Alaçatı'nın Tarihçesi - İsmi Nereden Gelir - Kimler Yaşamıştır

Alaçatı

Alaçatı'nın tarihçesi nedir? Alaçatı ne zaman kimler tarafından kurulmuştur? Alaçatı'nın ismi nereden gelir? Alaçatı nerede ve Alaçatı'ya nasıl gidilir?

Denizler içinde bir yarımada

İrili ufaklı eşsiz koylar ve altın kumlar

Masmavi köpük köpük sular…

Hiç durmadan dört bir yandan esen rüzgar

Gökyüzü ve güneş hep pırıl pırıl…

İşte size son zamanların en gözde tatil beldesi Alaçatı

Yıllık ortalama 330 günü rüzgarlı olan bu belde İzmir’in Çeşme ilçesine bağlıdır. Yazın esen poyraz sıcak yaz aylarında serinliği sağlarken, kışın esen lodos iklimin yumuşamasına sebep… O nedenle Alaçatı’da yaşayanlar burada hep havadan yana mutludurlar. Burada durmadan esen rüzgar, beldenin dünyanın önde gelen sörf merkezlerinden birisi olmasına neden olmuştur.

Antik çağlardan beri yerleşimlere sahne olmuş bu yerin eski adı Agrilia… Önemli İyon kentlerinin ortasında bulunduğu için her daim ekonomiden ve sanattan faydalanma şansını bulmuş insanların yaşadığı yerler buralar… Herodot’un kitabında belirttiği gibi "İyonlar kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü altında ve en güzel ikliminde kurmuşlardır." sözlerinin ispatı gibidir.

12 İyon Kentinden Erythai (Ildırı), Chios (Sakız Adası) ve Klazomenai (Urla) ile çevrilmiş Alaçatı, bu yerler ile ilişkilerini hep iyi tutmuştur. Bilim, felsefe, mimari ve heykeltıraşlık anlamında iyi eğitimler almış insanlar, Agrilia’yı da ziyaret etmeyi unutmamışlar.

İyon tarihi ile erken Osmanlı tarihi arasındaki süreçte Alaçatı ile ilgili olarak çok fazla tarihi bulguya rastlanmazken, Osmanlı’nın ilk dönemlerinde buranın bir “yaya-müsellem” köyü olduğunu biliyoruz. Yani “piyade-süvari”… 1361 tarihinde kurulan ordu teşkilatının bir parçası olan bu birliklerden buraya yerleşen Alacaat Aşireti beldeye de adını verebilmiş.

1830’lu yıllarda bölge Ayanı Hacı Memiş Ağa (Osmanlı’da 1800’lü yıllardan sonra ileri gelen, bölgesel yönetici), depremlerle sarsılan ve gittikçe fakirleşen Sakız Adası’ndaki Rum nüfusu çeşitli işlerde çalışsınlar diye bölgeye davet eder. İşte Alaçatı’nın Rum nüfus ile iç içe yaşamaya başlaması da bu dönemlere rastlar. Sadece Alaçatı değil, Karaburun, Çeşme ve Urla da bu nüfusun gelmesi ile karakteristik olarak değişmeye başlar. Yerli halk savaştayken, Rum nüfus üzüm bağlarında, zeytin bahçelerinde ve zeytinyağı üretim tesislerinde çalışmaya başlar. Zaten aşina oldukları bu işlerde oldukça ileriye giderler ve bölge halkının zenginleşmesine önemli katkıda bulunurlar.

Bu arada Alacaat Köyü (şimdiki Alaçatı) her ne kadar ekonomik gelişme için çaba gösterirken, güneyi bataklık olduğu için bir yandan da sıtma ile savaşmaktadır. Bataklığın kuruması için limana bir kanal açılması kararlaştırılır. Büyük toprak sahibi Türkler, tarlalarını imar edip işlemeleri koşulu ile buraları Rumlara verirler. Rumlar da yukarıda bahsi geçen kanal inşaatında çalışırken, bir yandan da şu anda gözde olan taş evleri inşa ederler.

Birer birer restore edilen bu taş evler 1850 – 1890 yılları arasında inşa edilmiştir. Bu yıllarda Rumlar, denizden birkaç kilometre içeride kurdukları bu yeni köye Alaztata adını verirler. Nüfusun çoğunluğu artık Rumdur ve nüfus 12.000’e ulaşmıştır. Böylesine kalabalıklaşmış bir yerde belediye teşkilatı kurulması gerekliliği ile 1873’te belediye kurulmuştur.

1912’de Balkan Savaşları’ndan kaçan göçmenlerin gelmesi ile Alaçatı’da Rumlar arasında panik ve göç başlar. 1919 İzmir işgali ile de buraya göçen Balkan göçmenleri bir kere daha yaşadıkları yerlerden kopmuş ve Anadolu’nun içlerine göçmüşlerdir. Fakat Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması ile birlikte büyük bir bölümü yeniden Alaçatı’ya dönmüştür. Mübadele anlaşması sonrası Arnavutluk’tan, Kavala’dan, Girit’ten ve Kos Adası’ndan gelen mübadillerden bir bölümü Alaçatı’ya yerleşmişlerdir. Alaçatı nüfusu 10 yıl gibi bir sürede çok hızlı bir değişime uğramıştır.

Alaçatı’nın böylesine popüler bir turizm merkezi olmasının sebeplerinin başında, beldenin orijinal dokusunun korunması yatıyor. En genci 100 yaşında olan taş evler, sokaklarındaki parke taşlar, sabahlara kadar süren yüksek sesli müzik yayınının olmaması, bar veya disko açılmaması, kahvehanelerinde bile plastik sandalye olmaması, buranın kentsel sit alanı ilan edilmesi, tertemiz plajlarının bulunması, dünyanın önde gelen rüzgar sörfü okullarının oldukça kaliteli eğitim vermesi ve ünlü rüzgarı; Alaçatı’yı dünya çapında gözler önüne sermiş ve tanınmış bir merkez olarak turizm piyasasındaki yerini almasını sağlamıştır.

İzmir’e 1 saatlik sürüş mesafesinde olan bu yere geldiğinizde, aracınızı park etmenizi ve bütün beldeyi yürüyerek keşfetmenizi şiddetle tavsiye ederiz. Kömürde karışık kumru yemeyi, değirmenin altında sakızlı kahve içmeyi ve bol bol fotoğraf çekmeyi unutmayın.

 

 

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.