogenetos (913–959): Doğu Karadeniz politikalarını güçlendirmek amacıyla manastıra askeri koruma sağladı.

IV. Romanos Diogenes (1068–1071): Bölgedeki Selçuklu baskısı artınca Sümela’nın güvenliğini artırdı.

II. Andronikos Paleologos (1282–1328): Ekonomik zorlukların yaşandığı dönemde manastıra vergi muafiyeti ve finansal destek sağladı.

Bu imparatorların kararları sayesinde Sümela yüzyıllar boyunca ayakta kalmayı başardı.

🔸 Olumsuz Olaylar: Saldırılar, Yangınlar ve Doğal Afetler

Bizans döneminde Sümela Manastırı, görkemli konumuna rağmen sürekli bir huzur ortamı içinde değildi. Tarih boyunca dağ kaymaları, şiddetli fırtınalar, yıldırım çarpmaları, yangınlar, eşkıya saldırıları ve kırsal yağmalar gibi pek çok doğal ve insan kaynaklı tehlikeyle karşı karşıya kaldı. Bu olaylar manastırın zaman zaman zarar görmesine yol açsa da yapının kayalık bir duvarın içine oyulmuş olması, bu felaketlerin etkisini büyük ölçüde azaltan doğal bir koruma sağladı.

Ayrıca bazı tarihçiler, 8. yüzyılda Bizans’ta yoğunlaşan ikonoklazm döneminde Sümela’daki ilk fresklerin tahrip edildiğine dair güçlü rivayetlerden bahseder. Kesinliği tam olarak bilinmese de, o dönemin politik ve dini atmosferi göz önünde bulundurulduğunda bu olasılık ciddiyet taşır. Buna rağmen Sümela’nın coğrafi yapısı ve zorlu ulaşım koşulları, manastırın tamamen yok olmasını engellemiş; böylece günümüze ulaşan eşsiz miras korunabilmiştir.

🔸 Halk Kültüründe Sümela’nın Yükselişi

Bizans döneminin sonlarına doğru Sümela Meryem Ana ikonasışifalı kabul edilen ayazması, mucize hikayeleri, fresklerde betimlenen sahneler sayesinde halk arasında kutsal bir dağ mabedi olarak kabul edildi.

Halk burada hastalıklar için dua ediyor, kutsal sudan içiyor, tütsü ve adak adıyor, özel yortularda manastıra hac ziyareti yapıyordu. Bu durum Sümela’nın hem bölgesel hem de imparatorluk genelinde ününü artırdı.

🔸 Sümela’nın Devlet Tarafından Resmen Tanınması

Bizans’ın son yüzyıllarında manastır resmi belgelerde özerk, korunan, ekonomik haklara sahip bir dini kurum olarak yer aldı. Bu tanınma sayesinde keşişler eğitim faaliyetlerini sürdürdü ve manastır, Trabzon İmparatorluğu dönemine kadar uzanan güçlü bir mirasa sahip oldu.

Sümela Manastırı’nın Altındere Vadisi’ne bakan cepheden görünüşü; dik kayalık yapısı ve çevresini saran yoğun Karadeniz ormanlarıyla birlikte manastırın dağ yamacındaki konumu.

Sümela Manastırı’na çıkan dolmuş yolunda karşınıza çıkan en etkileyici manzara: Dik kayalığa tutunan Sümela Manastırı ve onu çevreleyen yemyeşil Altındere Vadisi. Bu açı, yolculuğun en unutulmaz fotoğraf karelerinden biridir.

🟧 Komnenos ve Trabzon İmparatorluğu Dönemi: Sümela’nın En İhtişamlı Çağı

1204 yılında Latinlerin İstanbul’u işgal etmesiyle Bizans İmparatorluğu parçalanınca, Karadeniz’in doğusunda Komnenos Hanedanı tarafından Trabzon Rum İmparatorluğu kuruldu. İşte Sümela Manastırı’nın kaderi tam bu noktada değişti. Bu dönem, manastırın tarihindeki en parlak, en görkemli ve en zengin yüzyılların başlangıcıydı.

Komnenoslar Sümela’yı yalnızca bir manastır değil, Devletin Kutsal Koruyucusu olarak gördü. Bu nedenle ekonomik, siyasi ve dini açıdan en büyük hamilikler bu dönemde ortaya çıktı.

🔸 III. Alexios (1349–1390): Sümela’nın Altın Çağı

III. Alexios Komnenos, Sümela Manastırı’nın en büyük destekçisi kabul edilir. Onun döneminde manastır bir ibadethane olmaktan çıkıp uluslararası hac merkezi haline geldi.

Alexios’un Sümela’ya katkıları:

  • Manastıra vergi muafiyeti tanıdı.
  • Manastıra bağlı toprakları genişletti.
  • Keşişlere ekonomik özerklik verdi.
  • Yapının büyük bölümlerini restore ettirdi.
  • Yeni şapel ve hücre katmanları eklettirdi.
  • Yolları iyileştirerek ulaşımı güvenli hale getirdi.

Rivayete göre Alexios, oğlunun doğumu için Sümela’da özel bir adak yaptırmış, bu nedenle manastır hanedanın ilahi koruyucusu olarak görülmüştür. Bu nedenle bugün gördüğümüz fresklerin, dış duvarların ve ana yapı düzeninin büyük kısmı Alexios döneminin eseridir.

III. Alexios’un ardından gelen tüm Komnenos hükümdarları Sümela’yı korumaya devam etti.

🔸 II. Manuel Komnenos

Su kemerlerinin büyük kısmını yeniletti.

Manastırın kışlık depolarını ve erzak odalarını güçlendirdi.

🔸 III. Manuel Komnenos

Kütüphane düzenlemesini yaptırdı.

Metin üretimi ve ikonografi eğitimini destekledi.

🔸 Alexios III (1376–1417)

Manastırın gelirini artırmak için özel fermanlar çıkardı.

Sümela’nın bölgesel hac merkezi statüsünü genişletti.

Sonuç olarak; Komnenoslar için Sümela yalnızca bir dini merkez değil, hanedanın manevi sigortasıydı.

🔸 Komnenos Döneminde Sümela’nın Yaşadığı Önemli Olaylar

Bu dönem yalnızca yükselişlerden ibaret değildi. Manastır hem doğal hem siyasi tehditlerle karşılaştı.

Dağ Kaymaları ve Kaya Düşmeleri

Sümela’nın bulunduğu sarp kayalık, bu dönemde birkaç kez büyük kaya düşmeleri yaşadı. Bu nedenle bazı hücreler ve dış yapı duvarları çöktü. Komnenoslar bu zararları anında tamir ettirdi.

Eşkiya ve Kırsal Yağma Tehlikesi

14.yüzyılda bölgede Gürcü akıncıları, kırsal soyguncular, bölgesel eşkıya grupları tarafından küçük çaplı saldırılar yaşandı. Sümela yüksek konumu, sarp kaya yapısı, derin vadeye bakan savunma hattı sayesinde tamamen ele geçirilemedi, ancak keşişler birkaç kez saklanmak zorunda kaldı.

Bölgesel Siyasi Çatışmalar

Trabzon İmparatorluğu’nun iç çekişmeleri, özellikle yerel derebeyleri arasındaki güç savaşları manastırı etkiledi. Bazı dönemlerde manastır vergilendirilmek istendi, bölge ağaları tarafından baskı altına alındı, keşişlerden zorla el yazması veya yiyecek alındı.

Komnenos imparatorluğu bu tür girişimleri yasaklayan fermanlarla Sümela’yı defalarca koruma altına aldı.

Yangın ve Fresk Hasarları

Sümela’nın ahşap bölümlerinde en az iki büyük yangın yaşandı biri mutfak ve depo bölümünde, biri de dış avlu yapılarında. Bu yangınlar bazı fresklerin kararmasına ve iki küçük hücrenin yok olmasına neden oldu. Onarımlar yine Komnenos destekleriyle tamamlandı.

🟧 Osmanlı Döneminde Sümela Manastırı (1461–1923)

Fatih Sultan Mehmet’in 1461’de Trabzon’u fethiyle birlikte Sümela Manastırı, Bizans yönetiminden Osmanlı egemenliğine geçti. Ancak Osmanlı İmparatorluğu’nun Kafkasya ve Karadeniz politikası gereği, bölgedeki Rum-Ortodoks varlığına zarar verilmedi; tam tersine manastır, Osmanlı hukuku içinde korunan ve imtiyazlı bir dini kurum haline geldi. Bu yaklaşım, Sümela’nın yaklaşık 450 yıl boyunca varlığını güven içinde sürdürmesini sağladı.

Sümela Manastırı’nın dış cephe duvarları ve keşiş hücrelerinin detaylı görünümü; dik kayalık yüzeye oyulmuş yapı ve üst bölümde görülen kaya güçlendirme ağları.

Bugün Sümela Manastırı’nın dış cephesinde gördüğümüz çok katlı keşiş hücreleri ve ahşap eklerin büyük bölümü Osmanlı dönemindeki onarımlar sayesinde ayakta. Yüzyıllar süren bu koruma ve imar çalışmaları, manastırın günümüze ulaşan etkileyici ve ikonik siluetini doğrudan şekillendirdi.

🔸 Fatih’in Fermanıyla Başlayan Hoşgörü Politikası (1461)

Trabzon’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet’in Sümela’ya gönderdiği bir fermanla manastırın korunacağı, keşişlerin hayatlarına dokunulmayacağı, mülklerine zarar verilmeyeceği, vergi muafiyetlerinin devam edeceği garanti altına alındı.

Bu durum, Osmanlı’nın çok kültürlü yapısının tipik bir örneğiydi ve bölgedeki halkın devlete bağlılığını güçlendirmeyi amaçlıyordu.

II. Bayezid (1481–1512)

Karadeniz’deki Rum-Ortodoks toplumunun huzuru için Sümela’ya imtiyazlar tanındı. Manastırın mülkleri korunmuş, vergiden muaf tutulmuştu.

Yavuz Sultan Selim (1512–1520)

Trabzon’da sancakbeyliği yaparken manastırın keşişleriyle temas kurmuş bir hükümdar olarak, Sümela’ya özel koruma verilmesini uygun gördü. Rivayete göre Yavuz’un manastırı ziyaret ettiği ve keşişlere hediyeler bıraktığı aktarılır.

Kanuni Sultan Süleyman (1520–1566)

Trabzon doğumlu bir padişah olarak Sümela’yı yakından tanıyordu. Onun döneminde manastır çevresinde güvenlik artırıldı, yollar düzenlendi ve iç bölgelerde küçük onarımlar yapıldı.

II. Selim (1566–1574)

Manastırın yangın ve fırtınalardan zarar gören bölümleri için kapsamlı bir onarım fermanı verdi. Bu dönemde keşiş hücreleri yenilendi, ahşap döşemeler değiştirildi, bazı odalar yeniden inşa edildi.

III. Murad (1574–1595)

Manastıra ekonomik gelir sağlayan bazı toprakların mülkiyeti tekrar manastıra iade edildi. Bu gelir, 16. yüzyılın sonunda Sümela’nın altın dönemine zemin hazırladı.

🔸 Sümela Manastırı’nın Osmanlı Döneminde Yaşadığı Felaketler

Sümela’nın en büyük sorunlarından biri konumu gereği yangın ve fırtına tahribatıydı.

1650 civarında çıkan büyük bir yangın sonucunda ahşap hücrelerin çoğu yandı.

1710’da ikinci bir yangın daha meydana geldi ve keşişlerin kütüphanesindeki bazı el yazmaları zarar gördü.

Her iki yangının ardından Osmanlı idaresi, manastırın yeniden yapılması için yardım yapılmasına izin verdi.

🔸 18. Yüzyılda Büyük Yeniden İnşa ve Bugünkü Cephenin Oluşumu

Sümela Manastırı’nın çok katlı keşiş hücreleri ve taş cephe duvarları, dik yamacın üzerindeki konumu ve Altındere Vadisi’nin yeşil orman manzarasıyla birlikte görünüm.

1700’lü yıllardaki büyük yangınların ardından Sümela adeta yeniden ayağa kaldırıldı. Bu dönem, manastırın mimari olarak en kapsamlı şekilde yenilendiği ve güçlendirildiği süreçtir. Dış cephenin büyük bölümünü oluşturan keşiş hücreleri bloğu genişletildi; bugün dışarıdan bakıldığında görülen yüksek duvarların önemli kısmı bu 18. yüzyıl onarımlarının eseridir.

Ayrıca ahşap odalar baştan sona yenilendi, bazı bölümler taşla güçlendirildi ve pencereler yeniden düzenlendi. Su kemerleri, merdivenler ve ulaşım hatları tamir edildi; ayazma çevresi ve kilise girişleri daha düzenli bir biçime kavuşturuldu. Bu geniş kapsamlı restorasyon sayesinde Sümela hem daha fazla keşişi barındırabilir hale geldi hem de Ortodoks dünyasında eski prestijini yeniden kazandı.

🔸 19. Yüzyılda Son Büyük İmar Faaliyetleri

19. yüzyıl, Sümela’nın Osmanlı dönemindeki en parlak yıllarıydı. Bu dönemde manastırın iç mekan freskleri onarıldı, çatılar yeniden kaplandı, dış cephe duvarlarında tamirat yapıldı, öğrenci-çırak odaları eklendi, kütüphane onarıldı.

Bu yüzyılda Sümela’yı ziyaret eden Avrupalı seyyahlar manastırdan hayranlıkla söz eder.

🔸 20. Yüzyıl Başına Doğru: Zor Yıllar

1900’lere gelindiğinde manastırın keşiş nüfusu azalmaya başladı, ekonomik güç zayıfladı, Rus işgali yaklaşınca keşişler değerli eşyaları sakladı. 1916–1918 Rus işgali sırasında manastır bir süre askeri amaçla kullanıldı. Ardından 1923 nüfus mübadelesiyle keşişlerin tamamı Yunanistan’a göç etti ve Sümela tamamen sessizliğe büründü.

🟠 Osmanlı Dönemi Neden Önemlidir?
✔ Sümela’nın bugünkü dış görünümünün %70’i Osmanlı döneminde şekillenmiştir.
✔ Yangınlar sonrası yapılan büyük yenilemeler bu dönemde gerçekleşmiştir.
✔ Osmanlı padişahlarının imtiyaz fermanları manastırın hayatta kalmasını sağlamıştır.
✔ 19. yüzyıldaki restorasyonlar Sümela’yı tekrar parlak bir döneme taşımıştır.
✔ Avrupalı seyyahların notları bu dönemin önemini uluslararası literatüre taşımıştır.

🟧 Sümela Manastırı’nın 20. Yüzyılı: İşgal, Mücadele, Mübadele ve Terk Ediliş

🔸 Bir Dönemin Sonu: 19. Yüzyılın Sonundan Savaşa Giden Yol

Bugün gördüğünüz manastırın büyük kısmı 18. ve 19. yüzyılda şekilleniyor. Ama asıl fırtına, 20. yüzyılın başında kopuyor. 19. yüzyılın sonlarında Sümela Manastırı bölgedeki Rum Ortodoks halkı için önemli bir hac merkezi, ekonomik olarak güçlü vakıflara, arazilere ve ticaret bağlantılarına sahip, Karadeniz’in iç kesimlerindeki Pontus Rum kültürünün en güçlü sembollerinden biri haline gelmiş bir manastırdı.

Ancak aynı dönem, Osmanlı Devleti için çözülmenin hızlandığı, milliyetçilik akımlarının güçlendiği, Karadeniz kıyılarında da Pontus meselesi diye bildiğimiz gerginliklerin yükseldiği yıllardı.

🔸 Birinci Dünya Savaşı ve Rus İşgali (1916–1918)

Şimdi gözünüzün önüne 1916 yılını getirin. Karadeniz kıyılarında Rus donanması, iç kesimlerde ilerleyen Rus orduları var. 1916’da Ruslar Trabzon’u işgal ettiğinde, bölgenin büyük kısmı gibi Sümela Manastırı da savaşın gölgesinde kalıyor.

Bu dönemde Trabzon ve çevresinde yaşayan Müslüman halkın bir bölümü iç kesimlere göç ediyor. Pontus Rum nüfusunun bir kısmı Rus işgalini korunma olarak görürken, cephe hattında ciddi yıkımlar yaşanıyordu.

Sümela Manastırı ise doğrudan cephe hattı olmasa da stratejik konumu nedeniyle gözlem ve denetim noktası olarak önem kazanıyordu. Bölgedeki hareketlilik sebebiyle keşişler manastırın değerli eşyalarını sakladılar. Bazı arşiv ve belgelerin Rusların eline geçtiği, bir kısmının da Yunanistan’a götürüldüğü düşünülüyor.

Manastır bu süreçte tamamen yok edilmemiş, fakat savaşın belirsizliği yüzünden geleceği ilk kez ciddi anlamda soru işareti haline gelmiştir.

🔸 Milli Mücadele Dönemi, Pontus Meselesi ve Zararlı Cemiyetler

Sümela’yı anlatırken 20. yüzyıla geldiğimizde, Karadeniz coğrafyasını yalnızca bir doğa ve tarih destinasyonu olarak değil, aynı zamanda Milli Mücadele sahnesi olarak da düşünmek gerekiyor. Milli Mücadele döneminde, resmi tarih kitaplarından da bildiğimiz gibi milli varlığa zararlı cemiyetler arasında;

  • Wilson Prensipleri Cemiyeti,
  • Kürt Teali Cemiyeti gibi oluşumların yanında,
  • Azınlıkların kurduğu cemiyetler içinde Pontus Rum Cemiyeti ve Mavri Mira Cemiyeti sayılır.

Özellikle Pontus Rum Cemiyeti, merkezini Samsun ve Trabzon hattına dayandırarak Karadeniz kıyılarında bir Pontus Devleti kurma fikrini yaymaya çalışmış, Trabzon, Samsun ve Giresun çevresinde siyasi faaliyetlerde bulunmuştur. Peki bu noktada şu kritik soru akla geliyor: Bu zararlı cemiyetlerin Sümela Manastırı’yla doğrudan bir ilişkisi var mıydı?

🔸 Sümela Manastırı ve Zararlı Cemiyetler

Tarihsel kaynaklara baktığımızda;

  • Pontus Rum Cemiyeti’nin merkezinin şehir merkezleri (özellikle Samsun, Trabzon, Merzifon, vb.) olduğu,
  • Siyasi ve örgütsel faaliyetlerin daha çok liman kentleri, şehir kulüpleri ve gizli örgütlenme ağları üzerinden yürütüldüğü,
  • Sümela Manastırı’nın doğrudan bir karargah, örgüt merkezi veya silahlı faaliyet üssü olarak kullanıldığına dair net bir tarihi kaydın bulunmadığı görülüyor.

Sümela’nın rolü bu dönemde daha çok;

  • Bölgedeki Ortodoks halk için dini ve kültürel bir sembol,
  • Pontus kimliği açısından ruhani merkez,
  • Azınlık cemaatleri için moral kaynağı olmak şeklinde ortaya çıkıyor.

Yani özetle; Sümela Manastırı, Pontus ve zararlı cemiyetler bağlamında sembolik bir yere sahip; fakat doğrudan bir örgütlenme karargahı olarak kullanıldığına dair güvenilir tarihi delil yok.

🔸 Mübadele ve Manastırın Terk Edilişi (1923)

1923’e geldiğimizde, artık sahnede Lozan Antlaşması ve Türkiye–Yunanistan Nüfus Mübadelesi var. Bu anlaşmaya göre Türkiye’de yaşayan Rum Ortodoks nüfusun büyük kısmı Yunanistan’a, Yunanistan’daki Müslüman nüfusun büyük kısmı Türkiye’ye gönderildi.

Sümela Manastırı’nda yaşayan keşişler de bu kapsamda Trabzon’u ve Sümela’yı terk ederek Yunanistan’a göç ettiler. Manastırın en değerli ikonlarından olan Meryem Ana (Panagia) ikonunu yanlarına alarak, Yunanistan’da Vermio Dağı’nda kurulan yeni Panagia Soumela Manastırı’na taşıdılar. Böylece Sümela Manastırı, 1923’ten sonra ilk kez tarihinde tamamen keşişsiz kaldı. Yüzyıllar boyunca dualarla, ilahilerle yankılanan bu dağ, bir anda sessizliğe gömüldü.

Trabzon Sümela Manastırı dış cephe fresklerinde Yaratılış’ın 3. ve 4. sahneleri; hayvanların yaratılışı ve Tanrı’nın gelişi ikonografik sahneler halinde betimlenmiş.

Sümela Manastırı’nın dış cephe fresklerinde Yaratılış döngüsünün 3. ve 4. sahneleri görülüyor: Bir sahnede hayvanların ve yeryüzü yaşamının yaratılışı betimlenirken, diğer sahnede Tanrı’nın gelişi ikonografik bir düzenle resmediliyor.

🔸 Terk Edilmiş Yıllar: Kaçak Kazılar, Hazine Avcıları ve Tahribat (1923–1970)

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Sümela ne aktif bir ibadet yeri, ne de tam olarak korunan bir kültür varlığıydı. Bu dönemde manastır uzun yıllar kendi haline bırakıldı. Çevrede “Sümela’da gömülü hazine var” söylentileri yaygınlaştı, hazine arayıcıları içeride ve dışarıda kaçak kazılar yapmaya başladı.

Resmi kaynaklar, özellikle mübadele sonrasından günümüze kadar Sümela Manastırı’nın hazine avcılarının hedefi olduğuiçeride ve çevresinde kontrolsüz kazılarla büyük tahribata uğradığını, birçok freskin kazındığını, bazı taş blokların yerinden söküldüğünü açıkça belirtir.

Buna ek olarak 20. ​​​yüzyılda bölgede meydana gelen depremler, sert kış koşulları ve bakımsızlık, manastırın duvarlarında çatlaklara, merdivenlerde çökmelere sebep olmuştur.

Bu dönemi şöyle özetleyebiliriz: Sümela için savaş yılları değil, savaş sonrası terk edilmişlik en büyük tahribatı getirdi.

🔸 Modern Döneme Geçiş: Sessizlikten Restorasyona

Sümela’nın bugün yeniden ayağa kalkmış olması, işte bu üç evrenin sonunda gelen modern Cumhuriyet restorasyonlarının bir sonucudur.

🟧 Cumhuriyet Döneminde Sümela: Turizme Açılış ve Büyük Restorasyonlar (1970–Günümüz)

Bugün Sümela Manastırı’nı gezerken gördüğünüz merdivenler, güvenli yürüyüş yolları, güçlendirilmiş kaya yüzeyleri ve restore edilmiş freskler… Bunların hiçbiri 50 yıl önce yoktu. Aslında Sümela, 20. yüzyılın büyük kısmında sessizliğe gömülmüş, harap olmuş, hazine avcılarının tahrip ettiği bir yapıydı. Onu yeniden ayağa kaldıran ise 1970 sonrası Cumhuriyet restorasyonlarıdır.

Bugün Sümela’nın ayakta durması, sadece tarihi değil, mühendislik açısından da bir mucizedir. İşte bu zorlu süreç nasıl ilerlemiş ve neler yapılmış şimdi bunlara bir göz atalım.

Trabzon Sümela Manastırı avlu ve teras bölümü; ana kaya kütlesine oyulmuş yapılar, kırmızı kiremitli keşiş hücreleri ve ziyaretçi kalabalığıyla birlikte kompleksin genel görünümü.

Sümela Manastırı’nın avlu ve teraslarında günümüz ziyaretçi yoğunluğu. Kayalığa oyulmuş hücreler, şapeller ve yenilenmiş kiremitli yapılar, manastırın 1600 yıllık mimari düzenini bütün haliyle gösteriyor.

1) 1972: Sümela’nın Yeniden Keşfi ve Turizme Açılış

1923’te keşişlerin ayrılmasının ardından yaklaşık yarım yüzyıl boyunca tamamen sahipsiz kalan Sümela için ilk ciddi adım 1972’de atıldı. Bu yıl, manastırın kaderini değiştiren bir dönüm noktası oldu. Altındere Vadisi’nin Milli Park ilan edilmesiyle bölge resmi koruma altına alındı; Sümela Manastırı da Kültür Bakanlığı tarafından korunacak kültür varlığı statüsüne alındı.

Aynı dönemde manastıra ulaşan patika yollar temizlenip güçlendirildi, bölgeye ilk güvenlik önlemleri getirildi ve iç mekanda çökme riski taşıyan bazı odalar geçici olarak desteklendi. Her ne kadar kapsamlı bir restorasyon olmasa da 1970’lerde atılan bu adımlar, Sümela’nın tamamen yok olmasını engelleyen ilk gerçek kurtarma hamlesi oldu.

2) 1986–2000: Yapısal İncelemeler, Koruma Kararları ve İlk Onarımlar

Bu dönem daha çok altyapı hazırlığı dönemidir. Çünkü Sümela’nın ana sorunu yalnızca duvarların ve fresklerin bozulması değildi. Asıl büyük tehlike kayalıkların çökme riskiydi.

Bu süreçte neler yapıldı?

  • Jeolojik incelemeler yapıldı.
  • Kayaların çatlak haritaları çıkarıldı.
  • Manastırın taşıyıcı duvarlarında ön güçlendirmeler yapıldı.
  • Bazı fresklerde yüzey temizliği denemeleri yapıldı.
  • Manastıra çıkan yol ıslah edildi.
  • Alt yapı sorunları kayıt altına alındı.

Bu yıllar Sümela’nın gelecekteki büyük restorasyonuna hazırlık dönemiydi.

3) 2000–2015: Büyük Restorasyonun Planlanması ve Ön Müdahaleler

Bu dönem, Sümela’da asıl büyük restorasyonun öncesindeki hazırlık süreci olarak kabul edilir. Çalışmalar daha çok korumayı başlatan, yapıyı güvenli hale getiren ve kapsamlı projeye zemin oluşturan adımlardan oluşur.

Bu yıllarda yapılan başlıca uygulamalar şunlardı:

  • Fresklerde ilk koruma müdahaleleri gerçekleştirildi. Nem ve kurum tabakaları yüzeyden temizlendi, dökülme riski taşıyan boya katmanlarına kimyasal sabitleyiciler uygulanarak daha fazla bozulmanın önüne geçildi.
  • Yollar ve merdivenler iyileştirildi. Ziyaretçi güzergahı bazı noktalarda genişletildi; çürümüş ahşap basamaklar yenileriyle değiştirildi ve rotanın daha güvenli hale gelmesi sağlandı.
  • Güvenlik önlemleri artırıldı. Kayalık yapıdan kopan taşlar nedeniyle giriş bölümü tehlike yaratıyordu; bu nedenle kritik noktalara çelik ağlar yerleştirilerek koruma sağlandı.

Bu dönem yapılan çalışmalar, Sümela’nın tamamen çökmesini engelleyen kritik adımlar olsa da, esas büyük restorasyonu başlatmak için bir hazırlık evresi niteliğindedir.

4) 2015–2020: Sümela Tarihinin En Büyük Restorasyonu

2015–2020 arasındaki restorasyon, yalnızca bir bina onarımı değil; adeta bütün bir dağın yeniden güvenli hale getirilmesi anlamına geliyordu. Sümela’nın kayalık konumu, yüzyıllar boyunca manastırı korumuştu ama aynı zamanda büyük bir risk biriktirmişti. Bu dönemde yapılanlar, Sümela’nın bugün güvenle gezilmesini sağlayan dev bir mühendislik operasyonuydu.

Trabzon Sümela Manastırı avlusunda yer alan mutfak, ayazma ve hizmet yapıları; kayaya oyulmuş mimari düzen ve taş işçiliğiyle birlikte genel görünüm.

Sümela Manastırı’nın avlu bölümündeki hizmet yapıları. Tamamen kayalığa yaslanan bu taş mimari, manastırın günlük yaşam düzenini ve yüzyıllar boyunca süren restorasyon izlerini açıkça gösteriyor.

Kayalık Güçlendirme: Restorasyonun Kalbi

Sümela’nın hemen üstündeki dev kaya kütlesi, yüzyılların etkisiyle çatlamış ve bazı bloklar düşme tehlikesi taşır hale gelmişti. Bu nedenle tehlikeli kaya blokları uzman ekipler tarafından tek tek sabitlendi. Yamaç, çelik ağlarla ve ankraj sistemiyle güçlendirildi. Çökme riski taşıyan noktalar tamamen güvenli hale getirildi. Bu işlem tamamlanmadan manastırın asla restore edilmesi mümkün değildi.

İç Mekanların Yenilenmesi

Güçlendirme tamamlandıktan sonra sıra iç mekanlara geldi. Yıkılmak üzere olan odalar desteklendi. Duvarlardaki nem, çatlak ve akıntı sorunları giderildi. Eski taş ve ahşap bölümler aslına sadık kalınarak yenilendi. Böylece manastırın günlük dolaşım rotası güvenli hale getirildi.

Fresklerin Temizliği ve Onarımı

Sümela’nın en değerli bölümü olan fresklerde yılların biriktirdiği is, kurum ve tahribat temizlendi. Restorasyon sırasında boya tabakası sabitlendi. Dökülme riski olan bölümler koruma altına alındı. Renkler tarihi üsluba sadık kalınarak güçlendirildi. Bu çalışmalar, Sümela fresklerini geleceğe taşımak adına büyük önem taşıyordu.

Ulaşım ve Ziyaretçi Yollarının Yenilenmesi

Manastıra ulaşan yol, merdivenler ve korkuluklar tamamen yenilendi. Böylece ziyaretçinin güvenliği artırıldı ve  yürüyüş yolu daha rahat ve dayanıklı bir hale getirildi.

İlk Kez Açılan Yeni Bölümler

Bu dönemin en heyecan verici sonucu, daha önce hiç görülmemiş alanların açılmasıydı. Yeni keşiş hücreleri, kaya geçitleri, üst teraslar, gizli geçiş izleri ilk kez ziyaretçilere sunuldu. Sümela’nın gezilebilir alanı neredeyse iki katına çıktı.

Trabzon Sümela Manastırı’nda Osmanlı döneminde yenilenen keşiş hücreleri ve konaklama yapıları; beyaz sıvalı üst katlar, ahşap pencereler ve kayalık yamaca yaslanan mimari detaylarıyla birlikte görünüm.

Sümela Manastırı’nda Osmanlı döneminde yenilenen keşiş hücrelerinin bulunduğu bölüm. Beyaz sıvalı üst katlar, ahşap pencereler ve kayalığa yaslanan yapı düzeni, manastırın 18–19. yüzyıldaki büyük restorasyon evresini net şekilde gösteriyor.

5) 2020–2021: Sümela’nın Yeniden Açılışı

2020 yılında restorasyonun büyük kısmı tamamlandı ve manastırın önemli bölümü açıldı. 2021’de geri kalan üst teraslar da açılarak, Sümela modern turizme tamamen hazır hale geldi. Artık Sümela hem güvenli, hem koruma altında, hem de ziyaret edilebilen bir kültür varlığı statüsündedir.

6) 2010’dan Günümüze: Yıllık Ayin ve UNESCO Statüsü

Türkiye, 2010’dan beri Fener Rum Patrikhanesi’ne yılda bir kez ayin izni veriyor (15 Ağustos). Sümela, 2000 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesinde ve yakın gelecekte kalıcı listeye girebilmesi için çalışmalar sürüyor.

3. Sümela Manastırı’nın Mimari Yapı ve Bölümleri

Sümela Manastırı’nın en etkileyici özelliği, bir yapının değil, adeta bir kaya mucizesinin içine girmiş gibi hissettirmesidir. Altındere Vadisi’nin 1.200 metre yüksekliğindeki sarp yamacına tutunmuş bu büyük kompleks; Bizans, Komnenos ve Osmanlı dönemlerinin mimari izlerini aynı çatı altında bir araya getirir.

Aşağıda Sümela’nın tüm bölümlerini, arkeolojik dönemlerini ve nasıl kullanıldığını ayrıntılı şekilde bulabilirsiniz.

🟧 Manastır Giriş Yolu ve Avlu Düzeni

Sümela’ya çıkan uzun patika ve merdiven yolu, bugün gördüğümüz haliyle 19. yüzyıldaki Osmanlı onarımlarının bir ürünüdür. Zorlu bir tırmanıştan sonra giriş kapısından içeri adım attığınızda geniş avlu karşınıza çıkar.

Bu avlu, manastırın bütün yaşamını bir arada toplayan merkezdir:

  • Keşişlerin günlük faaliyetlerini yürüttüğü ortak alan,
  • Konaklama, depolama ve çalışma birimlerinin dağıldığı nokta,
  • Manastırın tüm yapılarının tek bakışta görülebildiği panoramik seyir alanı olarak işlev görür.

Tarihi gelişimi ise iki ana aşamada şekillenir:

İlk avlu düzeni: 10. yüzyıla uzanır; erken dönem keşiş yerleşiminin çekirdeğini oluşturur.

Genişletilmiş avlu: 18. yüzyılda yapılan kapsamlı Osmanlı restorasyonlarıyla bugünkü sınırlarına ulaşır.

Bu nedenle avlu, Sümela’nın hem en eski hem de en çok müdahale görmüş bölümlerinden biri olarak manastır tarihinin canlı bir özeti niteliğindedir.

🟧 Ana Kaya Kilisesi (Merkez Mağara Kilise)

Trabzon Sümela Manastırı ana kaya kilisesi; doğal mağaraya oyulmuş merkez ibadet alanı ve duvarları tamamen kaplayan Bizans freskleriyle birlikte genel görünüm.

Sümela Manastırı’nın merkezinde yer alan ana kaya kilisesi, doğal mağaranın oyulmasıyla oluşturulan ilk ibadet alanıdır. Dış cephesini kaplayan yoğun fresk programı, manastırın kuruluş döneminden Komnenosların görkemli sanat anlayışına kadar uzanan ikonografiyi bir arada gösterir.

Sümela Manastırı’nın kalbinde yer alan ana kaya kilisesi, tamamen doğal bir mağaranın oyulmasıyla oluşturulmuş ilk ibadet alanıdır. Manastırın kuruluş efsanesi, erken keşiş yerleşimi ve ilk ikonografik sahneler bu çekirdek bölümde şekillenmiştir. Bugün gördüğümüz fresklerle bezelidir ve Sümela’nın en kutsal alanı olarak kabul edilir.

Bu mağara-kilise, Sümela’nın hem en eski yapısı hem de manastırın bütün inşa sürecinin başlangıç noktasıdır. İç yüzeylerdeki resimler Roma etkili erken Hristiyan sahnelerinden, Bizans üslubuna ve Trabzon Komnenoslarının yerel ikonografisine kadar geniş bir sanatsal çeşitlilik sunar.

İlk çekirdek kilise (MS 4.–6. yüzyıllar)

Barnabas ve Sophronios’un yerleşimiyle birlikte mağaranın içi ibadethaneye dönüştürüldü. En eski altar ve ilk duvar resimleri bu döneme aittir.

Genişletilmiş kaya kilisesi (MS 13.–15. yüzyıl — Trabzon Komnenosları)

Trabzon İmparatorluğu döneminde mağara genişletildi, duvarlar kaplandı, dış cephe duvarı inşa edildi ve bugün görülen fresklerin büyük bölümü bu dönemde resmedildi.

Ana kaya kilisesi, ziyaretçilerin “Sümela neden bu kadar önemli?” sorusunun cevabını en iyi hissettikleri bölümdür. Hem kuruluş döneminden kalan mistik bir hava taşır hem de Komnenos döneminin en güçlü sanat örneklerini barındırır.

🟧 Keşiş Hücreleri ve Dış Cephe Duvarı (Sümela’nın En İkonik Görünümü)

Trabzon Sümela Manastırı’nın dış cephe hücreleri ve ahşap balkonları; Altındere Vadisi’nin yoğun orman dokusu ve dağ manzarasıyla birlikte yüksek kayalıktan görülen panorama.

Sümela Manastırı’nın dış cephe hücrelerinden Altındere Vadisi’ne açılan nefes kesici manzara. Kayalığa yaslanan bu bölüm, hem Osmanlı dönemindeki büyük yenilemenin izlerini hem de vadinin yeşil dokusunu aynı karede gösteriyor.

Sümela Manastırı’na vadiden baktığınızda karşınıza çıkan o büyük, çok katlı ve etkileyici dış cephe aslında keşişlerin yaşam alanlarını oluşturan hücre bloklarıdır. Bugün manastırın kartpostallara yansıyan en ünlü görüntüsünü işte bu bölümler verir.

Keşiş hücrelerinin tarihi, Sümela’nın yüzyıllara yayılan mimari gelişimini adeta bir zaman şeridi gibi yansıtır. İlk hücreler 9. – 12. yüzyıllar arasında mütevazı odalar halinde kayaya yaslanarak inşa edildi. Manastırın nüfusu arttıkça Trabzon Komnenosları döneminde, özellikle 13. ve 14. yüzyıllarda hücreler dışa doğru genişletildi ve yapı daha çok katlı bir görünüme kavuştu.

Bugün fotoğraflarda gördüğümüz geniş cephe duvarı ve sıra sıra dizilmiş pencereler ise 18. ve 19. yüzyıldaki Osmanlı restorasyonlarıyla ortaya çıkan büyük yenilenme çalışmasının ürünüdür. Yangınlar ve doğal afetlerle tahrip olan bölümler Osmanlı ustaları tarafından yeniden inşa edilmiş, böylece yapı hem daha sağlam hem de daha geniş bir yaşam alanına dönüşmüştür.

Bu hücrelerde manastırda sürekli kalan keşişler bulunurdu. Ayrıca kütüphaneden sorumlu görevliler, uzun süreli ziyaret için gelen hacılar ve zaman zaman Patrikhane tarafından gönderilen din adamları da bu odalarda konaklardı. Odalar sade, küçük ve işlevsel olacak şekilde tasarlanmış; dua, ibadet, yazı çalışmaları ve dinlenme gibi günlük ihtiyaçlar için kullanılmıştır.

Bugün Sümela’nın dışarıdan bakıldığında bu kadar etkileyici görünmesinin en önemli nedeni, sanıldığı gibi Bizans değil, büyük ölçüde Osmanlı döneminin mimari dokunuşlarıdır. Modern ziyaretçilerin aklında kalan o ikonik cephe, asırlık restorasyon çalışmalarının bir yansımasıdır.

🟧 Şapeller (Yan İbadet Odaları)

Sümela Manastırı’nın içinde, farklı dönemlerde eklenmiş çok sayıda küçük şapel bulunur. Bu şapeller, manastır yaşamının tamamlayıcı unsurlarıdır ve büyük ayinlerden ziyade özel dualar, küçük toplu ibadetler ve keşişlerin günlük ritüelleri için kullanılmıştır.

Kısa ve sade bir özetle:

  • Komnenos dönemi tünel şapeli: Kaya içine oyulmuş erken dönem ibadet alanıdır; manastırın en eski kutsal mekanlarından biri kabul edilir.
  • Ana kilisenin kuzeyine eklenen şapel: Daha geç dönemde eklenmiş yardımcı ibadet mekanıdır; fresk izleriyle dikkat çeker.
  • Avluya bakan küçük niş şapeller: Keşişlerin kişisel dua alanları olarak kullanılmış, tek kişilik küçük ibadet hücreleridir.

Bu küçük şapeller, Sümela’nın yalnızca büyük bir kiliseden ibaret olmadığını; geniş bir keşiş topluluğunun günlük ruhani yaşamını barındıran çok katmanlı bir manastır kompleksi olduğunu gösterir.

🟧 Kütüphane (Sümela’nın Bilgi Hazinesi)

Sümela Manastırı’nın avlusunun doğu tarafında yer alan küçük kütüphane yapısı, boyut olarak mütevazı olsa da manastırın en değerli bölümlerinden biriydi. Yüzyıllar boyunca burada korunan eserler, yalnızca dini hayatın değil aynı zamanda Karadeniz’in entelektüel tarihinin de önemli bir parçasını oluşturdu.

Kütüphane muhtemelen MS 14. yüzyılda, Trabzon Komnenosları döneminde inşa edildi. Bu dönem, Sümela’nın en parlak dönemlerinden biri olduğundan, manastırdaki yazım faaliyetleri de büyük ölçüde bu yapıda gerçekleştirildi.

Kütüphanede Hangi Eserler Bulunuyordu?

Kütüphane raflarında yüzyıllar boyunca şu tür kıymetli el yazmaları saklanmıştır:

  • Altın yaldızlı İncil nüshaları
  • Bizans teolojisine ait el yazmaları
  • Trabzon Rumları tarafından kullanılan litürjik metinler
  • Komnenos dönemine ait dini risaleler ve ders kitapları
  • Patrikhane ile yapılan resmî yazışmalar

Keşişler burada metinler kopyalar, defterler hazırlar ve litürjik takvimleri düzenlerdi. Bu nedenle kütüphane, Sümela’nın yalnızca ruhani değil, aynı zamanda eğitim ve yazım merkezi olarak işlev görmüştür.

Eserlerin Günümüzdeki Durumu

Manastırın terk edilmesinden sonra değerli el yazmalarının önemli bir kısmı:

  • Yunanistan’daki Bizans araştırma merkezlerine,
  • Atina ve Selanik’teki müzelere,
  • Yunan Ortodoks Patrikhanesi’nin arşivlerine taşınmıştır.

Bugün Sümela’nın kütüphanesinde fiziksel olarak orijinal eser bulunmamakla birlikte, yapının kendisi manastırın kültürel hafızasının bir parçası olarak ayaktadır.

🟧 Mutfak – Depo Odaları – Yemek Alanları

Sümela Manastırı’nın avlusunda yer alan taş mutfak yapısı; sarı taş çerçeveli pencereler, kemerli giriş kapısı ve kayalık yamaca yaslanan özgün mimari detayları.

Sümela Manastırı’nın avlusundaki bu taş yapı, kompleksin mutfak bölümü olarak kullanılmıştır.

Sümela Manastırı’nda keşişlerin günlük yaşamını sürdürebilmesi için oldukça işlevsel bir mutfak ve depo kompleksi bulunuyordu. Bu bölümler, manastırın güneybatı tarafında, avluya bakan taş yapılardan oluşur.

Manastırın uzun dönemler boyunca kesintisiz bir yaşam merkezi olması, yiyecek ve malzeme depolama düzeninin de güçlü olmasını gerekli kılıyordu. Bu nedenle Sümela’da sadece ibadet alanları değil, aynı zamanda iyi örgütlenmiş bir mutfak ve erzak sistemi vardı.

Sümela’da yer alan bu yaşam alanları nelerdi?

  • Tahıl Depoları: Keşişlerin yıl boyunca kullanacağı buğday, arpa ve bakliyat burada saklanırdı. Depoların içi serin ve kuru tutacak şekilde tasarlanmıştı.
  • Kiler ve Erzak Odaları: Zeytinyağı, bal, kuru meyveler, tuzlu balık gibi dayanıklı gıdalar için özel nişler ve bölmeler bulunurdu.
  • Taş Tabanlı Büyük Mutfak Alanı: Yangına dayanıklı olması için geniş taş zemin üzerine kurulmuştu. Burada büyük kazanlarda ortak yemekler pişirilirdi.
  • Fırın Bölümü: Ekmek üretimi manastır yaşamının merkeziydi. Fırın bölümünde hem günlük ekmek yapılır hem de uzun süre dayanabilen seyahat ekmekleri hazırlanırdı.

Bu odaların bir kısmı küçük kemerli yapılar halinde inşa edilmiştir ve su kemerinden gelen suyun yönlendirildiği kanallar sayesinde mutfak işlerini kolaylaştıran bir düzen bulunurdu.

Sümela’ya gelen ziyaretçiler genellikle freskler ve kiliseye odaklansa da, bu mutfak ve depo alanları manastırın günlük yaşamının nasıl sürdüğünü gösteren en önemli yerlerdir. Çünkü Sümela yalnızca ibadet edilen bir kompleks değil; yüzlerce yıl boyunca kesintisiz bir yaşamın olduğu kapalı bir dünyaydı.

🟧 Ayazma (Kutsal Su Kaynağı)

Sümela Manastırı’ndaki ayazma yapısı; kemerli nişleri, taş işçiliği ve kutsal suyun aktığı bölümün mimari detaylarıyla birlikte görünüm.

Sümela Manastırı’nın en eski bölümlerinden olan ayazma, keşiş Barnabas ve Sophronios’un yerleşimine ilham veren kutsal su kaynağının çevresinde kurulmuştur. Yüzyıllar boyunca şifalı kabul edilen bu su, hem keşişlerin hem de bölge halkının manastıra yönelişinde önemli bir rol oynamıştır.

Sümela Manastırı’nın kalbini oluşturan en eski bölümlerden biri ayazmadır. Rivayete göre keşiş Barnabas ile Sophronios’un Sümela’yı kurmalarına ilham veren de bu doğal su kaynağıdır. Manastırın ilk yerleşimi, mağara kilisesi ve erken ibadet alanı hep bu kutsal suyun çevresinde şekillenmiştir.

Ayazmadan akan su, yüzyıllar boyunca hem keşişler hem de bölge halkı tarafından şifalı kabul edildi. Başta göz hastalıkları olmak üzere birçok rahatsızlık için bu sudan içilir veya suyla yüz yıkanırdı. Bu nedenle Sümela, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde yalnızca bir ibadet merkezi değil, aynı zamanda bir şifa durağı olarak da bilindi.

Zaman içinde ayazmanın çevresi hem güvenlik hem de ibadet düzeni için farklı dönemlerde yenilendi. Özellikle 18. yüzyılda Osmanlı ustaları tarafından yapılan büyük onarım sırasında su kanal sistemi güçlendirilmiş, çevre duvarları düzenlenmiş ve ayazma manastırın günlük yaşamında daha işlevsel bir hale getirilmiştir.

🟧 Su Kemeri (Mühendislik Harikası)

Sümela Manastırı’nın dağ yamacına yaslanan su kemeri; çoklu kemer açıklıkları, taş örgü yapısı ve manastıra su taşıyan tarihi su yolu.

Sümela Manastırı’nın dağ yamacına kurulmuş su kemeri, Komnenos döneminde inşa edilip Osmanlı onarımlarıyla güçlendirilen su hattının en dikkat çekici bölümüdür. Yüksek kemerleri ve ince taş işçiliği, manastırın mühendislik başarısını en iyi gösteren yapılardan biridir.

Sümela Manastırı’nın en dikkat çekici yapılarından biri, ana yapının birkaç yüz metre gerisindeki doğal kaynaktan su taşımak için inşa edilen ince ve narin su kemeridir. Yaklaşık 15 metre yüksekliğe ulaşan bu kemer, sarp vadi yamacına adeta yapışmış bir halde durur. Yapının bu kadar hafif görünen bir formda ayakta kalması, dönemin mühendislik bilgisine duyulan hayranlığı artırır.

Su kemeri, vadiden esen sert rüzgarlara dayanabilmesi için özel destek payandalarıyla güçlendirilmiştir. Bu sayede hem ağırlığını kayalığa eşit dağıtır hem de yüzyıllar boyunca ayakta kalmayı başarır. Yakından bakıldığında taş işçiliğinin ne kadar ince ve ustalıkla yapıldığı açıkça görülür.

İlk inşa: 13. yüzyıl – Trabzon Komnenosları Dönemi

Manastırın nüfusu artmaya başladığında içme ve kullanım suyu ihtiyacını karşılamak için ilk kemer sistemi bu dönemde oluşturuldu.

Büyük onarım ve güçlendirme: 18. yüzyıl – Osmanlı Dönemi

Kemer büyük ölçüde yenilendi, taş örgüsü sağlamlaştırıldı ve su yolu yeniden düzenlendi. Bugün görülen kemerin önemli bir bölümü bu Osmanlı restorasyonunun ürünüdür. Su kemeri, Sümela’nın yalnızca dini bir yapı değil, aynı zamanda olağanüstü bir mühendislik başarısı olduğunu gösteren en güzel örneklerden biridir.

🟧 Gizli Tüneller ve Kaçış Koridorları

Sümela’nın üst kotlarında küçük kaya oyukları, keşişlerin saklandığı dar tüneller, gizli depolar, acil çıkış koridorları yer alır. Bunların çoğu bugün ziyarete kapalıdır ancak 20. yüzyıldaki araştırmalarda belgelenmiştir.

🟧 Ahşap Balkonlar ve Osmanlı Eklemeleri

Osmanlı döneminde Sümela Manastırı dış cephede ahşap konsollar, balkonsu çıkmalar, çatı yenilemeleri, merdivenlerin yenilenmesi gibi çok önemli restorasyonlar geçirdi. Bugün gördüğümüz pencereli ahşap bölümlerin tamamı Osmanlı döneminin ürünüdür.

🟠 Sümela Manastırı’nın mimarisi, IV. yüzyılda oyulan mağara kilisesinden başlayıp Komnenos döneminde büyüyen hücrelere, Osmanlı ustalarının eklediği büyük cephe duvarına ve su kemerine kadar 1600 yıllık bir gelişim çizgisi sunar. Burada gezen herkes, aslında üç farklı imparatorluğun mimarisini aynı anda görür.

4. Sümela Manastırı’nın Freskleri

Sümela Manastırı’nın en dikkat çekici yönlerinden biri, kaya duvarlarının tamamına yayılmış olan geniş fresk programıdır. Ana kilisenin dış cephesinden şapeline, kuzey kaya yüzeyinden tavan sahnelerine kadar farklı dönemlere ait çok sayıda dini anlatı yer alır. Freskler hem Bizans ikonografisinin hem de Karadeniz'in yerel atölye geleneğinin izlerini taşır.

Aşağıda Sümela’da hangi duvarda hangi konular işlendiğini özet şekilde bulabilirsiniz:

🟧 Ana Kaya Kilisesi – Dış Doğu Duvarı

Sümela Manastırı Ana Kaya Kilisesi’nin dış cephesi; İncil’den sahnelerle kaplı yoğun fresk programı, kayalığa yaslanan yapı ve tahrip olmuş alt bölümler.

Ana Kaya Kilisesi’nin dış cephesi, Sümela’nın en kapsamlı fresk programını barındırıyor. İncil’den sahneler, Komnenos dönemine ait renkli kompozisyonlar ve zamanla tahrip olmuş bölümler bu alanda açıkça görülebilir.

Sümela’nın en büyük fresk yüzeyidir. Burada işlenen başlıca konular:

  • Dünyanın Yaratılışı (4 sahne) – kaos, ışığın yaratılışı, güneş–ay, ilk canlılar.
  • Adem ve Havva Döngüsü (6 sahne) – Adem’in yaratılışı, Havva’nın ortaya çıkışı, yasak meyve, kovuluş, yeryüzündeki ilk gün.
  • İsa’nın Hayatından Sahneler
  • Mucizeler
  • Meryem Ana İle İlgili Sahneler

Bu duvar, Tekvin’in (Yaratılış) baştan sona işlendiği en zengin bölümüdür.

Sümela Manastırı Ana Kaya Kilisesi’nin en geniş fresk yüzeyi; Yaratılış döngüsü, Adem ve Havva sahneleri, İsa’nın hayatından bölümler ve Meryem ikonografisiyle kaplı dış cephe duvarı.

Sümela’nın en büyük fresk yüzeyinde Yaratılış’ın ilk sahneleri, Adem ve Havva döngüsü, İsa’nın hayatı ve Meryem’le ilgili sahneler bir arada işlenmiştir. Tekvin’in baştan sona yer aldığı en zengin bölüm olmasıyla öne çıkar.

🟧 Şapel (Ana Kilisenin Doğusu)

Sümela’nın hikaye anlatımı en yoğun bölümüdür.

Burada önde gelen belli başlı sahneler:

  • Meryem’in Müjdelenmesi
  • Lazarus’un Diriltilmesi
  • Vaftiz
  • Çarmıh
  • İsa’nın mucizeleri ve çocukluk sahneleri

Şapel, fresk programının İsa’nın hayatı ve mucizeleri temasını taşır.

Sümela Manastırı Ana Kaya Kilisesi’ndeki “Lazarus’un Diriltilmesi” freski; İsa’nın Lazarus’u mezardan çağırdığı sahne ve çevresindeki havarilerle birlikte ikonografik tasvir.

Şapel bölümünün dış cephe fresklerinde yer alan “Lazarus’un Diriltilmesi” sahnesi, İsa’nın mucizelerini anlatan en çarpıcı kompozisyonlardan biridir. Lazarus’un mezardan çıkışı ve havarilerin tanıklığı, sahneyi güçlü bir anlatı haline getirir.

🟧 Kuzey Kaya Bölümü

Sümela’nın en dramatik ve teolojik fresklerinin bulunduğu yerdir.

Ana konular:

  • Mahşer (Son Yargı) – Mesih’in tahtta oturduğu büyük kıyamet sahnesi
  • Meryem & Vaftizci Yahya’nın Şefaati (Deisis) – kıyamet günü aracılık sahnesi
  • Aziz Climacus’un Merdiveni – ruhun arınma ve yükseliş yolculuğu

Bu alan, ahiret ve ilahi yargı temalarını işler.

🟧 Tavan Freskleri

Tavan programı göksel teoloji temasını taşır:

  • Pantokrator İsa (evrenin hakimi)
  • Hz. Meryem Platytera ve Çocuk İsa
  • Jesse’nin Soy Ağacı
  • Başmelek Cebrail

Fresklerin yerleşimi, ışığın doğal açıyla düşmesine göre tasarlanmıştır.

Sümela Manastırı ana kaya kilisesi tavanındaki “Platytera” sahnesi; kucağında Çocuk İsa ile dua eden Hz. Meryem’in ikonografik betimi.

Ana kaya kilisesi tavanında yer alan Platytera sahnesi, Hz. Meryem’i kucağında Çocuk İsa ile tasvir eden en önemli ikonografik kompozisyonlardan biridir. Bu fresk, Sümela’nın iç mekanındaki en kutsal ve en iyi korunmuş sahnelerden biri olarak öne çıkar.

🟧 İç Kuzey Duvarı (Peygamberler ve Azizler)

Bu bölüm bir öğreti duvarı gibidir.

  • Yunus Peygamber
  • Diğer peygamberler
  • Piskoposlar, krallar, azizler
  • Tahtta Meryem–İsa (Theotokos) ve melekler

Burada Eski Ahit’ten Yeni Ahit’e uzanan peygamberlik düzeni anlatılır.

🟧 İç Doğu Duvarı

İsa’nın fedakarlık temasının işlendiği alandır.

  • İbrahim’in Oğlunu Kurban Etmesi
  • Çarmıh ve kurban sembolleri

Doğu duvarı Sümela’nın kurtuluş öğretisinin merkezidir.

🟧 İç Güney ve Batı Duvarları (Meryem Döngüsü)

Bu duvarlarda daha çok Meryem’in yaşam hikayesi anlatılır:

  • Meryem’in Elizabet’i Ziyareti
  • Çocuk İsa sahneleri
  • Meryem’in tapınağa takdimi

Bu alan Sümela’nın en şiirsel ve insani fresk grubunu oluşturur.

🟠 Ana Kaya bölümün içinde restorasyon çalışmaları devam ettiğinden, doğu, batı ve kuzey duvarlarındaki fresklerin büyük kısmı 2025 yılı itibariyle ziyaretçilere kapalıdır ve görmek mümkün değildir.

Sümela Manastırı’nın Ana Kaya Kilisesi ve yan şapel bölümü; dış cephedeki yoğun İncil freskleri, tahrip olmuş alt yüzeyler ve kayalık oyuklara yaslanan Bizans mimarisi.

🔸Sümela’nın fresk düzeni, manastırı gezen herkesin fark etmeden teolojik bir yolculuk yaptığı benzersiz bir sisteme sahiptir.  İç mekanda İsa’nın yaşamı ve mucizeleri, dış nartekslerde Yaratılış ve Eski Ahit sahneleri, dış cephelerde ise manastırı koruduğuna inanılan melek ve aziz ikonaları yer alır. 

Bu mimari-dini düzen, bir duvar süslemesinden çok daha fazlasıdır. Sümela’nın kaya kilisesi, dış narteks ve cephe freskleri birbirini tamamlayan kusursuz bir bütün oluşturur. Ziyaretçi iç mekanda ilahi mesajı görür, dış mekanda evrenin yaratılışını seyreder, dış cephede ise manastırı koruyan ruhani gücü hisseder. 

Sümela’nın fresk sistemi bu nedenle yalnızca sanat tarihinin değil, tüm Karadeniz’in en özel ikonografik kompozisyonlarından biridir.

5. Sümela Manastırı’nın Önemi

Sümela Manastırı yalnızca bir kaya yüzeyine kurulmuş etkileyici bir yapı değildir; aynı zamanda 1600 yılı aşan bir inanç, kültür ve sanat mirasının yaşayan sembolüdür. Karadeniz’in en sarp yamacına tutunmuş bu manastır, hem Doğu Roma’nın hem Osmanlı’nın hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürel belleğinde çok özel bir yere sahiptir.

🟧 Kültürel ve Tarihi Önemi

🔸 1600 Yıllık Kesintisiz Bir Medeniyet İzleri

Sümela Manastırı, MS 4. yüzyılda kurulmuş olmasıyla Anadolu’nun en eski ve en uzun soluklu manastırlarından biridir.

Dört farklı dönemin izlerini aynı yapıda bir araya getirir: Bizans döneminde genişletilmiş, Komnenoslar devrinde zenginleştirilmiş, Osmanlı tarafından özel imtiyazlarla korunmuş, Cumhuriyet döneminde ise restore edilerek geleceğe taşınmıştır.

Bu çok katmanlı tarih sayesinde Sümela, Karadeniz’in 1600 yıllık medeniyet birikimini en iyi yansıtan yapılardan biri olarak kabul edilir.

🔸 Bölgenin Ruhani Merkezi

Sümela, Orta Çağ boyunca yalnızca keşişlerin ibadet ettiği bir manastır değil; aynı zamanda bölgenin en güçlü ruhani merkezi haline geldi. Halk burada dualar eder, ayazmadan şifa diler, dileklerde bulunur ve özel günlerde hac ziyaretleri gerçekleştirirdi. Bu nedenle Sümela, yüzyıllar boyunca hem dinî hem de toplumsal yaşamın odak noktalarından biri oldu.

🔸 Sanatsal Miras: Freskler ve El Yazmaları

Sümela’daki freskler, Bizans resim sanatının Karadeniz’deki en güçlü eserleri olarak kabul edilir. Adem–Havva sahneleri, Meryem Ana tasvirleri, İncil mucizeleri ve melek ikonografileri, bölgenin sanat tarihinde eşsiz bir yer tutar.

Manastırın kütüphanesinde yüzyıllarca saklanan el yazmaları (bugün Yunanistan, Rusya ve çeşitli müzelerde yer alan eserlerin bir kısmı) Sümela’nın entelektüel bir merkez olduğunu kanıtlar.

Sümela Manastırı Ana Kaya Kilisesi dış cephesindeki “Koimesis – Meryem’in Ölümü” freski; havariler, yatakta uzanan Meryem ve merkezde ruhunu teslim alan İsa tasviri.

Koimesis sahnesi, Meryem’in ölümü ve İsa’nın annesinin ruhunu teslim alışını betimleyen en önemli ikonografik kompozisyonlardan biridir. Sümela’daki bu fresk, havarilerin toplandığı sahnelerle birlikte dış cephe programının en etkileyici bölümlerinden birini oluşturur.

🟧 Dini Önemi

🔸 Meryem Ana’ya Adanmış Bir Hac Merkezi

Sümela, Ortodoks dünyasında Panagia Soumelá adıyla bilinir ve Meryem Ana’ya adanmış en önemli hac yerlerinden biridir. Efsaneye göre manastırın kuruluşu Barnabas ve Sophronios’un Meryem Ana’yı gördüğü ilahi bir rüyaya dayanır. İçeride bulunan kutsal ikon (Panagia ikonası), mucizeleriyle ün kazanmıştır. Bu nedenle Sümela; Rusya’dan Gürcistan’a, Balkanlar’dan Yunanistan’a kadar geniş bir coğrafyada manevi bir sembol haline gelmiştir.

🔸 Osmanlı’dan Günümüze İbadet Geleneğinin Devamı

Sümela, Osmanlı döneminde bile özel fermanlarla korunan, dini törenlere izin verilen bir merkezdi. Günümüzde her yıl 15 Ağustos Meryem Ana Yortusu için Ortodoks cemaatine özel ibadet izni verilmesi, manastırın dini öneminin halen sürdüğünün göstergesidir.

🟧 Mimari ve Mühendislik Değeri

🔸 Kayalığın İçine Oyulmuş Bir İnsan Mucizesi

Sümela Manastırı’nın en çarpıcı özelliği, neredeyse dik bir kaya yüzeyine oyularak inşa edilmiş olmasıdır. Bu olağanüstü konum hem savunma üstünlüğü sağlamış, hem de doğal mağarayı merkeze alan eşsiz bir mimari düzen oluşturmuştur.

Yüzyıllar boyunca bu yapı, dağın içinde saklı mistik bir ibadet alanı olarak görülmüş; 18. yüzyıldaki genişletme çalışmalarıyla dışa doğru büyüyen büyük keşiş hücreleri bloğu, Karadeniz’in en zorlu mühendislik başarılarından biri olarak kabul edilmiştir.

Sümela Manastırı’nın dik vadi yamacına yaslanan su kemeri; çoklu kemer açıklıkları, taş örgü yapısı ve kayalık yüzeyle birleşen tarihi su yolu.

🔸 13. Yüzyıl Su Kemeri - Karadeniz’in En Eski Mühendislik Örneklerinden

Komnenos döneminde yapılan su kemeri, yüksek kayalıktan manastıra su taşımayı başaran nadir eserlerden biridir. Bu sistem, döneminin en gelişmiş mühendislik örneklerindendir.

🔸 Doğayla Tam Uyum

Sümela’da hiçbir yapı, kaya formunu bozmaz. Her bölüm ya kayaya oyularak, ya da kayaya yaslanarak inşa edilmiştir. Bu nedenle Sümela, insanın doğa ile çatışmadan inşa ettiği nadir yapılar arasında gösterilir.

🟠 Sümela Manastırı, Meryem Ana’ya adanmış bir inanç merkezi, Bizans fresk sanatının Karadeniz’deki en zengin örneği ve kayalığın içine oyulmuş mimarisiyle Türkiye’nin en önemli kültürel miraslarından biridir. Hem dini hem tarihi hem de mimari açıdan benzersiz bir değere sahiptir.

6. Sümela Manastırı’nı Gören Seyyahlar Ne Yazdı?

Sümela Manastırı, 18. ve 19. yüzyılda Trabzon ve Doğu Karadeniz’e gelen seyyahların en çok dikkatini çeken yapılardan biri oldu. Yüksek kayalıklar üzerindeki ilginç konumu, fresklerin zenginliği ve ulaşım zorluğu nedeniyle pek çok Avrupalı gezgin, defterlerine Sümela hakkında değerlendirmeler yazdı.

Aşağıda, bu seyyahların bıraktığı izlenimlerden hem övgü hem de eleştiri içeren en dikkat çekici satırları bulabilirsiniz.

1. Evliya Çelebi (17. yüzyıl)

♦ Evliya Çelebi manastıra hayran kalır; özellikle freskleri ve coğrafi konumu onun metinlerinde övgüyle yer bulur.

“Dağ zirvesine konmuş bir kartal yuvası gibidir. Ulaşmak müşküldür ama içinde görülen nakış ve hüner, insanın gönlünü hoş eder.” - Seyahatname

2. Fallmerayer (1830)

♦ Ünlü tarihçi ve seyyah Fallmerayer, Sümela’nın konumuna büyülenmiştir:

“Avrupa’da hiçbir manastır bu kadar vahşi ve heybetli bir tabiatın içine saklanmamıştır.”

♦ Ancak aynı satırlarda manastırın bakımsızlığından da yakınır:

“Rüzgarın dile geldiği bu kayalarda keşişlerin yaşaması kadar, duvarların ayakta kalması da bir mucizedir.”

3. G. Finlay (1840’lar)

♦ İskoç seyyah George Finlay, manastırın kültürel öneminden etkilenir:

“Trabzon’un ruhani hafızası Sümela’nın taşlarına sinmiştir. Burada Bizans’ın son nefesini duyumsarsınız.”

♦ Fakat Fresklerle ilgili eleştirisi dikkat çekicidir:

“Bazı resimler öylesine kararmış ki, sahneleri seçmek güçtür. Keşişlerin ihmali midir, doğanın acımasızlığı mı bilinmez.”

4. W. J. Hamilton (1842)

♦ Hamilton hem övgü hem de eleştiri yapan seyyahlardan biridir.

“Bir insan yapısının doğaya bu kadar uyumlu hale getirildiğini başka hiçbir yerde görmedim.”

♦ Ancak merdivenlerin ve yolların zorluğunu da vurgular:

“İnsan, buraya ulaşana kadar manastırdan çok kendi nefesiyle meşgul olur.”

5. Henry Fanshawe Tozer (1860’lar)

♦ İngiliz coğrafyacı Tozer, Sümela’yı şairane bir yalnızlık mabedi olarak tanımlar:

“Sümela’nın sessizliği, ziyaretçiye zamanın dışına çıkmış hissi verir.”

♦ Ama fresklerin dönemin bazı ziyaretçilerince tahrip edilmesinden duyduğu üzüntüyü de ekler:

“Duvardaki resimlerin kazınmış yüzleri, burayı kutsal saymayan ellerin eseridir.”

Sümela Manastırı Ana Kaya Kilisesi dış cephesindeki tahrip olmuş freskler; İsa’nın mucizeleri, havariler ve çeşitli kutsal sahneleri içeren çok panelli ikonografik düzen.

Şapelin güney kısmında İsa’nın mucizeleri ve havari sahneleri yer alıyor. Zamanla tahrip olan bölümlere rağmen kompozisyonun genel bütünlüğü hala okunabilir. Maalesef özellikle altlarda bulunan fresklerde fotoğrafta da görüldüğü gibi çok ciddi bir tahribat var.

6. G. Millet (1890’lar)

♦ Sanat tarihçisi Millet, freskleri Bizans sanatının Karadeniz’deki en olgun örneklerinden biri olarak över:

Sümela’nın fresk programı Bizans’ın teolojik ciddiyetini dağların sessizliğine taşır.”

7. Mary Walker (1900’ler başı)

♦ Kadın seyyah Mary Walker, manastırın konumu için etkileyici bir benzetme yapar: 

“Dünya üzerinde gökyüzüne bu kadar yaklaşmış başka bir ibadet yeri görmedim.”

♦ Fakat temizlik ve düzen konusunda eleştirir: 

“Keşişlerin yaşam alanları dağınık, misafir hücreleri bakımsızdı.”

6. Sümela Manastırı’na Nasıl Gidilir? (2025 Ulaşım Rehberi)

Sümela Manastırı, Trabzon’un Maçka ilçesine bağlı Altındere Vadisi Milli Parkı içinde yer alır. Konumu gereği manastıra ulaşım, gelişmiş yollar ve güvenli servislerle oldukça kolaydır. Aşağıda Trabzon’dan, Maçka’dan, havaalanından ve özel araçla en pratik ulaşım yöntemlerini bulabilirsiniz.

🟧 Trabzon Şehir Merkezinden Sümela’ya Ulaşım

Trabzon merkez–Sümela arası toplam 45 km’dir ve yol yaklaşık 50 – 60 dakika sürer.

Sümela Manastırı yürüyüş yolu yön tabelası; 350 metre mesafe bilgisi ve yeşil ormanlık alan içinde konumu.

Minibüs / Dolmuş ile Ulaşım

Trabzon merkezdeki Meydan Parkı ve İskenderpaşa Camii çevresinden Maçka minibüsleri kalkar. Maçka – Sümela hattı gün boyunca düzenli olarak çalışır.

  • Trabzon → Maçka: 25–30 dakika
  • Maçka → Sümela giriş noktası: 15–20 dakika

Maçka merkeze geldikten sonra Sümela girişine giden taşıtlara aktarma yapılır.

Taksi ile Ulaşım

Trabzon merkezden Sümela’ya taksi ile gitmek oldukça yaygındır.

  • Yolculuk süresi: 45–50 dakika
  • 2025 güncel ücret aralığı: tek yön 900–1200 TL arası (trafik ve sezona göre değişir)

🟧 Trabzon Havalimanı’ndan Sümela’ya Ulaşım

Trabzon Havalimanı ile Sümela arasındaki mesafe 55 km’dir.

Havalimanı–Sümela Taksi

  • Ortalama yolculuk süresi: 45 – 50 dakika
  • 2025 taksi ücreti: 1000–1400 TL (2025)

Araç Kiralama

Havalimanında büyük firmalar bulunur. Sümela yolu tamamen asfalt ve güvenlidir; 12 km’lik son bölüm dağ yoludur ancak tek şerit sorun yaratmaz.

🟧 Maçka’dan Sümela’ya Ulaşım

Maçka ilçe merkezi, Sümela’ya en yakın yerleşim yeridir (14 km).

Minibüs

Maçka merkezden Sümela’ya bağımsız minibüsler gün boyunca çalışır. Turizm sezonunda sıklık artar.

Taksi

En pratik çözümdür. 

Süre: 15–20 dakika
Ücret: 300–400 TL arası (2025)

🟧 Özel Araçla Sümela’ya Ulaşım

Kendi aracınızla gitmek isterseniz yol oldukça rahattır.

Güzergah: Trabzon → Maçka → Altındere Vadisi → Sümela Manastırı Giriş Alanı

Sümela Manastırı’na özel araç tam kapıya kadar çıkmaz.

  • Aracınızı Sümela Alt Otoparkına park ediyorsunuz.
  • Buradan manastıra servis araçları ile çıkılıyor.
  • Süresi: 8–10 dakika

🟧 Yol Durumu ve Öneriler

Yol tamamen asfalt ve güvenlidir.

Sabah erken çıkarsanız manastırı daha sakin gezersiniz.

Kış aylarında Sümela çevresi yer yer buzlanabilir – dikkatli olunmalıdır.

Otoparktan manastıra kısa yürüyüş + merdiven çıkışı vardır; rahat ayakkabı giyin.

Manastır içi ziyaret süresi ortalama 1 saat civarındadır. Tabii bu sizin ilginize göre kısalabilir de uzayabilir de.

🟠 Sümela Manastırı’na Trabzon merkezden, Maçka’dan veya havalimanından minibüs, özel araç, taksi ya da turlar ile ulaşabilirsiniz. Son bölümde araçlar otoparkta bırakılır ve shuttle servisleriyle manastıra çıkılır.

7. Sümela Manastırı Giriş Ücreti, Ziyaret Saatleri (2025)

Altındere Vadisi Milli Parkı içinde yer alan Sümela Manastırı, Türkiye’nin en çok ziyaret edilen tarihi yapılarından biridir. Bu nedenle giriş ücreti, ziyaret saatleri ve bilet uygulamaları her yıl güncellenir. Aşağıdaki bilgiler 2025 yılına göre hazırlanmıştır.

Sümela Manastırı’na çıkan tarihi taş merdivenler ve su kemeri; Altındere Vadisi’ne bakan geniş orman manzarası ve yürüyüş yapan ziyaretçiler.

Sümela Manastırı’na çıkan son merdivenler su kemeri boyunca ilerler ve vadi manzarasını tamamen açar. Fotoğrafta çatılı görülen küçük yapı, manastırın gişesidir; ziyaretçiler bilet kontrolünü burada geçip ana komplekse giriş yapar.

🟧 2025 Sümela Manastırı Giriş Ücreti

Tam Bilet: 25 Euro

Müzekart: Geçerlidir

Kimler Ücretsiz Girebilir? (TC Vatandaşları İçin)

Aşağıdaki gruplar Sümela Manastırı’na ücretsiz giriş hakkına sahiptir:

  • zekart sahipleri (yılda sınırsız – Sümela’da 2 giriş sınırı yoktur)
  • 18 yaş altı TC vatandaşları
  • 35 yaş üstü TV vatandaşları
  • Şehit ve gazi yakınları
  • Engelli bireyler ve bir refakatçisi
  • Öğretmenler
  • Basın kartı sahipleri
  • Kültür ve Turizm Bakanlığı çalışanları

🟧 Sümela Manastırı Ziyaret Saatleri (2025)

Sümela, mevsimine göre değişen iki farklı zaman aralığında ziyaret edilebilir.

☀ Yaz Dönemi (Nisan–Ekim)

  • Açılış: 09.00
  • Kapanış: 19.00
  • Son giriş: 18.15

❄ Kış Dönemi (Kasım–Mart)

  • Açılış: 09.00
  • Kapanış: 17.00
  • Son giriş: 16.30

🟧 Dolmuş (Servis) Ücretleri ve Bilgilendirme

Sümela Manastırı’na özel araç veya tur otobüsü tam kapıya kadar çıkamaz. Araçlar alt otoparkta bırakılır ve zorunlu dolmuş (servis-shuttle) hizmeti kullanılır. Bu dolmuşların doldur-boşalt sistemiyle çalıştığını da unutmayalım.

2025 Dolmuş Ücreti

  • Yetişkin Gidiş–dönüş: 70TL
  • İndirimli Gidiş-dönüş: 50 TL
  • Süre: 8–10 dakika

🟠 En İyi Ziyaret Zamanı (Rehber Tavsiyesi)
• Sabah 08.00–10.00 → En sakin zaman dilimidir; kalabalık oluşmadan rahatça gezebilirsiniz.
• Öğle Yemeği Saatleri → Ziyaretçi yoğunluğu azalır; herkes yemek ararken siz manastırı daha rahat gezersiniz.
Kış Ayları → Sümela çok daha sessiz ve mistik olur ancak yolun yer yer buzlanabileceğini unutmayın.
Özellikle Mayıs-Eylül döneminde ziyaret ederseniz, ciddi bir tur yoğunluğu ile karşılaşma ihtimaliniz yüksek olacaktır.

8. Sümela Manastırı Hakkında Efsaneler

Sümela Manastırı, yalnızca tarihi ve mimarisiyle değil, yüzyıllardır anlatılan efsaneleriyle de Altındere Vadisi’nin en gizemli yapılarından biridir. Manastırın yüksek kayalıkların arasındaki konumu, sisle kaplanan atmosferi ve sessizliği, bu efsanelerin doğmasına zemin hazırlamıştır. Bugün Sümela’yı gezen herkes, hem tarihi bir yapıyı hem de Karadeniz halkının kuşaktan kuşağa aktardığı hikayelerin izlerini bir arada görür.

🟧 Kuruluş Efsanesi

Sümela’nın en eski efsanesi, Atinalı keşişler Barnabas ve Sophronios’un rüyasıyla ilgilidir. Rivayete göre iki keşiş, rüyalarında Hz. Meryem’i görmüş ve ondan Karadeniz’in derin vadilerinde kendisi için bir manastır inşa etmeleri gerektiğini duymuştur. Bu ilahi çağrının peşinden yola çıkan keşişler, Altındere Vadisi’ne gelmiş ve rüyalarında gördükleri mağarayı birebir bulmuşlardır. Sümela’nın temellerinin bu mağara etrafında atıldığına inanılır.

Sümela Manastırı Ana Kaya Kilisesi’nin dış cephesi; yoğun fresk programı ve kilise giriş kapısı önünde duran bir ziyaretçiyle birlikte genel görünüm.

🟧 Kayıp Hazine Rivayeti

Manastırın en çok anlatılan hikayelerinden biri, Sümela’nın kayıp hazinesidir. Yüzyıllar boyunca manastırda değerli ikonlar, gümüş kaplar, el yazmaları ve litürjik eşyalar birikmiştir. 1916’daki Rus işgali ve 1923 mübadelesi döneminde keşişlerin bazı kutsal eşyaları gizli bir bölmeye sakladığı söylenir. Bu bölmenin yerinin sadece başrahip tarafından bilindiği ve keşişler ayrıldıktan sonra bu bilginin tamamen kaybolduğu anlatılır. Bugüne kadar bu hazineye dair hiçbir somut iz bulunmamıştır.

🟧 Şifalı Su Efsanesi

Sümela’nın içinde bulunan ayazmadan akan su, yüzyıllardır şifalı olarak kabul edilir. Hem keşişler hem de bölge halkı bu suyla ilgili pek çok iyileşme hikayesi anlatır. Göz rahatsızlıklarına, baş ağrılarına ve bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılır. Osmanlı dönemindeki seyyahlar bile eserlerinde Sümela’nın suyundan “şifa kaynağı” diye bahsetmiştir. Bu nedenle ayazma, manastırın en çok ziyaret edilen bölümlerinden biri olmayı sürdürür.

🟧 Meryem Ana İkonunun Korunma Mucizesi

Manastırda bulunan Meryem Ana ikonunun kökeniyle ilgili de güçlü bir efsane vardır. Bu ikonun Luka İncili’nin yazarı Aziz Luka’ya ait olduğu ve yüzyıllar boyunca hiçbir yangın, deprem veya savaş sırasında zarar görmediği anlatılır. Bu durum keşişler tarafından tanrısal koruma olarak yorumlanmıştır. 1923 mübadelesinden sonra ikonun orijinalinin Atina’daki Yeni Panagia Soumela Manastırı’na götürüldüğü kabul edilir.

Sümela Manastırı kaya kilisesindeki tahtta oturan Hz. Meryem ve Çocuk İsa freski; çevresinde meleklerle betimlenen detaylı Bizans dönemi ikonografisi.

Sümela Manastırı’nın ana kaya kilisenin iç kuzey duvarında yer alan bu sahne, Hz. Meryem’i altın yaldızlı bir tahtta kucağında Çocuk İsa ile gösteren en etkileyici fresklerden biridir. Etrafını saran melekler, üstteki Kutsal Ruh güvercini ve Tanrı tasviri ise Bizans ikonografisinin tüm ihtişamını gözler önüne serer. Bu fresk, Komnenos döneminin sanat anlayışını en iyi yansıtan bölümlerden biridir.

🟧 Kayalıklardan Duyulan Sesler

Altındere Vadisi’nde yaşayan bazı köylüler, özellikle sisli ve rüzgarlı gecelerde manastırın bulunduğu kayalıklardan uğultu benzeri sesler geldiğini söyler. Bu seslerin rüzgarın oyuklardan geçmesiyle oluştuğu düşünülse de halk arasında bu durum keşişlerin dualarının yankısı veya koruyucu meleklerin sesi olarak yorumlanır. Sümela’nın doğal akustiği bu tür hikayelerin oluşmasına sıkça zemin hazırlamıştır.

🟧 Kendini Onaran Manastır Rivayeti

Bir başka efsaneye göre Sümela zaman zaman ciddi hasarlar almış, fakat kısa süre içinde kendiliğinden eski düzenine dönmüştür. Keşişlerin geceler boyu çalışıp taşları yerine koyduğu düşünülebilir; ancak halk arasında manastırın kendini onardığı inancı yüzyıllarca devam etmiştir. Özellikle 18. yüzyıldaki büyük yangın sonrasında bazı duvarların kısa sürede toparlanması bu efsanenin temelini oluşturur.

9. Sümela Manastırı Gezi Tavsiyeleri

Sümela Manastırı, sadece tarihiyle değil, konumu ve yürüyüş yollarıyla da dikkatli planlanması gereken bir rotadır. Aşağıdaki tavsiyeler, hem 20 yıllık rehberlik deneyimime hem de yüzlerce Sümela ziyaretine dayanır. Manastırı en verimli şekilde gezmek istiyorsanız bu öneriler yolculuğunuzu çok daha keyifli hale getirecek.

1. Sabah Erken Gidin (En sakin saat 09.00–10.30 arasıdır)

Sümela günün ilerleyen saatlerinde hem kalabalıklaşır hem de yürüyüş rotası yorucu olabilir. En iyi zaman:

  • 08.30–10.30 (ışık mükemmel, yürüyüş serin, kalabalık az)
  • 16.30 sonrası (düzenli turlar bittiği için daha sakin ama garanti değil)

2. Rahat Bir Ayakkabı Giyin (Mutlaka!)

Son bölümdeki merdivenler taş kaplama ve yer yer dik. 

Sandalet, terlik veya ince tabanlı ayakkabı zorlar. 

En uygun seçim: Trekking veya spor ayakkabı.

Sümela Manastırı’na çıkan son dik taş merdivenler ve dağa oyulmuş giriş kapısı.

Sümela’ya ulaşmak için son engel…

3. Hava Durumuna Hazırlıklı Olun (Karadeniz sürpriz doludur.)

Altındere Vadisi’nde 10 dakikada mevsim değişir. Bir anda sis çöker, yağmur başlar, ardından güneş açar. Yanınıza mutlaka ince yağmurluk, kaymaz tabanlı ayakkabı, su geçirmez küçük çanta alın.

4. Dron Kullanmak Yasak (Vadide ceza uygulanır)

Milli park sınırlarında drone uçurmak yasaktır. Görevliler tarafından uyarı ve ceza işlemi uygulanabilir. 

5. Mutlaka Su ve Hafif Bir Atıştırmalık Alın

Yürüyüş yolu uzun değil ama eğimli. Yanınıza küçük bir su şişesi ve hafif bir atıştırmalık almanız iyi olur.

Dolmuştan inceğiniz yerde ve manastır girişte de içecek veya atıştırmalık bir şeyler bulabilirsiniz. 

6. Fotoğraf İçin En İyi Açıları Kaçırmayın

  • Otopark–Shuttle güzergahındaki ilk seyir noktası
  • Avlu girişindeki üst açı
  • Kaya kilisesinin ön cephesi
  • Su kemerinin görüldüğü yan patika

Çoğu ziyaretçi yalnızca ana kilisede fotoğraf çekiyor; halbuki en etkileyici kareler dış cepheden alınır.

7. Freskleri Yakından Görmek İçin Işığa Dikkat Edin

Freskleri mutlaka inceleyin. Adeta bir film sahnesi gibi olduğunu göreceksiniz.

Sümela Manastırı ana kaya kilisesindeki Koimesis (Meryem’in Ölümü) freski; havariler, melekler ve İsa’nın Meryem’in ruhunu kabul edişi sahnesi.

8. Yaz Aylarında Sis Bekleyin – Manzara Gitse Bile Atmosfer Efsane Olur

Sümela’nın klasik sahnesi: Güneş → sis → güneş → sis…

Bazı günler manastırı tamamen sis içinde görmek mümkün. Bu durum fotoğraf açısından bir fırsata dönüşebilir.

9. Manastırı Ortalama 1 Saatte  Gezebilirsiniz

Yoğun bie zamana denk gelirseniz süre uzar. Ziyaret süresini etkileyenler:

  • Freskleri inceleme
  • Fotoğraf molaları
  • Yürüyüş hızı
  • Avlu yoğunluğu
  • Konuya olan ilginiz

10. Çocuklu Aileler İçin Not

Manastır merdivenleri çocuk arabasına uygun değil. Bebek arabasını servis-dolmuş bölümünde bırakmak gerekir. Küçük ya da yürümeyi sevmeyen çocuklar için babalarının omzuna kuvvet.

11. Manastırın Çevresinde Telefon Çekmeyebilir

Vadinin bazı noktalarında GSM sinyali kesilebilir. Bu yüzden online Müzekart’ınızı açmakta zorluk yaşayabilirsiniz.

12. Dönüşte Hamsiköy’de Sütlaç Molası Verin

Dönüşte Hamsiköy sütlacı yemeden Trabzon’dan ayrılmayın. Sümela ile birlikte gelenek haline gelmiştir.

10. Sümela Manastırı Yakınında Gezilecek Yerler

Sümela Manastırı’nı gezdikten sonra “Buraya gelmişken başka nereleri görebilirim?” diye düşünüyorsan, Altındere Vadisi ve Maçka bölgesi doğa, tarih ve kültür açısından zengin bir rota sunar. Aşağıdaki yerler hem konum olarak yakın hem de Sümela turuyla mükemmel uyum sağlar.

🟧 Altındere Vadisi Milli Parkı

Sümela Manastırı’nın içine gömülü olduğu Altındere Vadisi, Türkiye’nin en etkileyici milli parklarından biridir. Vadide dev kayalık duvarlar, gür ormanlar, şelaleler, dere kenarı yürüyüş yolları bulunur.

  • Dere boyunca kısa yürüyüş yapın.
  • Seyir noktalarından Sümela’yı fotoğraflayın.

İlkbahar aylarında vadinin sisle karışan manzarası Sümela gezisinin en büyüleyici kısmıdır.

🟧 Vazelon Manastırı (MS 270 - Sümela’dan daha eski)

Uzaklık: 14 km (20–25 dakika)

Vazelon Manastırı, bölgedeki en eski Hristiyan yapılarından biridir. Sümela’dan yaklaşık 100 yıl daha eski olduğu için bölgenin inanç tarihini anlamak açısından çok değerlidir.

Öne çıkan özellikleri:

  • Doğal kayalara oyulmuş keşiş odaları
  • Derin vadi manzarası
  • Tahrip olsa da hala görülebilen fresk izleri

Komnenos döneminde Sümela’nın ikiz yapısı sayılır. Bölgesel idari kararların bir kısmı burada tutulurdu.

🟧 Peristera (Kuştul) Manastırı

Uzaklık: 24 km (40 dakika)

Sümela’nın kardeş manastırlarından biridir. Vadinin karşı yamacına kurulmuş bu yapı, gözetleme kulesi gibi geniş bir manzaraya hakimdir.

Öne çıkanlar:

  • Sümela’ya benzer dağ manastırı stili
  • Komnenos dönemine ait mimari izler
  • Şapel kalıntıları

Fotoğrafçılar için en sessiz ve en dramatik manastır konumudur.

🟧 Trabzon Ayasofya Camii (Ayasofya Kilisesi)

Trabzon Ayasofya Müzesi’nin dış cephesi ve çan kulesi; Komnenos dönemine ait Bizans mimarisi, geniş narteks kemerleri ve kubbeli ana mekân ile birlikte açık bir bahçe alanı.

Sümela’dan dönenler için Trabzon’un en özel durağı: Ayasofya. 13. yüzyıldan kalma bu Komnenos yapısı; freskleri, taş işçiliği ve mimarisiyle Karadeniz’de Bizans sanatını en net görebileceğiniz yer. Sümela’daki sahnelerle ikonografik benzerlikleri de oldukça dikkat çekici.

Uzaklık: 47 km (Trabzon’a dönüş yolu üzerinde)

Sümela’dan Trabzon merkeze dönen bir ziyaretçi için Ayasofya, yol üzerindeki en değerli duraklardan biridir.

13. yüzyılda Komnenoslar tarafından inşa edilen yapı, tarih boyunca hem kilise hem de cami olarak kullanılmış; bugün ise freskleri, taş işçiliği ve mimari bütünlüğüyle Türkiye’nin en etkileyici Bizans yapılarından biri kabul edilir. Ayasofya’daki sahneler ile Sümela’nın freskleri arasında belirgin ikonografik benzerlikler bulunması da burayı karşılaştırmalı bir gezi rotası için ideal hale getirir.

🟧 Panagia Chrysokephalos (Altın Başlı Meryem) Kilisesi – Ortahisar

Uzaklık: 50 km (Trabzon merkez)

Trabzon İmparatorluğu’nun başkatedrali. Sümela’nın şehir içi karşılığı olarak görülebilir.

Özellikleri:

  • Trabzon’daki en eski ve en büyük ibadet yapılarından biri
  • Mükemmel taş işçiliği
  • Komnenos mimarisinin şehir örneği

🟧 Hamsiköy – Sütlaç Molası

Uzaklık: Sümela’dan 25–30 dakika

Karadeniz turlarının sembolik durağı: Hamsiköy sütlacı.

Vadiden Trabzon’a dönerken yol üzerinde olduğu için mutlaka uğranır. Doğayla iç içe, serin bir yayla havasında kısa bir moladır.

Sümela’dan dönerken Hamsiköy’de sütlaç yemeden olmaz!

🟧 Maçka İlçesi – Tarihi ve Lezzet Durakları

Uzaklık: 14 km

Maçka küçük ama tarih ve gastronomi açısından zengin bir ilçedir.

  • Maçka merkez tarihi evleri
  • Yerel ürün pazarları
  • Dere kenarı çay bahçeleri

Kısa bir ilçe turu bile günü çok keyifli hale getirir.

🟧 Şolma Yaylası

Uzaklık: 50 dakika

Doğa tutkunu ziyaretçiler için harika bir rota. Çam ormanları, sisli manzaralar ve yayla evleri, Sümela sonrası nefes açıcı bir deneyim sunar.

En iyi zaman: Mayıs – Eylül

🟧 Karaca Mağarası (Gümüşhane)

Uzaklık: 1 saat 15 dakika

Sümela’dan biraz daha uzak olsa da bölgenin en etkileyici mağarasıdır. Oluşumları Türkiye’deki en zengin çeşitliliğe sahiptir.

Sümela Manastırı ve Karaca Mağarası turu, bölgenin en popüler 1 günlük rotalarından biridir.

Karaca Mağarası içi; sarkıt, dikit ve traverten oluşumlarının görüldüğü yürüyüş platformu.

Karaca Mağarası, sarkıt–dikit zenginliği ve traverten çeşitliliğiyle Karadeniz’in en etkileyici doğal oluşumlarından biri. Mağara, milyonlarca yıllık jeolojik bir masal gibi.

🟧 Vadi Boyunca Yürüyüş Parkurları

Altındere Vadisi’nde doğa severler için kısa–orta uzunlukta yürüyüş rotaları vardır:

  • Şelale patikası
  • Dere kenarı yürüyüş yolu
  • Orman içi kısa parkurlar

Özellikle ilkbaharda vadinin kokusu ve sisin ağaçlar arasında dolaşması unutulmaz bir atmosfer yaratır.

🟠 Sümela Manastırı yakınında Altındere Vadisi, Vazelon ve Peristera manastırları, Trabzon Ayasofya, Hamsiköy ve Maçka gibi çok sayıda doğal ve tarihi durak bulunur. Bu rotalarla Sümela gezisi tam günlük, zengin bir tur haline gelir.

Sümela Manastırı: Karadeniz’in Kalbinde Yüzyılların Sessiz Tanığı

Sümela Manastırı avlusunda manastır kompleksini arka plana alarak poz veren bir ziyaretçi.

Sümela’yı gezerken yalnızca bir manastırı değil, 1600 yıllık bir uygarlığın izlerini adım adım takip edersiniz.

Bir yanınızda Altındere Vadisi’nin sisle dans eden kayalıkları, diğer yanınızda fresklerde gizlenen kutsal hikayeler

Her köşe, Bizans’tan Komnenoslara, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar uzanan uzun bir yolculuğun sessiz bir tanığıdır.

Bugün Sümela’ya çıkan her adım; keşişlerin izlerini, Komnenosların ustalığını, Osmanlı’nın koruyucu fermanlarını ve modern restorasyonların titiz emeğini hissettiren bir yolculuk sunar.

Karadeniz’e geldiğinizde mutlaka zaman ayırın. Sadece manastırı değil, onu çevreleyen vadileri, yaylaları, manastırları ve tarihi yapılarıyla birlikte düşünün. Çünkü Sümela, yalnız başına bir ziyaret noktası değil; Karadeniz’in ruhunu anlamanın en güçlü kapısıdır.

Bir rehber olarak size şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim; Sümela’ya çıktığınız gün, Karadeniz yolculuğunuzun en unutulmaz günü olacak.

Seyahatleriniz RehberName Tadında Olsun.

Kapak Fotoğrafı: Bjørn Christian Tørrissen | Lisans: CC BY-SA 3.0

Popüler Yazılar

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.