Kaş Gezilecek Yerler: Kaş’ta Görmeniz Gereken 10 Yer

Kaş Gezilecek Yerler

Kaş gezilecek yerler nelerdir? Kaş merkezde nereler gezilir, Kaputaş Plajı ve Kekova gibi popüler noktalar Kaş gezi rotasına nasıl eklenir? Kaş’ı keşfetmeye başlamadan önce görülmesi gereken yerleri bilmek seyahatinizi çok daha keyifli hale getirir.

Hani “anlatılmaz, yaşanır” derler ya… İşte Kaş tam olarak öyle bir yer. Bu küçük Akdeniz kentini gerçekten tanımak için önce sokaklarında dolaşmak, denizine girmek ve Kaş gezilecek yerler arasında öne çıkan noktaları keşfetmek gerekir. Yine de Kaş’ı keşfetmeye başlamadan önce işinizi biraz kolaylaştırmak için Kaş gezilecek yerler listesi hazırladık ve görmeniz gereken 10 önemli noktayı bir araya getirdik.

Kaş, bir kez gidildiğinde kolay kolay unutulmayan yerlerden biridir. Tatil planları yapılırken çoğu zaman insanın aklına ilk gelen yerlerden biri olur. Büyük otellerin ve yüksek binaların arasında kaybolmazsınız burada. Aksine küçük bir kasabada, sanki uzun zamandır tanıdığınız bir yerdeymişsiniz gibi rahat hissedersiniz kendinizi. Bu yüzden Kaş’a gidenlerin çoğu bir süre sonra yeniden gelmenin planlarını yapmaya başlar.

Adı gibi büyük bir yerleşim değildir Kaş ama merkezinden çevresine kadar oldukça zengin bir coğrafyaya sahiptir. Arnavut kaldırımlı sokaklarda yürürken iki katlı beyaz evlerin, begonvillerin ve küçük dükkanların arasında dolaşırsınız. Her köşe başı neredeyse ayrı bir fotoğraf karesi gibidir.

Kaş aynı zamanda coğrafi yapısıyla da dikkat çeker. Adriyatik kıyılarında, özellikle Dubrovnik çevresinde gördüğümüz Dalmaçya tipi kıyı oluşumunun Türkiye’deki en belirgin örneklerinden biri burada bulunur. Küçük ama canlı bir merkezin çevresinde ise Patara’dan Xanthos’a, Kalkan’dan Kekova’ya kadar uzanan tarihi ve doğal zenginlikler yer alır.

Üstelik Kaş’ın hemen karşısında, yaklaşık iki kilometre uzaklıkta bir ada yükselir: Meis Adası. Gitmeseniz bile denize baktığınızda onu sürekli görürsünüz. Bunun yanında Kaş, Türkiye’de dalış turizminin en önemli merkezlerinden biridir. Likya Bölgesi’nin önemli bir bölümünü kapsayan bu coğrafya, aynı zamanda çok sayıda Likya kentine de ev sahipliği yapar.

Kaş Nerede, Kaş’a Nasıl Gidilir?

Kaş, Antalya’nın en batısında yer alan küçük ama oldukça popüler bir Akdeniz ilçesidir. Batısında bulunan Fethiye’ye yaklaşık 105 kilometre, Antalya şehir merkezine ise yaklaşık 190 kilometre uzaklıktadır.

Hangi yönden gelirseniz gelin, Kaş’a yaklaşırken yolculuğunuzun kendisi bile bu bölgenin ne kadar özel olduğunu hissettirmeye başlar. Virajlı yollar boyunca bir tarafta masmavi Akdeniz, diğer tarafta makilerle kaplı tepeler size eşlik eder. Her virajı döndüğünüzde denizin rengi biraz daha belirginleşir ve Akdeniz’in o karakteristik manzarası yavaş yavaş ortaya çıkar.

Kaş’a doğru ilerledikçe, doğanın ve denizin iç içe geçtiği bu kıyı şeridi adeta varacağınız yerin habercisi gibidir. Daha ilçeye varmadan bile Kaş’ın neden bu kadar sevildiğini anlamaya başlarsınız.

Kaş Tarihi

Kaş dendiğinde akla ilk gelen uygarlık kuşkusuz “Işık Ülkesi” olarak da bilinen Likya’dır. Teke Yarımadası olarak adlandırılan bu bölgeyi kapsayan Likya’nın önemli kentlerinden biri olan Antiphellos’un üzerine kurulmuştur bugünkü Kaş.

Aslında Antiphellos, Torosların eteklerinde bulunan Phellos kentinin limanıydı. Yani o dönem için Phellos’un dünyaya açılan kapısıydı diyebiliriz. Bu ilişkiyi anlamak için Myra ile Andriake’yi düşünmek yeterli. Myra ana kent, Andriake ise onun limanıydu. Antiphellos da aynı şekilde Phellos’un limanı olarak ortaya çıkmış.

Kent tarihinin M.Ö. 700’lere kadar uzandığı biliniyor. Ama o dönemlerden günümüze kalan en belirgin yapı kuşkusuz Antiphellos Tiyatrosu. Denize bakan konumuyla zaten Kaş’ın en dikkat çekici tarihi yapılarından biri. Bunun dışında çarşı içinde karşınıza çıkan Likya tipi lahidi de unutmamak lazım.

Likya’nın başkenti olan Patara’yı ve bu coğrafyayı keşfetmenin en güzel yollarından biri de Kaş’tan geçen Likya Yolu’nu yürümek. Tabii doğru mevsimde ve hazırlıklı olmak şart. Yoksa dünyanın en güzel yürüyüş rotalarından biri bir anda yorucu bir maceraya dönüşebilir.

Likya Uygarlığı’nın tarihinin M.Ö. 2000’lere kadar uzandığı düşünülürse Kaş ve çevresinde bu kültürün izlerini görmek hiç de şaşırtıcı değil. Bölge tarih boyunca Perslerin, Büyük İskender’in, Roma ve Bizans’ın egemenliğinde kalmış. Daha sonra Selçuklular, Teke Beyliği derken 1426 yılında Osmanlı topraklarına katılmış. Kurtuluş Savaşı yıllarında kısa bir süre İtalyan işgali yaşamış olsa da bugün Akdeniz’in en sevilen merkezlerinden biri.

Bodrum ya da Çeşme gibi çok medyatik olmasa da Kaş’ın kendine has bir havası var. Yaz aylarında oldukça kalabalık oluyor ama Kaş’ın tadını gerçekten çıkarmak isteyenler için mayıs, eylül ve ekim ayları bence çok daha güzel zamanlar.

Zaten Kaş ve çevresi gezilecek yer konusunda oldukça bonkör. Merkezin o kendine has atmosferinden biraz uzaklaşabilirseniz, çevrede de sizi bekleyen çok sayıda doğal ve tarihi güzellik var.

Kaş Gezilecek Yerler

Kaş küçük bir kasaba gibi görünse de gezilecek yer açısından oldukça zengindir. İşte Kaş’ta mutlaka görülmesi gereken yerler:

  • Kaş Merkez
  • Antiphellos Tiyatrosu
  • Çukurbağ Yarımadası
  • Kalkan
  • Kaputaş Plajı
  • Patara Antik Kenti ve Plajı
  • Xanthos – Letoon Antik Kentleri
  • Kekova
  • İslamlar Köyü
  • Meis Adası

Kaş küçük bir kasaba gibi görünse de gezilecek yer açısından oldukça zengin bir bölge. Merkezinden başlayıp çevresine doğru uzanan bu rotalarda hem tarihi hem de doğal güzellikleri bir arada görmek mümkün. Şimdi gelin Kaş’ta mutlaka görmeniz gereken yerlere tek tek bakalım.

1. Kaş Merkez

Dar, arnavut kaldırımlı sokakları, cumbalı evleri ve begonvilleriyle Kaş merkez, insanın kendini hemen huzurlu hissettiği yerlerden biri. Küçük bir liman, bir meydan ve arkasında arnavut kaldırımlı sokakların başladığı bir yokuş… O yokuşun sonunda da Kaş’ın simgelerinden biri olan lahit sizi karşılar. Çarşı içindeki taşlar yer yer kaygan olabilir, yürürken biraz dikkat etmek gerekir ama etraf o kadar güzel ki insan söylenemiyor bile.

Bahsettiğimiz bütün bu bölgenin bulunduğu mahallenin adı Andifli. Aslında bu isim, Kaş’ın antik dönemindeki adı olan Antiphellos ile de oldukça uyumlu.

Kaş merkezde liman ve meydan çevresi kafe ve restoranlarla dolu. Ne yemek istediğinize karar verdiyseniz gönül rahatlığıyla istediğiniz mekana oturabilirsiniz. Uzun Çarşı’dan yukarı doğru yürürken renkli dükkanlar, el işi ürünler, takılar ve kıyafetler görürsünüz. Çoğu da Kaş’a özgü, başka yerlerde kolay kolay karşılaşamayacağınız türden.

Bodrum ya da Marmaris’te olduğu gibi kimsenin sizi zorla içeri davet etmeye çalışmadığını da fark edersiniz. Sokaklarda rahat rahat dolaşır, dükkanlara istediğiniz gibi girip çıkarsınız. Aynı rahatlık restoranlar için de geçerli.

Yokuşun sonunda karşınıza çıkan Likya tipi lahit, Kaş’ın en bilinen simgelerinden biri. Gerçi limandan otogar tarafına doğru yürürken yol ortasında da bir lahit var ama çarşı içindeki başka. Kaş’a gelenlerin hemen hemen hepsi burada fotoğraf çektirir.

Liman, meydan ve çarşı çevresinde konaklayabileceğiniz küçük oteller ve pansiyonlar da bulunuyor. Kaş’ta resort ya da devasa tatil köyleri pek görmezsiniz. Zaten Kaş’a gelmişken böyle büyük komplekslerde kalmanın da pek anlamı yok.

Çarşıdan doğuya doğru yürüyüp yokuşu aştığınızda ise konaklama tesislerinin biraz daha yoğun olduğu bölgeye ulaşırsınız. Burası bir bakıma Kaş’ın oteller bölgesi sayılabilir.

🔸 Merkezde ne yapılmalı, ne yenmeli?

Uzun Çarşı’da ağır ağır yürüyün, dükkanlara bakın, sokakların tadını çıkarın.

Çarşıdaki Likya lahidiyle bir fotoğrafınız mutlaka olsun.

Kaş meydanında sıkça göreceğiniz lezzetlerden biri de tava dondurma. Uzakdoğu’dan çıkan bu dondurma türü, seçtiğiniz meyvelerle rulo şeklinde hazırlanıyor. Yapılışını izlemek de en az yemek kadar keyifli. Bunun yanında Antalya’ya özgü yanık dondurmayı da denemenizi öneririm.

Yemek konusu tabii ki damak zevkine göre değişir ama Kaş’ta herkesin kendine göre bir şey bulması kolay. Bir şey özellikle söylemek gerekirse, Kaş ülkemizde kalamarı en güzel yiyebileceğiniz yerlerden biri.

🟠 Kaş merkezde yapılabilecek birkaç küçük öneri:

  • Uzun Çarşı’da yürüyüş
  • Likya lahidi ile fotoğraf
  • Antiphellos Tiyatrosu’nda gün batımı
  • Liman çevresinde akşam yemeği

2. Antiphellos Tiyatrosu

Kaş, yukarıda da bahsettiğimiz gibi Antiphellos adıyla bilinen antik kentin üzerine kurulmuş. Likya dilinde ise bu kentin adı Habesos olarak geçiyor. Torosların eteklerinde bulunan Phellos kentinin limanı olarak kurulduğunu düşünürsek zamanla zenginleşmesi de pek şaşırtıcı değil.

Yüzyıllar boyunca ticaret ve süngercilik bu kentin gelişmesinde önemli rol oynamış. Başlangıçta bir liman yerleşimi olan Antiphellos zamanla gerçek bir kent kimliği kazanmış. Bu süreçte kentte birçok yapı inşa edilmiş ama günümüze kadar en sağlam şekilde ulaşanlar lahitler, kaya mezarları ve tiyatro olmuş.

Antiphellos Tiyatrosu, M.Ö. 1. yüzyıla tarihlenen Hellenistik bir tiyatro. Teknik özellikleri oldukça fazla ama basitçe söylemek gerekirse yamaca yaslanmış ve tamamen denize bakacak şekilde konumlandırılmış. Bu tiyatronun manzarası gerçekten farklı. Karşınızda masmavi Akdeniz… İnsan ister istemez “Bu manzara varken insanlar gerçekten sahnedeki oyuna odaklanabiliyor muydu?” diye düşünmeden edemiyor.

Yaklaşık 4000 kişilik kapasitesi olan tiyatro günümüzde restore edilmiş durumda ve zaman zaman çeşitli etkinliklerde de kullanılıyor.

Tiyatroya ulaşmak da oldukça kolay. Yukarıdan Kaş limanına doğru iniyormuş gibi düşünün. Limana gelmeden sol tarafta Merkez Camii’ni göreceksiniz. Tam o noktadan sağa döndüğünüzde 5–10 dakikalık kısa bir yürüyüşten sonra tiyatro karşınıza çıkıyor.

Tiyatronun 26 basamaklı oturma sıralarının en üstüne çıkıp manzaraya baktığınızda, Kaş’ın neden bu kadar sevildiğini daha iyi anlıyorsunuz.

3. Çukurbağ Yarımadası

Kaş’a doğru yaklaşırken uzaktan bakıldığında çoğu kişinin ada sandığı, fakat yaklaştıkça anakaraya bağlı olduğu anlaşılan çalılarla ve kayalıklarla kaplı bir çıkıntı görürsünüz. İşte burası Çukurbağ Yarımadası. Anakaradan yaklaşık 5 kilometre boyunca Akdeniz’e doğru uzanan bir yarımada. Kabaca söylemek gerekirse antik tiyatronun bulunduğu bölgeden başlar. Sanki Kaş, Meis’e ulaşmak ister gibi elini uzatmış da tam yetişememiş gibi bir görüntüsü vardır.

Yarımada üzerinde konaklayabileceğiniz çok güzel butik oteller bulunuyor. Akdeniz ve Meis manzarasına karşı oldukça keyifli bir tatil geçirmek mümkün. Ayrıca Çukurbağ Yarımadası’nda denize girebileceğiniz çeşitli koylar, plajlar ve beach işletmeleri de bulunuyor.

Bunların içinde en meşhur olanlardan biri Hidayet Koyu. Bizce de yarımadanın en güzel yerlerinden biri. Denizin mavisinin farklı tonlarını burada görmek mümkün. Sahil kısmı yer yer kayalık, yer yer kumluk alanlardan oluşuyor ama koyun kendine özgü bir güzelliği var. Buradaki işletmelerde şezlong ve şemsiye kiralayabilir, gün boyu denizin ve manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Yarımada üzerindeki bir diğer seçenek ise Küçük Çakıl Plajı. Yarımadaya girerken sağ tarafta, kayalıkların arasında kalan küçük bir kumsal. Adından da anlaşılacağı gibi sahili küçük çakıllardan oluşuyor ama rahatsız edici değil. Suyu ise genellikle biraz daha serin.

Biraz ileride ise Kaş Belediyesi Halk Plajı bulunuyor. Denizi zaman zaman dalgalı olabiliyor ama Kaş’ın birçok yerinde olduğu gibi deniz ayakkabısı kullanmak rahatlık sağlayabilir. Halk plajı olması nedeniyle de Kaş’taki en uygun fiyatlı denize girme noktalarından biri sayılabilir.

🟠 Çukurbağ Yarımadası’nda denize girilecek yerler:

  • Hidayet Koyu
  • Küçük Çakıl Plajı
  • Kaş Belediyesi Halk Plajı

4. Kalkan

Kalkan, Kaş’tan Fethiye yönüne doğru virajlı sahil yolunda yaklaşık 30 kilometre gittikten sonra karşınıza çıkan küçük bir tatil beldesi. Günümüzde idari olarak Kaş’a bağlı bir mahalle olsa da havası ve dokusuyla kendine özgü bir karaktere sahip.

Özellikle yaz aylarında Kalkan’da İngiliz turistlerin yoğunluğu hemen dikkat çeker. Bu yüzden yazın sokaklarında dolaşırken kendinizi zaman zaman küçük bir İngiliz kasabasında geziyormuş gibi hissedebilirsiniz.

Küçük butik otelleri, kiralık villaları ve dar sokaklarıyla sıcak bir Akdeniz kasabasıdır Kalkan. Kaş kadar eski bir geçmişi yok aslında. Yaklaşık 150–200 yıl önce Meis Adası’ndan gelenler tarafından kurulduğu biliniyor. Kalkan’ın eski adı ise Kalamaki.

Bugün Kalkan özellikle restoranları, manzaralı terasları ve sakin atmosferiyle tanınıyor. Akşam saatlerinde liman çevresinde dolaşıp deniz manzarasına karşı yemek yemek gerçekten ayrı bir keyif.

Denize girmek isteyenler için ise limanın biraz ilerisinde bulunan Kalkan Halk Plajı güzel bir seçenek. Kalkan’ın biraz dışında yer alan Fırnaz Koyu da çevrede denize girilebilecek en güzel koylardan biri.

Eğer Kaş’ta birkaç gün kalacaksanız, yarım gününüzü ayırıp Kalkan’a uğramak güzel bir fikir olabilir.

5. Kaputaş Plajı

Kaş’ta nerede denize girilir?” sorusuna verilecek ilk cevaplardan biri kuşkusuz Kaputaş Plajı. Aynı zamanda Kaş’ın ve hatta Türkiye’nin dünya tanıtımlarında sıkça kullanılan yerlerinden biri.

Kaş ile Kalkan arasında yer alan Kaputaş Plajı, Kaş’a yaklaşık 20 kilometre, Kalkan’a ise 7 kilometre uzaklıkta. Aslında burası derin bir kanyonun denize açıldığı noktada oluşmuş doğal bir plaj.

Bu taraflara yolunuz düşerse ne yapın ne edin, mutlaka burada denize girin. Yol kenarında olmasına rağmen plaja ulaşmak sanıldığı kadar kolay değil. Bunun nedeni doğal şartlardan çok yoğunluk ve park yeri sıkıntısı. Aracınızı bırakabileceğiniz bir yer bulmak bazen zor olabiliyor. Bu yüzden erken saatlerde gitmek iyi bir fikir. Park derdiyle uğraşmak istemezseniz toplu taşımayla da ulaşmak mümkün.

Aşağı inmeden önce plajı mutlaka yukarıdan bir süre izleyin. Açık sarı kumdan başlayıp denizin beyaz köpüklerine, oradan da turkuazın en açık tonlarından koyu maviye doğru uzanan renk geçişi gerçekten etkileyici.

Plaja ulaşmak için 186 basamaklı merdiveni inmeniz gerekiyor. Kaputaş Plajı, Kaş Belediyesi tarafından işletiliyor ve giriş ücretsiz. Plajda çay, kahve, tost, hamburger ve gözleme gibi şeyler bulabileceğiniz küçük bir işletme de var. Fiyatlar da Kaş’a göre oldukça makul sayılır.

Sahil küçük çakıllardan oluşuyor ama rahatsız edici değil. Denizi ise Akdeniz’de birçok yerde olduğu gibi hızlı derinleşiyor ve zaman zaman dalgalı olabiliyor.

Tabii işin bir de dönüş kısmı var. Aşağı inerken çok fark edilmeyen o merdivenleri çıkmak gerekiyor ve itiraf etmek lazım, çıkması inmeye pek benzemiyor. Ama Kaputaş Plajı için bu zahmete fazlasıyla değer. Eğer buraya kadar gelip sadece yukarıdan bakıp ayrılırsanız, büyük ihtimalle bir süre sonra aklınızdan şu cümle geçecek:

“Keşke girseydim.”

🟠 Kaputaş Plajı hakkında kısa bilgiler:

  • Kaş’a uzaklık: 20 km
  • Kalkan’a uzaklık: 7 km
  • Merdiven sayısı: 186
  • Giriş: Ücretsiz

6. Patara Antik Kenti ve Plajı

Antalya ile Muğla sınırında, yani Kaş ile Fethiye arasında bulunan Patara Antik Kenti, bu bölgeye geldiğinizde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Burası aynı zamanda Likya Birliği’nin başkenti ve üç oy hakkına sahip altı önemli kentinden biri.

Kentte en çok dikkatinizi çekecek yapı kuşkusuz Likya Meclis Binası. Dünyanın en eski meclis yapılarından biri olarak kabul edilen bu yapı, Patara’yı özel kılan en önemli unsurlardan biri. Bunun dışında tiyatro, sütunlu cadde, hamamlar ve Medius Modestus Takı da antik kentte görebileceğiniz yapılar arasında.

Patara’nın bir diğer önemli özelliği ise St. Nicholas’ın (Noel Baba) doğduğu yer olarak kabul edilmesi. Mitolojik anlatılara göre tanrı Apollon’un doğum yeri olarak da bilinir.

Antik kentin hemen yanında ise yaklaşık 12 kilometre uzunluğunda Patara Plajı bulunuyor. Kum tepeleriyle oldukça geniş bir alana yayılan bu plaj aynı zamanda Caretta caretta kaplumbağalarının da yaşam alanı.

Patara hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz Patara Antik Kenti Gezi Rehberi yazımıza da göz atabilirsiniz.

7. Xanthos – Letoon Antik Kentleri

Likya’nın birbirine oldukça yakın iki önemli kenti olan Xanthos ve Letoon, Patara’da olduğu gibi Antalya ile Muğla sınırında yer alıyor. Xanthos Kaş sınırlarında, Letoon ise Fethiye tarafında bulunuyor.

Her iki kent de UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Likya’nın en önemli şehirlerinden biri olan Xanthos aynı zamanda Likya Birliği’nde üç oy hakkına sahip kentlerden biri. Tarih boyunca özgürlüklerine düşkünlükleriyle bilinen Xanthos halkının, bağımsızlıklarını kaybetmemek için iki kez toplu intihar ettiği de antik kaynaklarda anlatılır.

Kentte Harpyler Anıtı, tiyatro, agora, Likçe yazıtlar ve nekropol alanı en dikkat çeken kalıntılar arasında.

Xanthos’a sadece 6 kilometre uzaklıkta bulunan Letoon ise Likya’nın kutsal şehirlerinden biri. Adını Apollon ve Artemis’in annesi Leto’dan alır. Kentte Leto, Artemis ve Apollon’a adanmış üç tapınak bulunur.

Xanthos ve Letoon hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz Xanthos Antik Kenti – Letoon Antik Kenti yazılarımıza da göz atabilirsiniz.

8. Kekova

Kaş’a yaklaşık 33 kilometre uzaklıktaki Üçağız ve biraz ilerisindeki Kaleköy’ün hemen karşısında yer alan Kekova, günümüzde Batık Şehir olarak bilinen antik yerleşime ev sahipliği yapıyor.

Kaş’ta yapılabilecek en güzel aktivitelerden biri de tekne turları. Kaş limanından ya da Üçağız’dan kalkan bu turlar sayesinde Kekova çevresindeki koyları gezebilir ve deprem sonrası bir kısmı su altında kalan Dolchiste kentinin kalıntılarını denizin içinden görebilirsiniz.

Bölge sit alanı olduğu için batık kalıntıların bulunduğu yerde denize girmek yasak. Ancak tekne turları sırasında Hamidiye, Tersane ve Akvaryum koyu gibi oldukça güzel koylarda yüzme molaları veriliyor.

Kekova aynı zamanda dar bir alanda üç farklı antik yerleşimi bir arada görebileceğiniz nadir bölgelerden biri:

  • Üçağız (Theimussa)
  • Kaleköy (Simena)
  • Kekova (Dolchiste)

Özellikle Kaleköy’de bulunan Simena Tiyatrosu, Anadolu’nun en küçük antik tiyatrosu. Kısa bir yürüyüşle tiyatronun bulunduğu noktaya çıkıp Kekova’yı tepeden izlemek gerçekten güzel bir deneyim.

Kekova Adası da yakın tarihte ilginç bir geçmişe sahip. 1932 yılına kadar İtalya’nın elinde bulunan ada, yapılan görüşmeler sonucunda aynı yıl Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakılmış.

Kekova hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz Kekova Gezi Rehberi yazımıza da göz atabilirsiniz.

9. İslamlar Köyü

İslamlar Köyü, Kaş’a yaklaşık 37 kilometre uzaklıkta ve Kalkan’dan sadece 10–15 dakikalık bir yolculukla ulaşabileceğiniz bir yerde. Toros Dağları’nın eteklerinde, yeşillikler içinde sakin bir tatil geçirmek isteyenler için oldukça güzel bir alternatif.

Karşınızda Kalkan ve Akdeniz manzarası bulunan köyde özellikle villa konaklamaları oldukça yaygın. İslamlar Köyü’nün eski adı ise Bodamya.

Tepelerde yer yer Likya dönemine ait kaya mezarlarını da görebileceğiniz bu köy, kalabalıktan uzak, sakin ve doğayla iç içe bir tatil geçirmek isteyenler için ideal yerlerden biri.

10. Meis Adası

Kaş’a geldiniz… Her kaşın altında bir göz olduğunu düşünürsek, bizim Kaş’ın gözü de Meis Adası diyebiliriz. Kaş’a yaklaşık 2 kilometre mesafede. Yani arada bir kara bağlantısı olsa, yaklaşık 20 dakikada yürüyerek gidilebilecek kadar yakın.

1911 yılında yaşanan Trablusgarp Savaşı sonrasında İtalya ile imzalanan Uşi Antlaşması ile Libya ve On İki Adalar İtalya’ya bırakılmıştı. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ise Meis Adası Yunanistan’a geçti. Bugün zaman zaman siyasi tartışmalara konu olsa da Kaş’a kadar gelmişken günübirlik de olsa ziyaret edilebilecek bir yer.

Adaya gitmek için Schengen vizesi ya da dönem dönem uygulanan On İki Adalar için kısa süreli vize ile geçiş yapılabiliyor. Tabii bu uygulamalar ülkeler arasındaki gelişmelere göre zaman zaman değişebiliyor.

Bizim Meis dediğimiz ada, Yunanca Megisti olarak adlandırılıyor. Ayrıca Kastellorizo ismi de kullanılıyor. Kastellorizo, İtalyanca “kızıl kale” anlamına geliyor. St. Jean Şövalyeleri adada hakimiyet kurduklarında, çevredeki kızıl kayalardan dolayı bu isimle anılmaya başlanmış.

Adada küçük bir askeri havaalanı bulunuyor ve sadece tek bir yerleşim var. Nüfusu ise yaklaşık 400 kişi civarında. Zaten ada o kadar küçük ki yürüyerek rahatlıkla gezilebiliyor.

Dil konusunda da çok fazla sorun yaşamıyorsunuz çünkü adalıların en önemli geçim kaynaklarından biri Türk turistler. Hatta Meis’te yaşayan birçok kişi günlük ihtiyaçlarını Kaş’tan karşılıyor.

Bir bakıma Meis, Kaş’ın daha az betonlaşmış hali gibi. Liman çevresinde yan yana sıralanmış renkli evleriyle oldukça güzel bir atmosfere sahip.

Restoranlarda da Yunan mutfağına ait birçok lezzeti bulabilirsiniz. Kurutulmuş ahtapot, kalamar, kalamar dolma, Greek salad… Bunları söyleyince yanına bir de ouzo ekleyenler az değil. Bunun dışında çeşitli mezeler ve mevsim balıklarını da tatma şansı var.

Kaş'ta Nerede Kalınır?

Kaş’ta konaklama seçimi çoğu zaman sadece haritaya bakılarak yapılmaz. Çünkü burası düz bir sahil kasabası değil; merdivenli sokakların, eğimli yolların ve denize doğru açılan manzaraların olduğu bir yerleşimdir. Aynı ilçe sınırları içinde bile sabah uyandığınız manzara ve gün içinde harcadığınız efor değişebilir.

Bazı oteller çarşıya birkaç dakika mesafededir ama pencereden denizi göremezsiniz. Bazıları ise denizin tam üstündedir; gün batımında manzara etkileyicidir fakat akşam yemeğine yürümek için araç gerekir. Kaş’ta konaklama kararı genellikle bu iki tercih arasında verilir.

Kaş’ta konaklama için en popüler bölgeler

🔸 Kaş Merkez: Çarşıya, limana ve restoranlara yürüyerek ulaşabileceğiniz hareketli bölge

🔸 Çukurbağ Yarımadası: Deniz manzaralı butik oteller ve daha sakin bir atmosfer

🔸 Kalkan: Teraslı mimarisi ve romantik akşam manzaralarıyla bilinen küçük tatil kasabası

🔸 İslamlar Köyü: Doğa içinde, özel havuzlu villalar ve daha izole bir konaklama deneyimi

Kaş merkezde konaklamak demek sabah kapıdan çıktığınızda doğrudan hayatın içine karışmak demektir. Liman, küçük çarşı, restoranlar ve dalış tekneleri birkaç dakikalık yürüyüş mesafesindedir. Çukurbağ Yarımadası ise daha sakin bir atmosfer sunar; birçok otel denize karşı konumlanır ve gün batımı manzaraları oldukça etkileyicidir.

Son yıllarda özellikle İslamlar Köyü ve Kalkan çevresindeki villa konaklamaları da oldukça popüler hale gelmiştir. Doğa içinde daha izole bir tatil isteyenler için bu bölgeler farklı bir alternatif sunar.

Kaş’ta hangi bölgede kalmanın daha uygun olacağını, merkez ile Çukurbağ Yarımadası arasındaki farkları ve bölgelere göre konaklama önerilerini detaylı şekilde anlattığımız 👉 Kaş’ta Nerede Kalınır? yazımıza da göz atabilirsiniz.


Kaş küçük bir kasaba gibi görünse de aslında çevresiyle birlikte oldukça zengin bir gezi rotası sunuyor. Antik kentlerden turkuaz koylara, sakin köylerden küçük adalara kadar bu bölgede keşfedecek çok şey var.

Bir kez Kaş’a geldiğinizde neden insanların buraya tekrar tekrar dönmek istediğini daha iyi anlıyorsunuz. Belki de Kaş’ın en güzel tarafı tam da bu: Sizi bir şekilde kendine bağlaması.

Kaş Hakkında Sık Sorulan Sorular

Kaş kaç günde gezilir?

Kaş merkez küçük bir yer olduğu için bir günde rahatlıkla gezilebilir. Ancak Kaputaş Plajı, Kekova, Patara ve çevredeki antik kentleri de görmek isterseniz Kaş için en az 2–3 gün ayırmak çok daha keyifli olur.

Kaş’ta denize girilecek en güzel yerler neresi?

Kaş’ta denize girmek için en çok tercih edilen yerler arasında Kaputaş Plajı, Küçük Çakıl Plajı, Hidayet Koyu ve Kaş Belediyesi Halk Plajı bulunuyor. Tekne turlarıyla ise Kekova çevresindeki koylarda yüzme molası verme fırsatı da var.

Kaş’a ne zaman gidilmeli?

Kaş yaz aylarında oldukça hareketli oluyor. Ancak daha sakin bir atmosfer arıyorsanız mayıs, eylül ve ekim ayları Kaş’ı gezmek için en güzel zamanlar arasında.

Kaş’tan Meis Adası’na gidilebilir mi?

Evet, Kaş’tan günübirlik feribot seferleriyle Meis Adası’na geçmek mümkün. Schengen vizesi ya da dönem dönem uygulanan kısa süreli ada vizeleri ile adayı ziyaret edebilirsiniz.

Kaş’ta ne yenir?

Kaş özellikle kalamar ve deniz ürünleri ile ünlü. Bunun yanında liman çevresindeki restoranlarda taze balık, mezeler ve Akdeniz mutfağına ait birçok lezzeti bulabilirsiniz.

Kaş neden bu kadar popüler?

Kaş’ı özel yapan şey sadece denizi değil. Antik kentler, turkuaz koylar, küçük sokaklar ve sakin atmosferiyle Kaş, Türkiye’de en karakterli tatil kasabalarından biri olarak görülüyor.

SÖZLEŞME

Bu internet sitesine girilmesi veya mobil uygulamanın kullanılması sitenin ya da sitedeki bilgilerin ve diğer verilerin programların vs. kullanılması sebebiyle, sözleşmenin ihlali, haksız fiil, ya da başkaca sebeplere binaen, doğabilecek doğrudan ya da dolaylı hiçbir zararlardan REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını, tarafımdan internet sitesinde E-Bültene üye olmak için veya başkaca bir sebeple verdiğim kişisel verileri, özellikle de isim, adres, telefon numarası, e-posta adresi, banka bilgisi, yaş ve cinsiyetle ilgili benzeri bilgileri kendi rızam ile paylaştığımı, REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun nin bu bilgileri kullanmasına muvafakat ettiğimi, bu bilgilerin 3.gerçek ve/veya tüzel kişilerin eline geçmesi ve bu şekilde olumsuz yönde kullanılması halinde ve/veya bu bilgilerin başkaca kişiler ile paylaşılması halinde REHBERNAME A.Ş. ('REHBERNAME') nun sorumluluğunun olmadığını gayri kabili rücu, kabul, beyan ve taahhüt ederim.