Dünyada sadece dört adet bulunan çarşılı köprüler hangileridir, hangi şehirlerde yer alırlar ve onları özel kılan mimari özellikleri nelerdir?
İki yakayı birbirine bağlayan tarihi köprülerden dört tanesi var ki, üzerinde adımlarken alışveriş yapma şansı da sunuyor sizlere. Üstelik asırlara şahitlik etmiş bu 4 köprü, hem esnafın hem alışveriş yapanların gözdesi olmayı başarmış. İşte o dört çarşılı köprü…
İnsanlık tarihi boyunca köprüler sadece iki yakayı birbirine bağlayan yapılar olmadı; kimi zaman ticaretin, kimi zaman sosyal hayatın tam merkezinde yer aldı. Bu anlayışın en özgün örneklerinden biri ise çarşılı köprülerdir. Çarşılı köprüler, yalnızca üzerinden geçilen yapılar değil; üzerlerinde planlı ve kalıcı dükkanların bulunduğu, köprüyle çarşının tek bir mimari bütün oluşturduğu nadir eserlerdir. Yüzyıllar boyunca esnafın dükkan açtığı, insanların alışveriş yaptığı ve şehir hayatının aktığı bu köprüler, hem mühendislik hem de ticaret kültürünün ortak ürünü olarak günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. İşte dünyada bu tanımı tam anlamıyla karşılayan ve hala ayakta olan dört özel çarşılı köprü…
1- Bursa Irgandı Köprüsü - Türkiye

Bursa’da Gökdere üzerinde yer alan tarihi Irgandı Köprüsü, Osmanlı’nın günümüze ulaşan tek çarşılı köprüsü olarak yüzyıllardır ticaret ve sanatla iç içe yaşamaya devam ediyor.
Osmanlı Devletinin ilk ve tek çarşılı köprüsü olan Irgandı Köprüsü, imparatorluğa ilk başkentlik yapmış olan Bursa şehrindedir. Merkez ilçeler Osmangazi ve Yıldırım'ı ayıran köprü, Gökdere üzerinde yer almaktadır.
Köprünün yapım tarihi 1440'lı yıllar olup, Fatih Sultan Mehmet'in babası 2. Murat dönemine rastlar. Evliya Çelebi Irgandı Köprüsünün yapımını Orhan Gazi ile ilgili bir rivayete dayandırmış olsa da, genel kabul görüş köprünün Hoca Musluhiddin tarafından yaptırılmış olduğudur.
Osmanlı'nın ilk arastalı köprüsü Irgandı, günümüzde ilk yapıldığı orjinal haliyle değil elbet. Köprünün ilk hali tamamen üzeri kapalı planlıdır ve taş malzemeyle inşa edilmiştir. Üzerinde dükkanlar bulunur.

Irgandı Köprüsü üzerindeki çarşı sokaklarında, Bursa’nın geleneksel sanatları ve el emeği ürünleri yaşatılmaya devam ediyor.
Asırlar içerisinde birçok felaket yaşamış şehir Bursa'da, maalesef Irgandı Köprüsü de zarar görmüştür. 1855 yılındaki iki büyük deprem Bursa'nın Küçük Kıyametleri olarak anlatılır ve bu depremler Bursa'ya büyük yıkımlar getirmiştir.
Irgandı Köprüsü de bu depremlerden zarar görmüş ve üstteki dükkanlar yıkılmıştır. O dönemde yaklaşık 33 dükkan bulunan köprünün üzerine yeniden dükkanlar inşa edilir. Aslında günümüzdeki yenilenmiş hali de o günkü depremin ardından inşa edilmiş halidir.

Gökdere üzerinde uzanan Irgandı Köprüsü, eski Bursa günlerini hatırlatan sarı duvarlı dükkanları ve taş kemeriyle tarihi bir çarşılı köprü görünümü...
İlk yapılan orjinal köprüden farklı olarak kurulan dükkanlarda, o dönemde genellikle Hallaçlar bulunur. O yüzden de Hallaçlar Çarşısı olarak bilinir.
1920 senesine gelindiğinde ise Bursa Yunan işgali yaşar. İki sene iki ay iki gün Yunan işgali altında kalan şehir nihayet 11 Eylül 1922'de işgalden kurtulur. Fakat Yunanlar giderken tarihi köprüye zarar vererek ayrılır şehirden.
1940'lı yıllarda tekrar açılan köprü en son 2004 senesinde yenilenerek şimdiki halini almıştır. Üzerinde 20 kadar dükkan bulunan Irgandı Köprüsü Bursa'ya gelen ziyaretçilerin uğramadan geçmediği yerlerden. Köprü hem mimarisi hem otantik tarzıyla Bursa'nın kıymetlisi.

Irgandı Köprüsü’nün çarşı kapısından içeri adım atarken, taş döşeli yol ve ahşap kepenkler insana sanki zamanda yavaşça geriye yürüyormuş hissi veriyor.
Son yıllarda tanıtımı daha çok yapılan köprü festival ile de adını duyurmaya devam ediyor. Ekim ayında düzenlenen "Irgandı Sanat Günleri Festivali" ile tüm dünyaya tanıtılmaya çalışılan köprü Türkiye'nin tek arastalı köprüsü. Dünyadaki diğer üç köprü kadar kıymetli olan Irgandı yaklaşık 6 asırlık yaşıyla tarihin izlerini taşımaya devam ediyor.
Siz de yolunuz düşerse tarihi Irgandı Köprüsü'ne mutlaka uğrayıp esnafla sohbet edin. Geleneksel Ebru ve Hat sanatımızın da yaşatıldığı köprüde şirin dükkanlarda tarihe yolculuk yapın. Göreceksiniz, kahvenizi yudumlamak bu köprüde ayrı bir nostalji yaşatacak size.
Irgandı Köprüsü hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek için Tıklayınız...
2- Lofça Osma Köprüsü - Bulgaristan

Osam Nehri üzerinde uzanan Osma Köprüsü, Loveç’te ahşap kaplaması ve kapalı yapısıyla Balkanlar’ın geçmiş ticaret hayatını bugüne taşıyan sessiz bir hatıra gibi duruyor.
Günümüzde Bulgaristan'ın Loveç şehri, bir zamanlar Osmanlı idaresindeki Altın Lofça. Yaklaşık 40 bin nüfuslu Lofça, başkent Sofya'ya 150 kilometre mesafede, içinden Osam nehrinin aktığı tarihi yerleşim.
Osam ya da Türkçe söylenişiyle Osma nehri üzerinde bulunan Osma Köprüsü ise dünyadaki 4 Çarşılı köprüden biridir.
Mimarı Kolju Fitscheto tarafından 1872-1874 yılları arasında inşa edilir. Tamamen ahşap olarak yapılan dükkanlarda halk alışverişini yapar. Fakat 1925 senesinde bir yangın çıkar ve köprü tamamen yanar.
1931 senesinde ise bu kez betondan tekrar inşa edilir ve köprü üzerindeki dükkanlar şehrin ticari hayatına katkı sağlamaya devam eder.
1981 senesinde ise aslına uygun olması maksadıyla ahşap olarak yenilenerek şimdiki halini alır. Köprünün üzerindeki dükkanlarda ise el işi çalışmalar yapan sanatçılar ve yerel kültüre ait eşyalar bulunmaktadır.
Eylül 2019'da ise Osmangazi Belediyesi ile Lofça Belediyesi bir karar alarak kardeş şehir oldular. Bu birbirine benzer iki çarşılı köprü, iki belediye arasında da kardeşlik kurmayı başardı ve Osmangazi ile Lofça kardeş şehir oldular.
3- Floransa Ponte Vecchio Köprüsü - İtalya

Arno Nehri üzerinde sessizce uzanan Ponte Vecchio, Floransa’da köprüyle çarşının asırlardır iç içe geçtiği, zamanın ağır aktığı özel bir durak gibi hissediliyor.
Sanatın şehri, Rönesans'ın başkenti Floransa'da heykellerle dolu sokaklarda gezinirken, kendinizi tarihin koridorundan geçer gibi hissedeceğiniz tarihi köprüdür Ponte Vecchio.
Floransa'nın en eski köprüsü olarak kayda geçmiş ve Arno nehrinin üzerinde en sessiz tanık olarak asırlardır ayakta durmaktadır. Ponte Vecchio " Eski Köprü" anlamına gelmektedir.

Arno Nehri’nin sakin sularına yansıyan Ponte Vecchio,, Floransa’da yüzyıllardır süren çarşı geleneğini taş kemerleri ve renkli cepheleriyle sessizce anlatıyor.
Şehrin Pitti ve Uffizi denilen bölgelerini birbirine bağlayan köprü, 3 kemerli olup üzerindeki rengarenk ahşap dükkanlarla şehrin silüetine inanılmaz bir görsellik katmaktadır.
1345 tarihli köprü, ikinci dünya savaşında zarar görmeden ayakta kalan tek köprüdür Floransa'daki. Eskiden et satan dükkanlar yer alırken sonraları kuyumcular almış yerini.
Köprünün en üst kısmında ise kapalı olan ilginç bir kısım var. Vasari Koridoru diye bilinen bu geçiş, asil Medici ailesinin bireyleri tarafından yıllarca geçiş koridoru olarak kullanıldı. Köprünün bir tarafında Pitti Sarayı diğer tarafında ise Vecchio Sarayı yer alır. Bu iki yapı arasında güvenli bir geçiş imkanıydı Vasari Koridoru.

Ünlü Rönesans sanatçısı ve sanat tarihi yazarı Giorgio Vasari tarafından yapıldığı için Vasari Koridoru diye bilinir. Bir kilometrelik bu gizli geçit Floransa'nın söz sahibi ailesi Mediciler için halkın arasına karışmadan geçme imkanı sağlıyordu.
Köprünün ortasındaki aralıktan Arno nehrini izlemek ve fotoğraflamak çok keyifli. Köprünün üzerinde bulunan Cellini'nin heykeli ize gözlerden kaçmıyor. Üzerinde bir sürü kilitin asılı olduğu Cellini heykeli, aşklarını birbirlerine kenetlemek isteyenlerin asma kilitlerine kucak açmış.

Benvenuto Cellini ünlü İtalyan kuyumcu, yazar ve heykeltraştır. Medusa'nın kesik başını tutan ünlü Perseus heykeliyle bilinen Cellini, Ponte Vecchio köprüsünün olmazsa olmazlarındandır.
4- Venedik Rialto Köprüsü - İtalya

Büyük Kanal’ın üzerinden zarif bir kemerle yükselen Rialto Köprüsü, Venedik’te yüzyıllardır ticaretin ve gündelik hayatın hiç durmadan aktığı simge yapılardan biri.
Dünyanın en çok turist ağırlayan şehirlerinin başında gelen İtalya'nın aşk kokan şehri Venedik. Kanalları, gondolları, meydanları ve tarihi yapıları ile milyonlarca turiste kucak açar her yıl.

Venedik’in kalbi sayılan San Marco Meydanı, yüzyıllardır kentin ticaretini, törenlerini ve gündelik hayatını aynı taş zeminde buluşturan görkemli bir sahne gibi açılıyor.
Rialto Köprüsü, şehrin en ünlü meydanı San Marco Meydanına bir adım ötede, Büyük Kanal üzerinde bulunan şehrin sembol yapılarındandır. Venedik'e gelen turistlerin uğramadan dönmediği, fotoğraflamadan ayrılmadığı tarihi köprüdür.

Büyük Kanal’ın en hareketli noktasında yükselen Rialto Köprüsü, Venedik’te yüzyıllardır süren alışveriş, karşılaşma ve geçiş kültürünün simgesi olmayı sürdürüyor.
İtalyanca Ponte di Rialto diye söylenen köprü, 1500'lü yılların sonuna doğru inşa edilmiştir. Aslında ilk yapı malzemesi ahşap olan köprü daha sonra taştan inşa edilmiştir. Ayakta kaldığı asırlar içerisinde de 3 kez yıkılan köprü nihayetinde şimdiki görüntüsüne kavuşmuştur.
Şehrin en kalabalık bölgesidir köprünün olduğu alan. Yüzlerce turistin alışveriş yaptığı köprü üzerinde onlarca dükkan yer alıyor. Etrafta ise yiyecek ve içecek anlamında onlarca alternatif bulmak mümkün.

Rialto Köprüsü’nün üzerinden bakıldığında, Büyük Kanal boyunca uzanan bu manzara Venedik’te suyla ticaretin, yolculuğun ve gündelik hayatın nasıl iç içe geçtiğini tüm açıklığıyla gösteriyor.
Dünyadaki dört çarşılı köprüden biri olmayı başaran Rialto Köprüsü araçlar için kullanıma tamamen kapalıdır. Beyaz renkteki taşlarıyla şehre ayrı bir hava katan köprü, San Polo ile San Marco arasındaki bağlantıyı sağlamakla kalmıyor aynı zamanda yüzlerce sanat severe de ilham olmayı başarıyor.

Altından gondolların süzülüp geçtiği bu çarşılı köprüdeki dükkanlarda, Venedik'in sembolü haline gelmiş ve karnavalla özdeşlemiş maskelerden bulmak mümkün.
Peki Pulteney Bridge bu listeye dahil mi?
Dünyada çarşılı köprü denildiğinde akla gelen bu dört örneğin ardından, akıllara sıkça gelen bir soru da İngiltere’nin Bath kentindeki Pulteney Köprüsü’nün neden bu listede yer almadığıdır.
Çünkü ilk bakışta, köprü üzerinde dükkanların bulunması onu çarşılı köprülere oldukça yakın gösterir.
Pulteney Köprüsü, 18. yüzyılda İngiltere’nin Bath şehrinde, Avon Nehri üzerinde inşa edilmiştir. Mimari olarak köprüyle bütünleşik yapı bloklarına ve ticari mekanlara sahiptir. Bu yönüyle Avrupa’daki ender örneklerden biridir. Ancak yine de klasik anlamda “çarşılı köprü” kabul edilmez.

Bunun temel sebepleri şunlardır:
-
Çarşı düzeni yoktur.
Köprü üzerindeki mekanlar arasta mantığında, yan yana sıralanmış, aynı işlevi sürdüren dükkanlardan oluşmaz. Daha çok cepheye açılan bağımsız ticari alanlardır. -
Lonca ve meslek bütünlüğü bulunmaz.
Osmanlı ve İtalyan örneklerinde olduğu gibi aynı meslek grubuna ait esnafın bir arada bulunduğu planlı bir ticaret yapısı yoktur. -
Tarihsel süreklilik zayıftır.
Köprü üzerindeki dükkanlar yüzyıllar boyunca kesintisiz bir ticari gelenek oluşturamamış, zamanla işlev değiştirmiş veya kapanmıştır. -
Kent içindeki rolü farklıdır.
Bath’ta ticaret, köprü üzerinde değil; sokaklar, meydanlar ve çevre bölgelerde yoğunlaşmıştır. Pulteney Köprüsü daha çok estetik, prestij ve şehircilik projesi olarak tasarlanmıştır. -
Köprü = çarşı anlayışı yoktur.
Irgandı, Loveç, Ponte Vecchio ve Rialto’da köprü bizzat çarşının kendisiyken; Pulteney’de köprü, ticari işlevi olan mimari bir geçiştir.
Bu nedenlerle Pulteney Köprüsü, mimarlık literatüründe genellikle “üzerinde dükkân bulunan köprü” olarak tanımlanır; ancak “çarşılı köprü” sınıfına dahil edilmez.
Özetle; Pulteney Köprüsü, çarşılı köprü fikrine en çok yaklaşan ama bu tanımı tam olarak karşılamayan istisnai bir örnek olarak değerlendirilir. Bu yüzden dünyada, tarihsel ve mimari ölçütlere göre kabul gören çarşılı köprü sayısı hala dört olarak anılmaktadır.