Girit Adası Ne Zaman ve Nasıl Kaybedildi?

Girit Adası Ne Zaman ve Nasıl Kaybedildi?

Doğu Akdeniz’in önemli adalarından biri olan Girit Adası Osmanlı tarafından ne zaman ve nasıl fethedildi? Girit Adası ne zaman ve nasıl kaybedildi?

Girit Adası...

Doğu Akdeniz’in stratejik adalarından biri olup, coğrafi olarak da Kıbrıs Adası’ndan sonra ikinci büyük adadır. Tarih öncesi çağlara ait arkeolojik birçok  buluntuya rastlanan Girit Adası’nda önce Roma ve daha sonra da Bizans (Doğu Roma) egemenliği yaşandı. Konumu nedeniyle de önemli bir ticari deniz yolu üzerinde olmasından dolayı VII. yüzyılda Arapların da ilgisini çeken önemli bir fetih bölgesi haline gelmiştir.

MS 825 - 826 tarihleri ve 960 tarihleri arasında Müslümanlar adada egemen güç haline geldiler, daha sonra tekrar Bizans toprağı oldu. 1204’de gerçekleşen 4. Haçlı Seferi Konstantinopolis'te olduğu gibi Girit’te de birçok kayba yol açtığı gibi Bizans’ın Girit’i tekrar kaybetmesine neden oldu. XIII. yy'da Girit Venedikliler’in egemenliğine geçti ve bölgede yoğun nüfusa sahip güçlü bir yönetim oluşturdular.

II. Mehmet’in İstanbul’u fethinden kısa süre sonra Ege adaları ele geçirildi ve Türkler Akdeniz’de önemli bir güç haline geldiler. Ancak Osmanlı, Girit adasını tam anlamıyla ele geçirmeyi ancak XVII. yüzyılda başardı. Venediklilerle bitirilen  barış süreci sonrası Girit adasına Osmanlı donanması 1645’te sefer düzenledikten sonra Hanya’yı ele geçirildi. 1647’de Kandiye kuşatılsa da ele geçirilemedi. 1666’da Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa’nın üstün gayretleri ile adanın tamamı feth oldu. Dünya tarihinin en uzun kuşatmalarından biri olan Kandiye Kuşatması yaklaşık 21 yıl sürmüştür.

1669 yılında yapılan bir anlaşma ile Kandiye Osmanlı’ya geçti ve 1715’de yapılan son seferle de ada tamamen Osmanlı kontrolü altına girdi. Osmanlı yönetimi sırasında Hanya, Resmo ve Kandiye olarak ada üçe ayrıldı ve yönetim merkezi Hanya oldu. Osmanlı, 1645 ve 1908 tarihleri arasında Girit Adası'nda güçlü bir şekilde hüküm sürmüştür.

Osmanlı İmparatorluğu'nun Girit Adası'nı kaybediş serüveni 1821’de Yunanistan’da artan bağımsızlık hareketleri ile başlamıştır. Mora Yarımadası’nda başlayan ve tüm bölgelere sıçrayan isyanları bastırma görevini Mehmet Ali Paşa üstlenir. Bu paşa başarısı ve gücü sayesinde Girit yönetimini ele alır ve 10 yıl süresince adada etkili olur. Hani şu bildiğimiz Kavalalı Mehmet Ali Paşa.

Yunan Krallığı kurulduktan sonra Giritli Rumlar da Osmanlı’ya karşı  sürekli isyanlar çıkararak ilhak olmak için çaba harcamaya başladılar. 1866 ve 1869 yılları arasında birçok kanlı isyanı bastıran Osmanlı gücüne, bu kanlı isyanlar oldukça rahatsızlık veriyordu. Huzuru temin için sonunda adada yaşayan Rumlara özel statü ve haklar verilmeye karar verildi.

İsyanların gerçek sebebi; İngiltere, Rusya ve Fransa gibi emperyalist güçlerin oynadıkları siyasi ve askeri ayak oyunlarıdır. 1878’de Halepo Anlaşması ile özel haklar kazanan ada sakinleri, II. Abdülhamit’in anlaşma kurallarına uymaması ve bölge valilerinin başarısız yönetimleri yüzünden  isyan hareketlerini sürdürdü. Dolayısıyla adada kontrol oldukça zorlaşmaya başladı. Osmanlı, adada hakimiyet kurduğu dönemlerde, Rumlara herhangi bir dini ve kültürel baskı uygulamadı ama Ortodoks grupların Katolikler üzerindeki baskıları da isyan hareketlerine sebep oluyordu.

İlginç olan, adada Rum ve Türk nüfus arasında evlilikler de çoğalmıştı ve Osmanlı idaresi bu duruma pek aldırış etmemişti. Genelde Müslümanlar toprak sahibi ve ticaretler uğraşan kişilerdi ve eğitim sistemleri özerkti.

Ayrıca, Girit nüfusunun üçte ikisi Müslüman, üçte biri de Hristiyan’dı. Toplamda 161 cami, 7 medrese ve 31 tekke bulunuyordu.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Girit#/media/Dosya:Crete_-_ethnic_map,_1861.jpg

1897 Osmanlı ve Yunan Savaşını Osmanlı'nın kazanması nedeniyle Girit, kağıt üzerinde Türk toprağı kalmaya devam ederken, Rumlar kendi aralarında özerk bir anayasa hazırladılar. Bu anayasaya göre; Girit’in anadili Rumcadır. Giritli olma sıfatını taşıyacak kimseler, öncelikle ana babasından beri Giritli olanlar, nerede olursa olsun Giritli ana babadan doğmuş olanlardır. Dini telkin yasaktır, eğitim ve öğretim serbesttir, kanunların koruması altındadır. İlköğretim parasız ve zorunludur gibi maddeler bu anayasada yer aldı.

Bu anayasa ile Girit halkı, Osmanlı yönetimi dışında kendine has bir yönetim kurmaya çalıştı ve bu anayasanın oluşumu ilhak çalışmalarının ateşini fitilledi. 6 Ekim 1908’de anayasa sayesinde gerçekleşen meclis Yunanistan’a ilhakını ilan etti. Bu ilhak olayı öncesi, Girit Adası aslen 1897’den beri zaten emperyalist güçlerin işgali altında idi.

Bu arada Girit’in ilhakı Anadolu’da inanılmaz bir infiale neden oldu ve İstanbul basını yayınlarıyla bu olayı protesto etti. Bu oldu bitti şeklinde oluşan ilhak’a henüz Yunan hükümetinden onay da gelmemişti. 1909’da adada bulunan egemen büyük devletler bu koşullarda adada kendi yönetim sistemlerini kurmak istediler. Girit’te İngiliz askerlerin bir süre kalacağı ve sonra yerlerinin Rum askerlere bırakılacağı söyleniyordu. Ardından Girit tam olarak bir Yunan adası olacaktı.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Girit#/media/Dosya:Crete_by_Piri_Reis.jpg

Büyük devletler Müslümanların adada güvence altında olacağına dair temin aldıktan sonra adadan çekilmeye karar verdiler ve Osmanlı’nın Girit’i boşaltması için uzun maddeleri olan sert bir nota sundular. 1910’a kadar ki süreçte Yunanistan’ın Girit’i ilhak etme çabası hızlandı. Adaya Yunanistan’dan devlet memurları tayin edilerek kademeli şekilde intikal etmeye başladılar. Osmanlı devleti, Trablusgarp Savaşı ile uğraşırken emperyalist güçler,  kendi tarafsızlıklarını ilan ederek yeniden adaya egemen olmak istediler. Bu durumdan rahatsızlık duyan Rum tarafı, 1911 Ekim’de Yunanistan’a yine ilhak olmayı istediler.

Bu karışıklık içerisinde 1912’de İngiliz hükümeti, Osmanlı devletine Girit ile ilgili bir beyanat gönderdi. Bu gelişmeler sonucu adada uzlaşmaya gidilemedi ve bir barış anlaşması ortamı oluşmadı.

Bu arada 1908’de apar topar başlayan ilhak girişimlerinin adada yaşayan Müslümanlara faturası ağır oldu. Giritli Türkler, Rumların işkence ve cinayet saldırıları ile karşı karşıya kaldı. Müslümanların mal ve mülklerine gasp olayları ve saldırılar çok yaygınlaştı. 1911’de en tepki çeken olay Osmanlı Devleti için çalışan kadıların adadan sınır dışı edilmesidir. Rum idaresi tarafından Müslümanların tüm eğitim ve öğretim çalışmaları kontrol altında idi. Bu baskılar altında halk canını ve malını koruyamazken sivil halkın silah taşıması da aniden yasaklandı ve silahlarına toptan el konuldu.

Bu koşullarda, Girit Adası'ndan Müslümanların Anadolu’ya göçü 1899 Anayasası imzalanmasından sonra hızlandı. 1912 yılında özellikle İzmir’e göç çok arttı. Giritli Müslümanlara yapılan zulüm ve onların adadan göçe zorlanması Anadolu’nun çeşitli yerlerindeki mitinglerle protesto ediliyordu. Balkan Savaşı sonrası, Londra’daki konferanslara Balkan devletleri, Osmanlı Devleti ve diğer büyük devletler de katıldılar.

Osmanlı Girit konusunda verimkardı, Ege’de herhangi bir adanın kendilerine verilmesi koşuluyla Girit’ten vazgeçmeyi düşünüyordu.

Yoğun görüşmeler sonunda, 30 Mayıs 1913’te imzalanan anlaşma sonucu Osmanlı Devleti, Girit’teki tüm haklarından vazgeçiyordu. 14 Kasım 1913 tarihinde ise Atina’da Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında Atina Antlaşması imzalandı.

Bu anlaşmaya göre; taraflar kendi sınırları içinde kalan topraklarda yaşayan azınlıkların dinsel ve sosyal haklarını teminat altına aldılar.

Atina Anlaşması’nın imzalanmasından tam bir ay sonra 14 Aralık 1913 günü Yunan Krallığı, Girit Adası'na ,Yunan bayrağını çekti ve adanın Yunanistan’a dahil olduğunu tüm dünyaya ilan etti. Böylelikle Osmanlı devletinin Girit’teki hükümdarlığı tamamen sona erdi.

 

Kaynaklar:

ADIYEKE A.Nüket,Türk Basınında Girit’in Yunanistan’a Katılması,Atatürkİlkeleri.deu.edu.tr S.1

TAHMİSCİZADE Macid Mehmet, Girid hatıraları,Tercüman Yayınları,İstanbul,1977

ADIYEKE Nuri,Hikayet i  Azımeti Seferi Kandiya,Yüksek lİsans tezi,Yeniçağ bilim dalı,1988

BAYUR Hikmet Yusuf,Türk İnkilap Tarihi,C.II,T.T.K yayınları,1983, Sayfa 181

 TANSEL Mufid, Arif Ege ve Yunan Tarihi , T.T.K yayınları,Ankara,1971

 SALAHİ Mehmed, Girid Meselesi ,İTÜ yayınları,İstanbul,1967

 ORTAYLI İlber,Tanzimattan bugüne yerel yönetim geleneği,Hil Yayınları,İstanbul, 1985

 ŞİMŞİR BİLAL,Ege sorunu belgeli,II,TTK, Ankara,1976

 BASKIN Oran,Türk Yunan İlişkilerinde Batı Trakya Sorunu,Mülkiyeler Birliği Yayın evi,Ankara 1986

 Umid  / Hanya  26 Ağustos 1325  Ahenk,8 Ağıstos 1325

 Rumuli / Selanik  4 temmuz 1327

 Mecmua yi Kavann i Yunaniye Sayfa 42

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.