Büyük İskender üç kıtayı fethetti ama Anadolu’da üç yer onu durdurdu: Termessos, Sillyon ve ismi bile kaybolmuş bir tepe kalesi. Peki dünyanın en parlak komutanını bile geri çeviren neydi? Coğrafyanın gücü mü, yoksa stratejik bir tercih mi?
Dünya tarihinin en parlak komutanlarından biri olan Büyük İskender, on yıl gibi kısa bir sürede üç kıtayı fethederek insanlık tarihine yön verdi. Pers İmparatorluğu’nu yıktı, Mısır’dan Hindistan’a uzanan geniş bir coğrafyada iz bıraktı. Antik yazar Arrianos onu şöyle anlatır:
“Sürati, düşman orduları çarpışmadan önce onların cesaretini kırardı.” (Anabasis, I.12)
Ancak bütün bu güce, askeri dehaya ve stratejik ustalığa rağmen, İskender’in Anadolu seferi sırasında kuşatıp alamadığı şehirler de vardır. Bu şehirlerde düşman ordularından çok coğrafya, topografya ve doğal savunma hatları belirleyici olmuştur.
Termessos, Sillyon ve Pergamon yakınlarındaki gizemli kale, Büyük İskender’in Anadolu’da neden zorlandığını gösteren en çarpıcı örneklerdir. İşte İskender’i durduran Anadolu şehirleri ve bunun ardındaki gerçek nedenler…
🟧 1) Termessos – Dağların Bile “Dur” Dediği Yer

Termessos’un dağlara yaslanan etkileyici tiyatrosu, kentin neden alınamaz bir kale olduğunu bugün bile açıkça gösteriyor. Güllük Dağı’nın zirvesine bakan bu manzara, Pisidialıların doğayı nasıl bir savunma duvarına dönüştürdüğünün en güçlü kanıtı.
Antik çağda adeta bir kartal yuvasıgibi görünen Termessos, bugün Antalya’nın kuzeybatısında yer alan Güllük Dağı Milli Parkı içinde, sarp kayalıkların üzerine kurulmuş bir Pisidia kentiydi. Şehrin konumu o kadar stratejikti ki, doğal çevresi tek başına bir savunma sistemi sayılabilirdi. Nitekim Strabon da Termessos’u betimlerken:
Strabon “Termessos, yüksek ve sarp dağ üzerinde kurulmuş, doğanın en sağlam kalelerinden biridir.” diyerek kentin coğrafi üstünlüğünü vurgular.
İskender, Pamfilya’dan Pisidia’ya geçerken Termessosluların meydan okumasıyla karşılaştı. Kent kapıları açmak yerine savunma hazırlıklarına girişti. Arrianos ise bu doğa-kale uyumunu şu sözlerle aktarır:
“Termessos, doğanın bir kale gibi yükselttiği taş zirveler üzerinde kuruluydu.”
İskender ordusunu geçitlere yönlendirmeye çalıştı; fakat dar patikalar, dik kayalıklar ve uçurum kenarları düzenli bir saldırı hattı oluşturmayı imkansız kılıyordu. Kuşatma makinelerinin yerleştirileceği uygun bir zemin yoktu; saldırı rampası yapmak ise topografya nedeniyle hayal bile edilemeyecek kadar zordu. Termessoslular yüksekten attıkları oklar ve mızraklarla her yaklaşanı geri püskürttüler.

Termessos’un Artemis Tapınağı, Pisidia’nın dağların arasına sakladığı güçlü kültürün en zarif izlerinden biri. Bu taş bloklar, hem tanrıçaya adanmış inancı hem de kentin ulaşılamaz mimari ustalığını bugün hala fısıldıyor.
Bu zorlu yapı, Herodot’un Pisidialılar için yüzyıllar önce söylediği şu cümleyi adeta doğrular niteliktedir:
“Pisidialılar, dağlık yerlerde oturan ve savaşçılıklarıyla ün kazanmış bir halktır.”
Diodoros, İskender’in yaşadığı durumu kısa ama etkili bir cümleyle özetler:
“İskender, Termessos’u almak için elverişli bir zemin bulamadı.”
Bu nedenle İskender, ordusunu gereksiz kayıplara sürüklemek yerine kuşatmayı kaldırmayı tercih etti. Termessos, Büyük İskender’in Anadolu’da açık biçimde alamadığı tek büyük kent olarak tarihe geçti.
📍 Termessos Bugün Nerede? Nasıl Gezilir?
Antalya merkezine yaklaşık 30 km uzaklıkta bulunan Termessos Antik Kenti, Güllük Dağı Termessos Milli Parkı sınırları içinde yer alır. Kente ulaşmak için kısa bir yürüyüş yapılır; yolun dikliği nedeniyle orta seviye kondisyon gerektirir. Ancak zirveye ulaşıldığında tiyatro, agora ve tapınak kalıntılarıyla birleşen nefes kesici manzara, kentin neden tarih boyunca alınamadığını hala açıkça hissettirir.
🟧 2) Sillyon – Uçurumun Üzerindeki Direniş

Sillyon’un uçuruma yaslanan surları, Pamfilya’nın en zorlu doğal kalelerinden birini oluşturuyordu. Bu yüksek kayalık yapı, İskender’in bile yaklaşmakta zorlandığı savunma hattının bugün hala ayakta duran sessiz tanığı.
Pamfilya kıyılarındaki şehirleri hızla hakimiyeti altına alan İskender, bugün Antalya–Serik yakınlarında yer alan Sillyon’a yöneldi. Kent, dev bir kayalık tepe üzerine kurulmuştu ve hem yüksek surlar hem de doğal uçurumlarla çevriliydi. Bu benzersiz coğrafya, Sillyon’u bölgenin en zor ele geçirilebilir yerleşimlerinden biri haline getiriyordu.
Strabon’un ifadesi de bunu doğrular niteliktedir:
“Sillyon, yüksek bir tepe üzerinde kurulmuş, güçlü surlara sahip bir şehirdir.”
Pamfilya’nın coğrafyasının zorluğu Herodot’un yüzyıllar önce yaptığı şu tanımla da uyumludur:
“Pamfilya, dağların eteklerinden kıyıya uzanan dar ve engebeli bir bölgedir.”
Bu doğal yapı, Sillyon’u sadece askeri açıdan değil, coğrafi anlamda da bir doğal kale haline getiriyordu.
Curtius Rufus, Sillyon’un bu eşsiz savunma avantajını açık bir cümleyle aktarır:
“Sillyon, üzerine çıkılması güç bir kayalık üzerinde yükseliyordu.”

Sillyon’un tepeye yayılan taş yapıları ve yamaçtaki savunma izleri, kentin neden ele geçirilmesinin bu kadar zor olduğunu bugün bile gösteriyor. Kayalık zemine kurulu bu güçlü mimari, Pamfilya’nın doğal kalesi olarak yüzyıllara meydan okuyor.
İskender teslim çağrısı yaptı; ancak Sillyon halkı kapıları açmayı reddetti. Bunun üzerine kuşatma girişimi başlatıldı. Fakat kısa sürede iki büyük engel ortaya çıktı:
• Arazinin yapısı, ağır kuşatma makinelerinin surlara yaklaştırılmasına izin vermiyordu.
• Dik yamaçlar ve uçurumlar, merdivenli ya da tırmanmalı saldırı yöntemlerini tamamen geçersiz kılıyordu.
Bu koşullar altında Sillyon’a yapılacak bir hücum, ordunun hem zamanını hem de gücünü gereksiz yere tüketebilirdi. İskender de tıpkı Termessos’ta olduğu gibi coğrafyanın üstünlüğünü kabul etmek zorunda kaldı ve ordusunu daha stratejik hedeflere yönlendirdi.
Sillyon, İskender’in Anadolu seferinde doğal savunması nedeniyle alamadığı nadir şehirlerden biri olarak tarihe geçti.
📍 Sillyon Bugün Nerede? Nasıl Gezilir?
Sillyon Antik Kenti, Antalya’nın Serik ilçesi sınırlarında, kent merkezine yaklaşık 30 km uzaklıkta yer alır. Tepeye çıkış biraz efor gerektirse de, zirvedeki sur kalıntıları, kule izleri ve geniş Pamfilya ovasına hakim manzarası, kentin neden tarih boyunca böylesine güçlü bir savunma avantajına sahip olduğunu bugün bile tüm açıklığıyla hissettirir. Hala sessiz ve henüz fazla bozulmamış bir arkeolojik atmosfer arayanlar için ideal bir antik kenttir.
🟧 3) Pergamon Yakınlarındaki “Gizemli Kale” – Antik Kaynakların Sessiz Tanığı
Granikos Zaferi’nin ardından Büyük İskender, Batı Anadolu’daki şehirleri büyük bir hızla kendi tarafına çekti. Ancak antik kaynaklarda ilginç bir ayrıntı yer alır: Pergamon ile Birgi arasında bir kale, İskender’in çağrısına rağmen teslim olmadı ve komutan bu direnişi kırmak yerine ilerlemeyi tercih etti.

Pergamon’un akropol yamaçlarına kurulu görkemli tiyatrosu, şehrin antik çağdaki stratejik konumunu bugün de bütün açıklığıyla gösteriyor. Dik eğimli bu yapı, Helenistik dünyanın en etkileyici mühendislik örneklerinden biri olarak kente hakim manzarasıyla ziyaretçileri büyülüyor.
Bu bölgenin yapısı, Herodot’un Lidya coğrafyasını anlatırken söylediği şu sözleri hatırlatır:
“Lidya topraklarında pek çok tepe kenti ve doğal kaleler vardır.”
Bu tanım, Pergamon çevresindeki güçlü savunma geleneğinin kökenlerini yansıtır.
Arrianos, İskender’in bu küçük ama inatçı kaleyi geçişini kısa bir ifadeyle aktarır:
“İskender ilerlerken, direnmeye kararlı bir kale vardı.”
Diodoros Siculus ise genel durumu daha geniş bir çerçevede değerlendirir:
“Bazı kaleler direnç gösterdi; İskender ise onları vakit kaybı görerek geçmeyi seçti.”
Curtius Rufus bu isimsiz kalenin tutumunu en açık şekilde ortaya koyar:
“Kale komutanı teslim olmayı reddedince, İskender başka bir hedefe yöneldi.”
Kalenin adı günümüze ulaşmamıştır; ancak Strabon’un Pergamon’u etrafına hakim yüksek bir şehir olarak tanımlaması, bölgedeki tepe kalelerinin ne kadar yaygın ve stratejik olduğunu gösterir:
“Pergamon, etrafına hakim stratejik bir konuma sahiptir.”
Modern araştırmacılar, coğrafi tarifler ve sefer güzergahı doğrultusunda bu direnen yapının Birgi–Pergamon hattında yer alan küçük fakat stratejik bir tepe kalesi olduğunu düşünür. Boyutu büyük olmasa da, İskender’in Anadolu’da karşılaştığı nadir direniş noktalarından biri olarak tarihi önem taşır.
📍 Bu “Gizemli Kale” Bugün Nerede Aranıyor?
Kesin yer bilinmemekle birlikte, Bergama çevresindeki höyükler, doğal akropoller ve savunma amaçlı küçük tepe kaleleri günümüzde araştırmacılar tarafından incelenmeye devam ediyor. Bölge, Lidya ve Pers dönemlerinden Helenistik döneme uzanan arkeolojik katmanlarıyla Batı Anadolu’nun en yoğun tarihi coğrafyalarından biri sayılıyor. Bu bakımdan gizemli kaleyi aramak, aynı zamanda bölgenin çok katmanlı tarihini takip etmek anlamına geliyor.
“Her komutan fetheder ama herkes dağları yenemez.”

Büyük İskender’in ordusuyla Anadolu’nun sarp kayalık geçitlerinde ilerleyişi, Termessos ve Sillyon gibi alınması imkansız şehirlerin coğrafi zorluklarını gözler önüne seriyor. Antik dünyanın en parlak komutanı bile bazen dağların iradesiyle karşı karşıya kalmıştı.
Büyük İskender’in alamadığı bu şehirler, onun yenilmezliğini gölgeleyen ayrıntılar değil; tam tersine, stratejik zekasının bir göstergesidir. Termessos, Sillyon ve Pergamon yakınlarındaki o isimsiz kale; coğrafyanın, dağların ve sarp geçitlerin insan iradesine nasıl direnebileceğini gösteren üç ayrı örnektir.
İskender, askeri faydası sınırlı, kuşatması aylar sürecek ve ordusunu gereksiz kayıplara sürükleyecek şehirler için durmadı. Gerçek büyüklüğü yalnızca fetihlerinde değil, nerede duracağını bilmesinde gizliydi. Bu yüzden Anadolu’da İskender’in alamadığı şehirler, aslında onun komutanlık yeteneğinin farklı bir yönünü aydınlatır.
Bugün Termessos’un kayalık duvarları, Sillyon’un uçuruma dayanan surları ve Pergamon çevresindeki sessiz tepeler hala aynı hikayeyi anlatır.
Coğrafya değişmedi; İskender’i durduran kayalıklar, uçurumlar ve geçitler bugün de yerinde duruyor. Anadolu’nun sert topografyasının binlerce yıldır değişmeyen gücüne tanıklık etmeye devam ederek.
Sıkça Sorulan Sorular
Büyük İskender Anadolu’da hangi şehirleri alamadı?
İskender'in Anadolu’da açık biçimde alamadığı üç yer vardır: Termessos (Pisidia), Sillyon (Pamfilya) ve Pergamon–Birgi hattındaki isimsiz kale. Bu kentler güçlü doğal savunmaları, dik kayalıkları ve zorlayıcı topografyalarıyla İskender’i durdurmayı başarmıştır.
İskender Termessos’u neden fethedemedi?
Termessos, Güllük Dağı’nın zirvesine kurulmuş bir doğal kaleydi. Sarp kayalıklar, dar geçitler ve kuşatma makinelerine imkan vermeyen arazi nedeniyle İskender uygun bir saldırı zemini bulamadı. Antik kaynaklar, şehrin doğanın yükselttiği bir kale olduğunu belirtir.
Sillyon kuşatması neden başarısız oldu?
Sillyon, uçurumlarla çevrili bir tepe üzerinde bulunuyordu. Arazinin yapısı ağır kuşatma makinelerinin yaklaştırılmasına izin vermediği gibi, dik yamaçlar merdivenli saldırıları da imkânsız hâle getiriyordu. İskender, uzun sürecek ve kayıp verecek bir kuşatma yerine şehri bypass etmeyi seçti.
Pergamon yakınlarındaki isimsiz kale hangisiydi?
Arrianos, Diodoros ve Curtius bu kaleden bahseder ancak adını vermez. Modern tarihçiler, konumunu Birgi–Pergamon hattında yer alan küçük fakat stratejik bir tepe kalesi olarak değerlendirir. Kale teslim olmadı ve İskender burayı almadan seferine devam etti.
Termessos, Sillyon ve diğer kalıntılar bugün ziyaret edilebilir mi?
Evet. Termessos, Güllük Dağı Milli Parkı içinde yer alır ve Türkiye'nin en etkileyici antik kentlerinden biridir. Sillyon ise Serik yakınlarındaki kayalık tepe üzerinde hala ziyaret edilebilen arkeolojik bir alandır. Pergamon çevresindeki küçük tepe kaleleri ise arkeolojik araştırmalarla gün yüzüne çıkarılmaya devam etmektedir.