Bozcaada Gezi Rehberi | Bozcaada'da Gezilecek Yerler

Bozcaada

Bozcaada'da gezilecek yerler nelerdir? Bozcaada'ya nasıl gidilir? Bozcaada'da nerede kalınır? Bozcaada'nın plajları, koyları, yemekleri, şarapları, reçelleri ve fazlası...

“Tanrı insanlar uzun ömürlü olsun diye Bozcaada’yı yaratmış.” der Heredot.

Birçok kişinin daha önceden duyduğu belki de biraz klasikleşmiş olan bir cümle olsa da Bozacaada’yı kısaca anlat deseler, en iyi anlatabilecek cümledir aslında.

Erken Tunç Çağının Leukophrys Adası, Troya Savaşı yılllarının ise Tenedos’u... Ülkemizin en büyük 3. adası...

Üzüm bağları, şarapları, arnavut kaldırımlı sokakları, gözü rahatsız eden, nefes almanızı zorlaştıran yüksek beton binaların olmayışı, gecesi, gündüzü ve birbirinden güzel koylarıyla Heredot’un dediği gibi insanları uzun ömürlü yapmak için oldukça cömert Bozcaada.

Çanakkale’nin iki ada ilçesinden birisi, Çanakkale Boğazı’nın Ege girişini tutan bir nöbetçi adeta. Üzerinde merkezden başka yerleşimi olmayan yani köyü olmayan tek ilçemiz olan Bozcaada adı boz bir görünüme sahip. Zaten öyle pek bir yeşillik de görme şansınız yok adada. Yer yer küçük ormanlık alanlar var tabii ama adadaki en yeşil şeyler vakti gelince adaya bambaşka bir hava katan üzüm bağları...

Dünyaca ünlü seyahat ve gezi dergilerinden birisi olan Conde Nast Traveller tarafından 2008 yılında Dünya’nın en güzel 4. adası olacak kadar güzel Bozcaada... Bu ödülü alması uluslararası anlamda Bozcaada’ya bir prestij kazandırdı tabii ki ama böyle bir ödül verilmese de Bozcaada’nın yeri bizler için de farklıdır mutlaka...

Bozcaada’ya Ne Zaman Gidilir?

Bozcaada’ya ne zaman gidilir derseniz eğer bu tamamen sizin aradığınıza bağlı. Herkesin kendine göre bir beklentisi, tatil düşüncesi var elbette. Bu sebeple nisan ayı sonlarından ekim ayına kadar istediğiniz zaman gidebilirsiniz. Ama özellikle yaz aylarında giderseniz ülkenin birçok yerinde olduğu gibi oldukça yoğun bir yer olduğunu da aklınızda çıkarmayın. Kalabalık beni bozmaz, ben denizin keyfini çıkaracağım diyenlerdenseniz eğer yazın gidin ama mayıs ve eylül ayında adanın bir nebze daha sakinleştiğini de not düşelim bir kenara. Tadını çıkarmayı bilene her yer her zaman güzeldir bunu unutmamak lazım.

Bozcaada’ya Nasıl Gidilir?

Peki Bozcaada'ya ulaşım nasıl sağlanır? Bozcaada, bir ada olduğundan ulaşması diğer tatil yörelerine nazaran biraz daha meşakatli aslında... Aslında bu meşakatli durumu korumak Bozcaada’nın hayrına dersek yanlış da olmaz. Çünkü özellikle yaz mevsimiyle beraber adanın kaldırabileceğinden çok daha fazla ziyaretçinin bu küçük ada ilçesine gittiğini bilmek gerekiyor.

Çanakkale’nin iki ada ilçesinden birisi ve Türkiye’nin merkez dışında köy benzeri yerleşimi olmayan tek ilçesi olan Bozcaada’ya ulaşabilmek için 2 seçeneğiniz var.

Birincisi; eğer Çanakkale merkezden Bozcaada’ya ulaşmak istiyorsanız Çanakkale limandan kalkan deniz otobüslerini kullanabilirsiniz. Tabii bunu sadece yayan olarak kullanabiliyorsunuz. Çanakkale’den Bozcaada’ya yaklaşık 1 saatlik keyifli bir yolculuk ardından ulaşıyorsunuz. Bunun için önceden alacağınız biletlerle herhangi bir rötar yaşamadan ulaşma şansınız oldukça yüksek.

İkincisi ise; aynı zamanda en çok tercih edilen ve en çok bilineni ise GESTAŞ İskelesinden kalkan feribotlarla adaya ulaşmak... Bu da yaklaşık yarım saatlik bir deniz yolculuğu anlamına geliyor ki tabii aracınız varsa onunla da geçmeniz mümkün. Çanakkale’den Ezine yönüne yaklaşık 30 km gittikten sonra (Troya Antik Kenti sapağını da geçiyorsunuz.) sağa doğru Bozcaada tabelasını göreceksiniz. Köylerden geçe geçe yaklaşık 27 km sonra Geyikli Feribot İskelesi'ne ulaşıyorsunuz.

Her iki seçenekte de yaz ve kış tarifeleri olduğunu unutmayın. Yaz dönemiyle beraber feribot saatleri daha sık hale geliyor. Fakat çoğu zaman yoğunluktan dolayı feribotlar doldur-boşalt sistemine dönüyorlar.

Feribot geçişlerinde adaya geçerken ücretinizi gidiş dönüş olarak ödüyorsunuz. Dönüşte aracınızla geldiyseniz sıraya girip binmeniz yeterli. Araç ile gelenler için dikkat edilmesi gereken en önemli unsur dönüşteki son feribot için dikkatli olmanız gerektiğidir. Aracınızla sıraya girseniz bile sıra size gelmeyebilir.

Yaz dönemiyle beraber rezervasyon sistemine geçen feribot seferleri, saatleri ve ücretleri ile ilgili güncek bilgileri mutlaka teyit edin. Bunun için GESTAŞ web sitesini kullanabilirsiniz.

Bozcaada Hakkında Genel Bilgi

Çanakkale’nin 12 ilçesinden birisi olan Bozcaada, ülkemizin doğasıyla, deniziyle, koylarıyla ve mutfağıyla en popüler noktalarından birisi. Ada merkezini yürüyerek (zaten araçla gezme şansınız yok) 40 - 45 dakikada dolaşabilirsiniz. Bütün Bozcaada’yı da aynı sürede aracınızla turlayabilirsiniz. Adanın bütün çevresi zaten 38 km.

Bozcaada aslında bir takımada yani 17 adacık ve kayalıktan oluşan bir topluluk. Bunların arasında yerleşimin olduğu tek yer olan Bozcaada ve diğerlerinde ise yerleşim yok. En büyük ikinci ada ise Mavriya yani Tavşan Adası’dır.

Adanın nüfusu ise sürekli değişiyor desek yanlış olmaz. Bozcaada’nın nüfusu yaklaşık 2500 civarı olsa da kış dönemi 1000’lere kadar düşüyor. Yaz mevsimi geldiğinde ise zaman zaman 10 binleri buluyor. Özellikle günübirlik ziyaretçiler ve düzenlenen turlar ile birlikte yaz döneminde hele bir de hafta sonuysa tam bir curcuna... 10 yıl kadar önce adayı ziyarete gelecekler için kaymakamlığın yaptığı bir açıklamayı hatırlıyorum: “Gelirken herkes ihtiyacı olabilecek şeyleri getirsin, burada bu kadar insana bakma imkanımız yok.” Siz düşünün gerisini...

Ada nüfusundan bahsetmişken kısaca mübadele sürecine de değinmek gerekir. 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile alınan kararlardan birisi mübadele ile ilgiliydi. Gerçekleştirilecek olan mübadeleden İstanbul ve adalarda yaşayan gayrimüslim halk muaf tutulmuştur. Fakat o yıllarda gerçekleşen savaşlar sonrası Bozcaada’da bulunan Rumlar adayı terk etmeye başlarlar. Özellikle bundan sonraki yıllarda Kıbrıs Harekatı’na kadar olan süreçte yaşanan olaylar Rumların adadan büyük ölçüde uzaklaşmalarına sebep olur. Günümüzde ise Rum asıllı Türk vatandaşlarının sayısı yok denecek kadar azdır.

Adaya yaklaşırken sivri tepe göreceksiniz işte orası Göztepe ve 192 metre yüksekliğiyle adanın en yüksek noktası.

Adaya yaklaşırken bir de kale karşılar sizi. Yüzlerce yıllık yaşanmışlığıyla hala ben buradayım der gibi durur bütün heybetiyle. Dıştan ihtişamlı olsa da içinin bakıma ihtiyacı olduğunu söylemek gerek.

Adanın en meşhur koyu ise Ayazma’dır. İmkanlarıyla, kumsalıyla mutlaka görülmesi gereken Ayazma dışında Akvaryum, Habbele gibi birbirinden güzel birçok koyun adada bulunduğunu unutmayın.

Adanın çekim noktalarından birisi de rüzgar gülleridir. Gerçi artık her yerde sıkça gördüğümüzden alışkınız ama 7-8 sene öncesine kadar bu kadar yaygın değildi. Yine de ada turlarının vazgeçilmez noktalarından birisi

Adanın en önemli değeri kuşkusuz üzüm bağlarıdır. Zaten bununla alakalı Bağbozumu Festivali de düzenleniyor. Bağcılığın önemini eski bir Rum atasözüyle vurgulamak gerekirse: “Başını sokabileceğin kadar damın, gözünün alabileceği kadar bağın olsun.”

M.Ö. 5. ve 4. yüzyıllarda Tenedos’ta basılan sikkelerin bir yüzünde üzüm figürünün olması bile geçmişten günümüze adada bağcılığa olan bakışın önemli göstergesi denebilir.

Bozcaada’nın günümüzde en önemli geçim kaynağı kuşkusuz turizmdir. Aslıda adanın geçim kaynağı ne diye sorulacak olursa bunu 3 kelime ile anlatmak yeterli olacaktır. Turizm, bağcılık - buna paralel gelişen şarapçılık ve balıkçılıktır.

Tenedos Adı Nereden Gelir?

Peki Bozcaada'nın eski ismi nedir? Günümüzde bizim Bozcaada olarak bildiğimiz adanın ismi antik dönemde Tenedos’tur. Homeros’tan Strabon’a birçok antik dönem yazarı hep bu isimle adlandırmıştır. Tabii bu adaya Tenedos adının verilmesinin mitolojik bir hikayesi de var.

Deniz ve deprem tanrısı Poseidon’a dayanan giden bir hikayesi var Tenedos’un. Poseidon’un Kyknos adında bir oğlu vardır. Aslında mitlerde Kyknos adından birkaç çocuktan bahsedilir ama biz sadece Bozcaada yani Tenedos ile alakalı olanına değinelim. Poseidon oğlu olan Kyknos’un anlamı kuğudur. Bu anlama gelmesinin sebebi de bir efsaneye göre Troya Savaşları sırasında Kyknos’un Akhilleus ile olan mücadelesine dayanır.

Akhalar Troya kıyılarına çıkarma yapmak üzere yaklaşmaya başladıklarında Kyknos da Troya saflarındadır ve dolayısıyla Akhaların çıkarmasına engel olmak için mücadele etmeye başlar. Akhaların en büyük savaşçısı olan Akhilleus ile çarpışmaya başladığında çok şansı yoktur ama kendisinin de babası Poseidon olduğu için derisi kılıç geçirmezdir. Kyknos’u kılıçla öldüremeyeceğini anlayan Akhilleus onu ezerek öldürebileceğini düşünür ve onu kayalara doğru ittirmeye başlar. Kyknos tam ezileceği sırada babası Poseidon oğlunun öldürülmesine razı olmaz ve onu bir kuğuya dönüştürerek kaçmasını sağlar.

Kyknos ile bir diğer ve bizim de konumuzla alakalı olan efsaneye göre ise Kyknos bir kraldır. Mutlu mesut bir evliliği vardır. Laomedon’un kızıyla evlidir ve bir oğulları olmuştur. Oğullarının adı ise Tenes’tir. Ama bir süre sonra Tenes’in annesi ölür ve Kyknos başka birisiyle evlenir. Kykos yeni eşi yani Tenes’in üvey annesi bir süre sonra Tenes’e göz koyar, ona aşık olur ve beraber olmak ister fakat Tenes böyle bir davranışı kesinlikle kabul etmez ve geri çevirir. Tabii reddedilmeyi hazmedemeyen üvey anne Kyknos’a gidip olan biteni anlatır ama olduğu gibi değil kendi işine geldiği gibi

Olanın tam aksine Tenes’in kendisine göz koyduğunu ve onunla beraber olmak istediğini söyler. Kyknos en başta inanmak istemese de artık içine bir kurt düşmüştür ve buna inanır. Oğlunu cezalandırmak için bir sandığa koyup kapatır ve denize bırakır. Sandık bir süre sonra karaya oturur ve Tenes sandıktan çıkıp karaya ayak basar. İşte Tenes’in karaya ayak bastığı yer de Tenes’in Yeri olan Tenedos’tur (Bozcaada). Hatta günümüzde adanın meşhur bağlarının da Tenes tarafından adada yetiştirilmeye başlandığı belirtilir ve ada Tenedos olarak adlandırılır. 

Tarih boyunca Bozcaada birçok isimle adlandırılmıştır ki eski isimler arasında en bilineni Tenedos'tur. Bozcaada tarih boyunca Leukophrys, Tenedos, Boşada, Kıraçada, Bozada ve günümüzdeki ismi olan Bozcaada adları ile anılmıştır.

Bozcaada Tarihi

Bozcaada en başta da bahsettiğimiz gibi Çanakkale Boğazı’nın girişinde oldukça önemli bir konumda bulunuyor. Bu konumu da adayı oldukça önemli bir merkez haline getiriyor. Bu binlerce yıldır böyle ama Bozcaada yani Tenedos hiçbir zaman Troya gibi, Assos gibi bir kent hüviyetine bürünemiyor. Çoğunlukla stratejik bir konumda olmasından dolayı bir savunma ya da saldırı hattının en önde gelen safını oluşturuyor. Günümüzde de Bozcaada’nın bizler için ne kadar önemli olduğunu bilmeyen yoktur.

Bozcaada antik dönem ismiyle Leukophrys ya da yukarıda bahsettiğimiz efsaneden gelen daha çok bilinen ismiyle Tenedos oldukça köklü bir geçmişe de sahip. Sahip ama bunlarla ilgili bilgiler o kadar geniş değil. Bunda bir ada olmasının ve ada üzerindeki yaşamın kısıtlı ölçülerde kalmasının oldukça etkili olduğu söylenebilir. Tabii adanın koşullarının çok verimli olmadığını da hatırlatalım. Özellikle su kaynakları ve verimli topraklar açısından çok da zengin olduğu söylenemez Bozcaada'nın.

Özellikle Osmanlı öncesi için neredeyse kapalı bir kutu durumunda olan Bozcaada’da yapılan arkeolojik çalışmalar neticesinde 5000 yıl öncesine dayanan izler bulundu. Tabii buranın bir ada olduğunu düşünürsek deniz ticaretinin de ne kadar önemli olduğunu anlamak da zor olmaz. İlk yerleşimerden beri Bozcaada’nın hep denizcilikle iç içe olduğunu söylemek zor değil ama bunda Çanakkale Boğazı, boğazdaki akıntı ve yıl boyu esen rüzgarların adanın hayatına ve deniz ticaretine sağladığı katkılar da yadsınamaz. Troya’ya benzer bir durum söz konusu aslında.

Troya Savaşı’nda da at hilesi sırasında Akhaların gemilerini götürdüğü yerdir Tenedos. Bazı antik yazarlar zaman zaman Tenedos’tan bahsetse de bunlar oldukça kısıtlı ve yüzeysel kalmaktadır. Heredot, Tenedos’un M.Ö. 7. ve 6. yüzyıllarda bir Aiol yerleşimi olduğunu söyler.

Kaynak: www.britishmuseum.org/collection/object/C_TC-p166-1-Ten

M.Ö. 5. yüzyılın başlarında Perslere karşı başlatılan İyon hareketine katılan Tenedos, Perslerin adayı istilasından nasibini alacaktır. Bundan sonraki süreçte sürekli el değiştiren bir yerleşim olan Tenedos Atina, Sparta krallıklarının da egemenliğine girer. Tabii Büyük İskender’in M.Ö. 334’te bölgeye gelişi ile Tenedos yine el değiştirecektir. Büyük İskender doğuya doğru harekatına devam ederken bölgede bulunan Persler zaman zaman Tenedos’a saldırıp kuşatırlar. Bundan bir süre Tenedos artık kendi başına kalır ve uzun yıllar sonra huzura kavuşur.

Bundan sonraki süreçte is M.Ö. 133 yılı ile başlayan Roma hakimiyeti başlar. Hatta Roma’nın başına bela olan Pontus Kralı IV. Mithridates Euprator ile Roma donanması Tenedos açıklarında savaşırlar. Bu dönemlerde ise ada eski görkemli günlerinden uzaklaşmış ve büyük ölçüde sessizliğe bürünmüştür.

Doğu Roma (Bizans) dönemi ile beraber tekrar hareketlenmeye başlayan Bozcaada, gelen ticaret gemilerinin uygun koşulları bekleme durağı haline gelir. Bu gemilerin taşıdığı tahılları bırakması amacıyla Justinianus döneminde adaya ambarlar yapılmıştır.

Bundan sonraki süreçte uzun süre ticari bir nokta olarak hayatını sürdüren Bozcaada bir süre sonra bulunduğu konum itibariyle sürekli el değiştiren bir ada olmuştur. Haçlı seferleri ile Bizans’ın kaybettiği Bozcaada sonraki yıllarda Cenevizliler ve Venedikliler arasında sürekli el değiştirmeye başlamıştır. Özellikle Ceneviz ve Venedik mücadelesinin oldukça yıprattığı ada ve adada bulunan kale gibi yapılar harap duruma düşmüş ıssızlaşmaya başlamıştır.

Beylikler döneminde Aydınoğulları Beyliği’nin eline geçen adada 1455 yılı ile beraber Osmanlı egemenliği başlar. Fatih Sultam Mehmet adaya Türkleri yerleştirmeye başlar ve ada tekrar hareketlenir. Ama her ne kadar Osmanlı Devleti’nin hakimiyetinde olsa da zaman zaman Venedikliler tarafından işgal edilen Bozcaada, Balkan Savaşları sırasında da Osmanlı’nın yeterince güçlü donanmaya sahip olmamasından dolayı Yunanistan tarafından işgal edilmiştir. 1914 yılında tekrar Osmanlı’ya verildiyse de I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla İtilaf Kuvvetlerince tekrar işgal edilen Bozcaada ancak Milli Mücadelenin ardından imzalanan Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğine girmiştir (Gökçeada ile beraber).

Bozcaada'da Gezilecek Yerler

Bozcaada kendine has ada kültürü, mutfağı, tarihi ve koylarıyla bütün cömertliğiyle ziyaretçilerini bekliyor her zaman. Feribot adaya yanaşırken sizi selamlayan kalesi, iki mahalleden oluşan merkezi, evlerin aralarına serpilmiş tarihi yapılar, Bozcaada’yı sarıp sarmalayan koylar ve plajlar... Hepsinin yanında bu seyahatinizin bonusu da ada mutfağı, üzüm bağları ve adanın ünlü şarapları...

Öncelikle Bozcaada’da gezilecek yerler nerelerdir bunlardan bahsedelim ve ardından bonuslara da değineceğiz...

1. Bozcaada Kalesi

Bozcaada’ya yaklaşırken sizi daha uzaktan karşılayan, adanın tarih kokan bekçisi heybetli Bozcaada Kalesi. Adada sizi ilk karşılayan ve ilk dikkatinizi çekecek yapıdır. Feribottan inip 100 metre kadar gittikten sonra sağdaki polis merkezini geçince sağa dönüp kaleye ulaşabilirsiniz.

Kalenin tam olarak ne zaman inşa edildiği belli değil ama çok daha küçük haliyle eski çağlardan beri kullanıldığı düşünülüyor. Fenikelilere kadar giden bir geçmişten bahsedilen kale zaman zaman adada hakimiyet sağlayan birçok uygarlık tarafından kullanılmıştır. Bu sebeple Ceneviz kalesi olarak da bilinen Bozcaada Kalesi, Bizans ve Venediklilerden sonra 1455’te Osmanlı tarafından alınmasıyla önemli bir yenilemeden geçmiştir.

Bundan sonraki süreçte yaşanan savaşlarda tahrip olan kale 1657’de Köprülü Mehmet Paşa döneminde geçirdiği tadilattan sonra son haline 1815’te 2. Mahmut döneminde gelmiştir. Kalenin kapısından girmeden taş bir köprü – kapıdan geçiyorsunuz ve etrafının hendek olduğunu fark edebilirsiniz. Kalenin kara tarafından güvenliği bu hendek ile sağlanmıştır.

Kale 3 bölümden oluşuyor. İlk girilen ve otlarla kaplı olan bölüm Dış Kale, biraz yürüyüp girdiğiniz cami kalıntısının olduğu bölüm İç Kale ve en son gireceğiniz eski mezar taşlarının, topların ve amforaların sergilendiği eski yapının olduğu yer de asıl İç Kale bölümüdür.

Burada surların üzerine çıkıp oldukça güzel bir manzaranın tadını çıkarabilir ve fotoğraflar çekebilirsiniz. Tabii merdivenlerde herhangi bir güvenlik önlemi olmadığından çok dikkatli olmak gerekiyor.

Kale kaymakamlığa bağlı ve küçük bir giriş ücreti var.

2. Kimisis Teodoku Rum Ortoks Kilisesi (Meryem Ana Kilisesi)

Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi olarak da bilinen kilise Rum mahallesi olarak adlandırılan Cumhuriyet Mahallesinde bulunuyor. Adaya ayak bastığınızda ve tam karşıda bulunan mahalleye baktığınızda evlerin arasından çan kulesini görebiliyorsunuz ki adeta ben buradayım diye sesleniyor. Cumhuriyetten önce adada oldukça fazla sayıda olan Rumların günümüze kalan ibadethanelerinden birisidir. Kitabesinde 1867 – 1869 yıllarında inşa edildiği yazsa da çok daha eski olduğu düşünülüyor.

1874 yılında Rum mahallesindeki yangın sırasında büyük hasar almış ve 1890’da ciddi bir onarımdan geçmiştir. Aynı yılda yapılan çan kulesi kilisenin ada merkezinden görülmesini sağlayan parçasıdır. Son restorasyon çalışması 2014 yılında gerçekleştirilmiştir. Kilise ziyarete kapalı olduğundan sadece dışından görebilirsiniz.

3. Bozcaada Yerel Tarihi Araştırma Merkezi

Bozcaada’nın tarihine, kültürüne ışık tutan adadaki en önemli yerlerden birisidir. UNESCO ödüllü olan bu müzede Bozcaada’nın eski fotoğrafları, adanın en önemli geçim kaynaklarından olan denizcilik, süngercilik, bağcılık ve şarap üretimi ile ilgili görseller müzede görebileceğiniz eserlerden sadece birkaçı. Eserler Rum mahallesi olarak adlandırılan Cumhuriyet Mahallesinde neredeyse 150 yıllık taş bir binada sergileniyor. Özel bir müze olduğundan Müzekart geçerli değil.

4. Alaybey Camii

Adanın halihazırda aktif olarak kullanılan iki camisinden birisi olan Alaybey Camii’nin 1703 -1704 yıllarında kale komutanlığı yapan Miralay Ahmet Ağa tarafından yaptırıldığı düşünülüyor. Zaten cami de, mahalle de adını buradan almaktadır. Hemen yanında bir hamam da bulunan caminin avlusunda bir hazire bulunuyor. Bu 14 mezardan birisi Osmanlı sadrazamlarından Halil Hamid Paşa’ya aittir.

18. yy’da yaşayan Halil Hamid Paşa Osmanlı’nın reformcu devlet adamlarından birisi olarak bilinir ki bu yönde yaptığı çalışmalar ardından yolsuzluk, darbe planlamak gibi suçlardan dolayı Bozcaada’da başı kesilerek idam edilir.

5. Köprülü Mehmet Paşa Camii

Adada bugün kendi ve kalıntıları görülebilen 3 cami var; bunlardan birisi kalede bulunan Hüdavendigar Camii, ki tamamen yıkılmış durumda, diğerleri de günümüzde hala aktif olan Alaybey Camii ve Köprülü Mehmet Paşa Camii’dir.

Bozcaada 1656 yılında Venedikliler tarafından işgal edilse de Osmanlı Devleti Köprülü Mehmet Paşa ile 1657 yılnda adayı tekrar geriye alır. Köprülü Mehmet Paşa da adaya cami, mescit, hamam gibi yapılar yaptırır ve kaleyi de onarttırır. Yalı Camii olarak da bilinen ibadethane Türk Mahallesi olarak adlandırılan Alaybey Mahallesindedir.

6. Namazgah

Şimdi biraz ana güzergahtan uzaklaşıp Türk mahallesinin girift sokaklarına atıyoruz kendimizi. Burada adada oldukça az sayıda olan Türk eserlerinden birisi olan Namazgah Çeşmesini görebilirsiniz. Şu an bulunduğu bölgedeki park eski namazgah alanı olarak kullanılmış olup çeşmenin de 1703 yılında Bozcaada halkı tarafından yaptırıldığı düşünülüyor. Açıkçası yapılışı ile ilgili birçok tutarsız bilgi var.

7. Yel Değirmenleri

19. yüzyıldan kalma olan yel değirmenleri Bozcaada’nın bir başka manzrasını sizlere sunan bir tepede. 2019 yılında restore edilen yel değirmenlerinden Bozcaada merkez, liman ve kaleyi tek bir kare içerisinde görebileceksiniz. Rum mahallesinin arka tarafında bulunan tepede bulunan 3 yel değirmeni için 5 – 10 dakikalık bir yürüyüş gerekiyor. Güneşin en tepede olduğu saatlerden ziyade akşama doğru çıkmak en doğru seçim.

8. Göztepe

Yel değirmenlerinden adanın doğusunu, Gün Batımı noktasından adanın batısını görebilirsiniz. Eğer bunların hepsi bir arada olsun diyorsanız aradığınız yer Göztepe... Adanın en yüksek noktası olan Göztepe vericilerin bulunduğu bir tepe olsa da bütün Bozcaada’yı, açık havalarda Gökçeada ve Semadirek Adası’nı, Bozcaada’ya bağlı Mavriya Adası ve diğer adacıklar, Çanakkale’nin batı kıyıları ve boğaz girişini görebileceğiniz bir nokta.

Tabii bütün bunlara isteyenler için gün batımı da eklenebilir. Tepeye ulaşabileceğiniz düzgün ama çok da geniş olmayan dik bir yol var. Kolay kolay karşıdan bir araca denk gelmezsiniz ama belli de olmaz tabii...

9. Rüzgar Gülleri

Çanakkale denince akla ilk gelenlerden birisi olan rüzgardır. Hem de yılın neredeyse 9 ayı esen rüzgar ki çoğu da poyrazdır. Böylesine rüzgarlı olan bir yörede rüzgar enerji santrali olmazsa olmazdı sanırım. 2000 yılında inşa edildiğinde ülkemizin 3. rüzgar enerji santrali idi. Dolayısıyla yapıldıktan sonraki yıllarda ada gezilerinin vazgeçilmez noktalarından birisi haline geldi. Tabii artık ülkenin birçok yerinde bu santrallerden var artık herkesin gözü alıştı ama adı çıkmış bir kere adayı turlarken gitmemek olmaz.

17 türbinden oluşan santralde aslında tek bir türbin adaya fazlasıyla yetiyor. Diğer üretimlerde ulusal elektrik ağına veriliyor. Her türbinin bir ismi var. Hepsi de bayan isimleri. Nasıl kadınlar üretkenlikleriyle yaşam döngüsünü sağlıyorsa bu rüzgar gülleri de ürettikleri temiz enerji ile yaşamı kolaylaştırıyor. 1.400.000 ağaclık oksijen tasarrufu sağlayarak ada havasının da temiz kalmasını sağlıyor.

Tesisin yakınına kadar aracınızla gidebilirsiniz. Adanın batı ucunda merkeze 9 km kadar uzaklıkta. Bazı yerlerde yol bozulsa da tur otobüsleriyle bile tesise gidildiğini unutmayın. Rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Tesise vardığınızda oradaki görevli rüzgar gülleri, çalışma şekilleri ile ilgili bilgiler veriyor. Merak ettiklerinizi de sorabilirsiniz.

10. Polente Feneri ve Gün Batımı Seyir Noktası

Bakmayın listede en sonlara yazdığımıza. Diğerlerini bir kere görseniz yeter ama Polente Feneri’ne her akşam gelseniz doymazsınız. Rüzgar Enerji Üretim Santrallerinden ulaşılan asıl fenerin olduğu noktaya artık maalesef ulaşım mümkün değil. Özel mülk olduğundan izin verilmiyor.

Fakat aynı manzaraya sahip olan Gün Batımı Seyir Noktası olarak adlandırılan yer de Polente Fenerini aratmıyor açıkçası. Buraya ulaşmak için rüzgar güllerine doğru devam ediyorsunuz fakat daha varmadan hemen sola yönlendiren “Rüzgar Güllerine ve Gün Batımına  Gider” yazılı bir tabela göreceksiniz. Oradan yaklaşık 750 metrelik bir mesafede eşsiz bir Ege manzarası, gün batımı ve panoramik olarak rüzgar gülleri sizleri bekliyor olacak. Ege’de Çanakkale Boğazı’na girmek için bekleyen gemilerin otoparkı gibi bir yer aynı zamanda.

Yolu oldukça bozuk ama dikkatli bir şekilde yavaş yavaş ulaşabilirsiniz.

Günü batırmak için buraya geliyorsanız yanınıza Bozcaada şarabı ve bir sandalye almayı unutmayın. Ama şunu da unutmayın yoğun sezonda burası oldukça kalabalık oluyor yer kapmak için biraz erken gelmeniz de fayda var.

11. Bozcaada Aya Paraskevi Manastırı (Ayazma Manastırı)

Bozcaada’nın meşhur Ayazma Plajına giden yol üzerinde bulunan Ortodoks Cemaatine ait olan bu manastır 1734 yılında Manolaki Manolidis tarafından yaptırılmıştır. Adını ise adada yaşadığı düşünülen Aya Paraskezi isimli bir azizeden alır.

Kutsal Su anlamına gelen Ayazma kelimesinin kullanılmasının sebebi burada bulunan ve kutsal kabul edilen sudur. Zaten iki çeşmeden akan suyu da görebilirsiniz. Her sene 26 Temmuz tarihinde burada dini içerikli bir panayır düzenlenir.  Manastırlar çoğu zaman kapalı sadece özel günlerde açılıyor. Gölgesi ile sizlere huzur verecek çınar ağaçlarının bulunduğu manastarın bahçesinde bir kafe bulunuyor.

Bozcaada’da Nerede Denize Girilir? Bozcaada Koyları ve Plajları

Bozcaada birbirinden güzel koyları ile ziyaretçelerine karşı oldukça cömert. Tam teşekküllü olsun diyenler için Ayazma Plajı bulunurken, diğerlerinde tesis bulunmuyor. Dolayısıyla daha sakinler. Bu bölgenin en önemli özelliklerinden birisi oldukça rüzgarlı olması demiştik ki bunun da büyük çoğunluğu poyrazdır. Ada olmanın avantajı da burada ortaya çıkıyor aslında. Rüzgarın durumuna göre koy seçme şansınız var. Poyrazda batı ve güneydeki koylar daha sakinken, lodosta kuzey ve doğu tarafında kalan koylar daha sakin oluyor. İşte bir birinden güzel Bozcaada koyları ve plajları...

1. Ayazma Plajı

Bozcaada denince akla ilk gelen plajdır. Hatta birçok kişi için Bozcaada’ya gelme sebebidir Ayazma. Bozccada merkezden yaklaşık 6 km uzaklıkta adanın batı kıyısında bulunan plajdır. Ada üzerindeki koylar, plajlar arasında en meşhur, en kalabalık ve en çok tesise sahip plajıdır.

Kum plajıyla, deniziyle ve tesisleriyle tam gün ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek olan Ayazma’da birçok restaurantın yanı sıra şezlong, şemsiye, soyunma kabini, wc gibi her türlü imkan bulunuyor. Şezlong, şemsiye ücretli ama böylesine turistik bir yer için uygun denebilecek düzeyde.

Ada merkezinden sürekli kalkan dolmuşlarla 15 dakikaya Ayazma’ya ulaşabilirsiniz.

2. Akvaryum (Mermer Burnu)

Bozcaada’nın markası olan plaj Ayazma ama en az onun kadar güzel bir koy var. Adından da güzelliğini tahmin etmek zor değil. Mermer Burnu’nun iki tarafında rengine, güzelliğine doyamayacağınız Akvaryum Plajı merkezden 7 km uzaklıkta bulunuyor. Dolmuşlarla da ulaşabilirsiniz ama seferler Ayazma’ya olduğu kadar sık değil. Burada deniz, kum, güneş ile başbaşasınız. Herhangi bir tesis bulunmuyor. Uzun zaman geçirecekseniz hazırlıklı olmakta fayda var.

3. Habbele

Soldan sağa sayacak olursak Ayazma, Sulubahçe ve Habbele. Birbirine komşu 3 plaj. Habbele bunların arasında beach olarak tabir edilen özel kumsallardan birisi. Tabii bu sebeple de oldukça temiz, bakımlı ve yeme-içme imkanları da bulunuyor.

4. Sulubahçe

Ayazma’nın komşu plajı da diyebiliriz Sulubahçe’ye altınsarısı kumu, deniziyle adanın güzellerinden birisi de burası. Ayazma’ya olduğu gibi buraya da ulaşım rahat. Ayazma’ya nazaran bir tık daha sakin olsa da yazın yine de kalabalık. Plaja özel bir tesis yok ama Ayazma yürüme mesafesinde olduğu için çok da sıkıntı olabilecek bir durum yok.

5. Beylik Koyu

Ayazma’dan deniz sağınızda kalacak şekilde yaklaşık 1 km devam ederseniz ada merkezine dönmeden Beylik Koyu’na ulaşırsınız. Bozcaada’nın koyları için diyecek çok şey yok aslında. Tertemiz ve bakir bir kumsalı var. Hatta bir zamanlar burada bir kuru yük gemisi karaya oturmuştu. Yaklaşık 4 sene burada kaldı ve bir ara bu koy bu gemiyle anılır oldu. 2019 yılında kaldırıldı. Adanın saklı cennetlerinden birisidir Beylik Koyu...

6. Tuzburnu Koyu

Adanın sakin olarak bulabileceğiniz koylarından birisi. Aracınızla plaja kadar gidebiliyorsunuz. Poyraza açık olduğundan çoğu zaman rüzgar alıyor ve denizi dalgalı olabiliyor. Lodos olduğunda kaçabileceğiniz koylardan birisi.

7. Tekirbahçe

Çapraz Tatil Köyü - Kaynak: www.capraz.com.tr/foto-galeri/

Adanın küçük bir oteller bölgesi olarak adlandırabileceğimiz bölgede bulunan Tekirbahçe Koyu oldukça düzenli. Bölgede bulunan otellerin imkanlarından, tesislerinden de faydalanma şansınız var.

8. Ayana Koyu

Adanın sakin koylarından birisi olan Ayana, sakinlik arayanlar için birebir. Beylik Koyunun az ilerisinde sağda kalıyor. Tesis, wc gibi imkanlar yok.

9. Ada Merkez

Bozcaada merkezden uzaklaşmadan nerede yüzebilirim diyorsanız eğer limanın hemen yanında kalenin limana bakan tarafında kayalıklardan da denize girebilirsiniz. Ama burada biraz dikkatli olmakta fayda var çünkü belli saatlerde gelen gezi tekneleri ve feribotlara oldukça yakın bir bölge.

Bozcaada’da Bağcılık ve Şarap

Bozcaada bağlarıyla ve dolayısıyla şaraplarıyla meşhur olan bir yöre. Binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan bağcılık, balıkçılık ile beraber adanın en eski ve kadim geçim kaynaklarından birisidir. M.Ö. 5. ve 4. yüzyıllardan kalan sikkelerde bulunan üzüm figürleri de bağcılık ve dolayısıyla şarapçılığın adadaki konumunun göstergesi.

Adanın geleneksel mesleği hatta adanın yaşam kültürünün mihenk taşı da denebilir bağcılığa. Adanın yaklaşık 3’te 1’i tarım alanı ve bu tarım alanlarının yaklaşık %80’inin üzüm bağlarından oluştuğu söylenir. Yani adada gezerken her yer göreceğiniz üzüm bağları bu durumu da doğruluyor zaten.

Cumhuriyet yıllarına kadar daha çok gayrimüslimlerin uğraşı olan bağcılık ve şarap üretiminden Türkler inançları dolayısıyla biraz uzak durmuşlar. Aslında bağcılık yapılmış ama şarap üretimi işine pek girmemişler. 1920’lerden itibaren Türkler de bağcılık ve şarap işine yavaş yavaş girmeye başlamışlar. Günümüze kadar olan süreçte özellikle 1950’lerden itibaren bağcılık ve şarap üretimi ciddi bir ilerleme göstermiştir. Son olarak da 1998 yılında yapılan teşvikler ve üretim tesislerinin modernizasyonu ile dünya çapında şaraplar üretilmeye başlanmıştır.

İkisi kırmızı ve ikisi beyaz olmak üzere adaya özgü 4 üzüm türü bulunuyor. Kırmızı olanlar Kuntra ve Karalahna; beyaz olanlar ise Çavuş ve Vasilakidir. Özellikle Bozcaada’daki Çavuş Üzümü bunların arasında en meşhur olanıdır. Evliya Çelebi’nin "… Buradaki gibi güzel çavuş üzümü, dünyanın hiçbir yerinde yetişmez." dediği üzümdür çavuş üzümü. Bahsettiğimiz bu üzüm türleri dışında daha birçoğu adada yetiştirilmektedir.

Adada bulunan şarap üretimi yapan markalar ise; Yunatçılar, Ataol, Talay, Corvus, Gülerada ve Amadeus’tur. Zaten oldukça küçük olan ada merkezinde satış mağazalarını bulmak oldukça kolay.

Bozcaada’da üzümün zamanı ise ağustos ve eylül aylarıdır. Eylül ayının ilk haftasında gerçekleştirilen ve adanın en ilgi çeken festivallerinden olan Bağbozumu da üzümün en eğlenceli hali olsa gerek.

Bozcaada Festivalleri ve Etkinlikleri

1. Bozcaada Bağbozumu Festivali

Karagalar yimeden, sen yi Bozcaada’nın meşhur üzümlerinin en eğlenceli hali desek yanlış olmaz sanırım. Her sene Eylül ayının ilk haftasında düzenlenen festivalde bağlarda sembolik bağbozumları yapılır. Bunun yanında adayı ziyarete gelenler rengarenk süslenen traktörlerle bağlara taşınır ve üzümler toplanır. Ardından ada merkezine dönülür. Tabii bunlar tam bir şenlik havası içinde gerçekleştirilir. 2 gün süren festival boyunca sadece üzüm toplanmaz, yenmez bunun yanında akşamları kalede konserler düzenlenir yarışmalar yapılır. Adanın ünlüsü Çavuş Üzümünün en güzeli de seçilir.

2. Bozcaada Yarı Maratonu ve 10 K Koşusu

3. Yerel Tatlar Festivali

4. Deniz Kuvvetleri Kupası Yat Yarışı

5. Salhane Şarap Tadım Günleri

6. Bozcaada Ayazma Panayırı

7. Bozcaada Caz Festivali

8. Ozanın Günlüğü ve İlyada Okumaları

9. Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali

Bozcaada’da Yapılacak Aktiviteler

Bozcaada ile özdeşleşmiş ve adada mutlaka yapmalısınız denebilecek aktiviteler...

1. Tekne Turu

Bozcaada etrafında hava durumuna size en uygun koylarda yüzme imkanı sağlayan turlara katılabilirsiniz. Birçok tatil yöresinde olduğu gibi 11 civarı başlayıp akşam 18 gibi bitiyor. Bozcaada’nın birbirinden güzel koylarını ve tertemiz denizinin tadını doyasıya çıkarabilirsiniz.

2. Dalış

Eğer dalış hobiniz varsa Bozcaada tertemiz berrak sularıyla sizin için önemli bir fırsat. Su altı zenginliği ve çeşitliliği ile tercih edebileceğiniz bir yer. Çanakkale’den Bozcaada için düzenlenen dalış turlarına katılabilirsiniz.

3. Adada Bisiklet Turu

Ada zaten çok büyük değil. Merkezden Ayazma Plajına yaklaşık 7 km bir mesafe var. Ada çevresi 38 km civarında. Bisikletle adayı turlayabilir. İstediğiniz yerin tadını gönlünüzce çıkarabilirsiniz.

4. Gün Batımı Turları

Ada merkezinden akşamları düzenlenen gün batımı turlarına mutlaka katılmalısınız. Adanın batısında Ege manzarası ve Güneş’in denizde kayboluşu... En güzellerinden birisi burada. Ada merkezdeki dolmuşlarla bu geziye katılabilirsiniz.

5. Bağ Bozumu Turları

Ağustos ayının ortalarından itibaren üzümler toplamalık, tatmalık kıvama geldiğinde festival döneminde olduğu gibi traktörler ile bağlara gidip üzüm toplayabilirsiniz.

Bozcaada’da Ne Yenir?

Bozcaada küçük bir yer ama kendisini ziyarete gelenlere sundukları ise uçsuz bucaksız bir derya. Bir ada olmasından dolayı ne yenir diye sorulduğunda akla gelen ilk şey kuşkusuz balıktır. Mevsime uyguna balıklar, mezeler, zetinyağlılar, isterseniz esnaf lokantalarından sulu ev yemekleri, adanın meşhur şarapları ya da damak çatlatan kurabiyeleri, adaya özgü reçelleriyle yok yok Bozcaada’da.

Bozcaada Limandaki restaurantlarda ya da Rum Mahallesinde bulunan meyhanelerde balığı rakıda yüzdürürken birbirinden lezzetli mezeler size eşlik etsin. Peki nerede etsin?

Limanda bulunan Boruzan Restaurant, Şehir Restaurant, Asma6, Mavi Beyaz; Rum Mahallesindeki Asmalı Meyhane, Battı Balık, Nevreste ya da Ayazma’da Vahit’in Yeri, Koreli Restaurant...

Adada yol üstünde iki tane lokanta var ki çorbaları, zeytinyağlıları ve sulu yemekleriyle düşünmeden tercih edebilirsiniz. Seçenek az olduğundan değil, oldukça lezzetli olduklarından. Hanife Anne’nin Zeytinyağlı Ev Yemekleri, Şükrü Usta Zeytinyağlı Ev Yemekleri...

Ada’nın bir de meşhur kurabiyeleri var. Kavala kurabiyesi, bademli kurabiye, damak çatlatan, kekikli ekmek gibi birbirinden lezzetli tatların yanı sıra Bozcaada’nın çeşit çeşit reçellerini de alabilirsiniz. Özellikle domates ve incir reçeli en çok tercih edilenlerin başında geliyor. Çiçek Fırını, Veli Dede, Gülerada...

Adanın ufacık merkezinde o ünlü şaraplarından alabileceğiniz birçok dükkan bulunuyor. Tadım yapabilir ve damak zevkinize uygun olanı alabilirsiniz.

Bozcaada’nın tam merkezi limandan gelen yolun sağa sola ayrıldığı yer ki tam orada sağda köşede Çınaraltı Cafe bulunuyor. Biraz ayaküstü belki ama gittiğiniz yerde çevreden gelip geçenleri izlemek, o koşturmalara dalıp gitmek istiyorsanız çayınızı, kahvenizi burada içebilirsiniz. Oldukça meşhur bir yerdir. Ama bunun dışında hemen yol üstünde olan Polente Cafe gibi aralarda da birçok güzel güzel mekanı da tercih edebilirsiniz. Limandan adanın içlerine gelirke sol tarafınızda bulunan çay bahçeleri ve arka tarafları da bir soluklanmak için güzel yerler denebilir.

Hepsinin yanında adanın markası olmuş mekanlardan olan Salhane bazen huzur bulmak bazen de eğlenmek için adanın olmazsa olmazlarından.

NOT: Bozcaada için şunu belirtmezsek olmaz. Adanın yemek standardı gerçekten belirli bir seviyeye ulaşmış. Dolayısıyla birçok mekanda lezzetli yemekler, mezeler yiyebilirsiniz. Bizler sadece kendi deneme şansımız olan yerlerden bahsettik.

Bozcaada’da Nerede Kalınır?

Eğer aradığınız büyük kompleks şeklindeki oteller ise Bozcaada’da aradığınızı bulamazsınız. Zaten Bozcaada’ya geliyorsanız beklentinizin de bu olmadığını düşünüyoruz.

Bazıları 2-3 odalı, bazıları mahalle arasında, bazıları deniz kıyısında ve bazıları ise üzüm bağlarının içinde olan konaklayabileceğiniz birbirinden güzel birçok otel ya da pansiyonu Bozcaada’da bulabilirsiniz.

Yerleşimden uzak kalmayayım diyorsanız Bozcaada merkezde, plajdan uzak kalmayayım diyorsanız, ki adada denizden ne kadar uzak kalabilirsiniz, Ayazma, Tekirbahçe Koyu bölgesinde konaklayabilirsiniz.

Bağ evleri ise konaklayabileceğiniz bir diğer eşsiz seçenek Bozcaada için.

Birkaç otel dışında konaklamalar oda-kahvaltı konseptinde gerçekleştiriliyor. Adanın otellerinin kahvaltıları da oldukça güzel...

Bozcaada adeta bir masal dünyası gibi koylarıyla, mutfağıyla, kendine has kültürüyle, mimarisiyle... Uzun lafın kısası Bozcaada ne var derseniz? Bozcaada’da sizi uzun ömürlü yapmak için her şey var...

Bozcaada’da Yapmadan Dönmeyin

• Adada Rum Mahallesinin (Cumhuriyet Mahallesi) arnavut kaldırımlı sokaklarında, taş evlerin arasında bir tur atın. Türk Mahallesini (Alaybey Mahallesi) de unutmayın.

• Gün Batımı Seyir Noktasında Güneş’i Ege üzerinde batırın ama giderken yanınıza Bozcaada şaraplarından almayı unutmayın. Göztepe de bir diğer alternatif.

•Adanın en meşhurlarından olan Ayazma Plajının yanı sıra Akvaryum Koyunu da mutlaka görün.

• İster limanda ister Rum mahallesindeki meyhanelerde bir akşam yemeğinizi yiyin. Ada balıkları ve mezeler çok lezzetli.

• Aya Paraskevi Manastırında çınar ağaçlarının gölgesinde bir kahve keyfi yapın.

• Bozcaada’nın ünlü şaraplarından almayı unutmayın.

• Adanın fırınlarında buraya özgü üretilen kurabiyelerden tatmayı unutmayın.

• Domates, incir, gelincik reçellerinden mutlaka tadın.

• Ağustos – Eylül aylarında adaya gelirseniz en güzel çavuş üzümünden tatmayı da unutmayın.

• Bağbozumu gezilerine katılın ve üzümün en eğlenceli halinin tadını çıkarın.

Popüler Yazılar

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.